Fotoğrafta Gerçeklik

A+ A-

            Fotoğraf, icat edildiğinden beri görüntünün gerçekliğini sunma konusunda diğer görsel sanatlara göre daima önde olmuştur. Fotoğrafın nesneleri tıpa tıp aktarabilmesi, çoğaltılabilmesi ve kolaylıkla paylaşılabilme özelliği daima onu popüler hale getirmiştir. Fotoğraf tarihi boyunca fotoğrafın dünyayı doğru ve nesnel bir şekilde ortaya koyduğu düşüncesi hep var olmuştur. Ünlü yazar ve sanat eleştirmeni John Berger’de bu konuda  ‘fotoğraf yalan söylemez’ der.

            Fotoğrafın gerçeklikle ilişkisi doğruyu gösterme ve belgesel fotoğraf üzerinden ele alınmıştır. John Berger de fotoğrafın bir konunun taklidinin ya da yorumunun olmadığını gerçeğin bir belgesi olduğunu savunmaktadır.

            Walter Benjamin fotoğraf ‘gerçekliği yakına getirir’ der.

            Jean Baudrillard, ‘fotoğraf için nesnelerin bir kurmacasıdır’ der. Ona göre bir görüntü değil kurmacadır fotoğraf. Nesnelerin görüntüsünün kurmacasıdır aslında. Bir yandan da temsilin kendisi ile gerçek dayanışma halindedir.

            Fotoğrafın gerçeği olduğu gibi aktarma yani ‘nesnel gerçekliği’ yansıtma özelliği  post-modernizmle birlikte sorgulanmaya başlanmıştır. Burada fotoğrafçı kendi öznel gerçekliğini yaratmaktadır. Vurgulamak istediği konuları kendi zihinsel süzgecinden geçirerek izleyiciye sunmaktadır. Yani konuyu fotoğrafçı kendisi belirler, bir çerçeve çizer vurgulamak istedikleri bu çerçevenin içinde kalırken, seçmediği öğelerde çerçeve dışına itilmiş olur. Yani fotoğrafçı, dış dünyayı kendi öznel gerçekliğine göre ele alıp yorumlar. Kendi öznel gerçekliğini yaratırken de içinde yaşadığı toplum, bilgi birikimi, olayları algılayış biçimi, inançları ve estetik değerleri önemli bir rol oynar.

                John Berger, ‘fotoğraf, fotoğrafçının tanık olduğu belirli bir hadiseyi ya da gözüne çarpan belirli bir nesneyi kaydedilmeye değer bulduğuna ilişkin kararının sonucudur’  der.

            Fotoğrafta gerçeklik konusunu ele alırken asıl üzerinde durmak istediğim konu kurgusal gerçekliktir. Modernist dönemde fotoğrafçı, konusunu kendisi bulmalı, gerçekliğe müdahale etmemeliydi. Nesnel bir gerçeklikle nesneleri ya da olayları ortaya koymalıydı. Postmodernizm de ise bunun tersi bir durum söz konusudur. Fotoğrafçı kendi konusunu kendi tasarlamalıdır. Kullandığı tekniklerde fotoğrafçı serbesttir, gerekirse manipülasyon dahi yapabilir. Sanatçının yaratıcılığı, nesnel gerçekliğe ne kadar karşı geldiğiyle de ölçülebilir postmodernizmde.

            Kurgusal gerçeklikte fotoğrafçının nesneye müdahale ederek konuyu kendi bakış açısıyla düzenlemesi ve kendi gerçekliğini yaratması söz konusudur. Fotoğrafçı, çekim öncesi ve sonrasını tasarlayarak istediği görüntüyü izleyiciye sunar.

            Fotoğraf tarihinde ilk bilinen kurgusal fotoğraf Hippolyte Bayard’a aittir. Burada Bayard kendisini çekmiştir. Uykuda gibi poz vermiş, elleri ve yüzü çürümüşlüğü simgelemek için koyu renkle gösterilmiştir. Fotoğrafta intihar sahnesi kurgusal bir şekilde yaratılıp aktarılmıştır.

 

                        Le Noyé (Boğulmuş bir adam olarak öz portre)  Hippolyte Bayard 

            Kurgusal fotoğraf alanında fotoğraflar veren bir diğer sanatçı Kanadalı Jeff Wall’dur. Onun için kurgusal fotoğrafın öncüsü de denilebilir. Wall, çalışmalarını ‘yeniden bir kurma’ olarak nitelendirmektedir. Fotoğraflamak onun için gördüğü şeyleri yeniden inşa etmektir.

 

 

  Jeff Wall ‘Milk’1984  (www.tate.org.uk adresinden alınmıştır).

            Fotoğrafta ‘süt’ simgesi bir patlama durumuna vurgu yapmaktadır. Buradaki sıvı patlaması adamın aklındakilerin ya da duygularının dışavurumunu simgeler. Fotoğrafta arkadaki duvarın ızgara düzeni ile  adamın gerginliği bir tezat oluşturmaktadır.

 

               A Sudden Gust of Wind (after Hokusai) 1993 (www.tate.org/uk adresinden alınmıştır.

            Fotoğrafta ön planda bulunan dört kişinin rüzgarın şiddetine karşı duruşları sergilenmektedir. Çalışma, Japon ressam ve matbaacı Katsushika Hokusai’nin gravür sahnesinden alınarak Vancouver’daki manzaraya aktarılmıştır. Fotoğraf, bir ay boyunca çekilen elliden fazla görüntü taranarak ve digital olarak işlenerek ortaya çıkmıştır.  

 

 

            Philippe Halsman ‘Dali Atomicus’ adlı fotoğrafı (www.artsy.net adresinden alınmıştır).

            ABD’li fotoğraf sanatçısı Halsman’ın 1948 tarihli bu eserinde İspanyol sanatçı Salvador Dali kapalı bir mekanda üç kediyle havada asılı şekildeymiş izlenimi verilecek şekilde gösterilmiştir. Halsman, konuların gerçek ruhunu yakalamak için fotoğraftaki unsurları zıplama hareketiyle göstermiştir. Sanatçı bu fotoğrafta bir insanın gerçek özünü ortaya çıkarmaya çalıştığını vurgulamıştır. Fotoğraflarında sanatçıyı zıplayarak gösterdiğinde maskenin düştüğünü ve gerçek kişinin ortaya çıktığını belirtmiştir.

                                 Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle.

 

 

 

 

 

02-10-2019
Gülnur Turgut

Gülnur Turgut

Fotoğraf

Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin Yeni Medya Bölümü’nde yüksek lisansını başarıyla tamamladı Fotoğrafa merakı üniversite yıllarında başladı. Üniversitede fotoğraf sanatçısı aynı zamanda hocası olan İbrahim Demirel’den dersler aldı. 2016 yılından beri fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. Sokak fotoğrafçılığı alanına ilgi duymaktadır. Fotoğraf eğitimlerine ve grup sergilerine katılmakta ve fotoğraf üretmeye devam etmektedir.

gulnurturgut@hotmail.com