Evrimleşmiş Zorbalık

A+ A-
Günümüzde "bilmiyorum" diyebilen insan sayısının azaldığını fark ettiniz mi? Gelişen teknoloji sayesinde, hepimiz büyük bir bilgi kirliliği içerisinde yaşıyoruz. Çoğumuz ulaştığımız bilginin doğruluğunu sorgulamıyoruz bile. Artık herkes her şeyi biliyor. Herkesin her konuda bir fikri var ve sosyal medya sayesinde bu fikirlerimizi dünyaya duyurmak sadece bir "tık" uzağımızda.

Akşam haberlerini izlemeye veya gazete satın almaya ihtiyacımız yok. Akıllı telefonlarımız sayesinde gündemi anbean takip edebiliyoruz. Dünyanın bir ucunda çıkan yangından, başka bir şehirdeki deprem haberine hatta ünlü insanların özel hayatına ve artık görüşemediğimiz ilkokul arkadaşımızın kahvaltıda ne yediğine kadar her şeyden haberimiz var. Bu haberler hakkında ne düşündüğümüzü dünyayla paylaşmak ise sadece saniyelerimizi alıyor.

Düzenli bir sosyal medya kullanıcısıysanız anlatacağım şeyler size hiç de yabancı gelmeyecektir. Sosyal medyada her günün hatta her saatin ayrı bir gündem konusu olabilir. Bu da o konu hakkında milyonlarca insanın fikir beyan ettiği, konuştuğu anlamına gelir. Bu gündem konusu örneğin; saldırıya uğrayan bir gencin adalet arayışı olabileceği gibi ünlü bir genç kadının toplumca güzel bulunmadığı bir fotoğrafı da olabilir. Sabah saatlerinde fotoğrafı beğenilmeyen genç kadınla alay eden insanların, öğleden sonra saldırıya uğrayan gencin neden saldırıya uğradığını, neden o gün orda olduğunu sorgulayıp suçu ısrarla mağdurda aradıklarını ve hatta belki de bunu hakettiğini söylediklerini bile görebilirsiniz. Bir insanın yüzüne karşı bu denli acımasız olmak zordur ancak sosyal medya sayesinde artık birini eleştirmek ve yargılamak hiç olmadığı kadar kolay.

Teknolojinin hayatımıza girmesiyle zorbalık kavramı da evrimleşti ve adına "siber zorbalık" denilen yeni bir kavram ortaya çıktı. Siber zorbalık; teknolojinin kişiler tarafından bir başka kişiye zarar vermek amaçlı kullanılması anlamına geliyor. Bu eylemi gerçekleştirmek için sadece internet bağlantınız olması yetiyor yani gerçekleştirmesi fazlasıyla kolay. Buna karşın denetimi oldukça zor ve siber zorbalık, zorbanın kimliğini gizlemesine de olanak tanıdığı için ne yazık ki toplumda oldukça yaygın bir hale gelmiş durumda.

Peki insanlar neden hiç tanımadıkları insanlar hakkında nefret içeren, incitici ve hedef gösterici yorumlar yazma ihtiyacı hissediyorlar? Bu durum altında yatan sayamayacağımız kadar çok neden olabilir. Örneğin bu nedenlerden biri, başka bir insanı eleştiren kişinin o sırada kendisini daha olumlu, daha ahlaklı ve daha iyi hissetmesi olabilir. Gerçekte hepimiz insanız ve hepimiz yanlışlar yapıyoruz. Ancak bilgisayarının karşısında başka bir insanın yanlışlarıyla alay eden kişi o esnada kendisini hiç yanlış yapmamış, hiç mağdur olmamış, hiç bir kusur işlememiş birisi gibi hisseder. Bu durum kişiye kendisini o an için hiç olmadığı kadar doğru bir insanmış gibi hissettirir. Kendini olumlu hissetmeye ihtiyaç duyan kişi eleştirdiği insanın duygularını göremeyecek kadar körleşebilir. Zamanla bu durumdan zevk almaya başlar ve hatta bu yargılayıcı tavrını bir alışkanlık haline bile dönüştürebilir.

 
Bazen de büyük trajedi içeren olaylar insanları korkutur.
Bu korkunun altında yatan soru şudur: Benimde başıma gelir mi?

Hepimiz hayatta kalabilmek için dünyayı tahmin edilebilir kılmak isteriz. Bazı insanlar kötü şeylerin kendisinin başına gelmeyeceğinden emin olmak için mağdurla arasındaki benzerlikleri yok saymaya ve mağduru suçlu çıkarmaya çalışır. Mağdur o gece dışarı çıkmıştır. Kendisi gece dışarı çıkmadığı için kötü şeylerle karşılaşmaz. Dolayısıyla suç mağdurdadır. Aksini düşünmek o kişiyi dehşete düşürür çünkü gerçekte kötülük bizi her yerde ve her koşulda bulabilir. Suçun sorumlusu mağdur değil suçludur. Ama kimi insanlar bu gerçeği kabul etmek istemez çünkü bu gerçek bazı kişilere kendisini aciz hissettirir. Dünyayı tahmin edilebilir kılamamak bazı insanlar için mağdurun başına gelen felaketten daha büyük bir felakettir.

Bazı insanların tepkileri ise tamamen topluma göre şekillenir. Acımasız olmalarının nedeni sadece toplumun acımasız olmasıdır. Toplumdan onay almak bazı insanlar için fazlasıyla önemlidir. Ne zaman sosyal medyada başlatılmış kitlesel bir linç girişimi görsem aklıma Asch'ın "Uyma Deneyi" gelir. Bu deneyde 7-8 kişilik gruplar vardır ancak her grupta yalnızca bir kişi denektir. Grubun geri kalan tüm üyeleri araştırmacının asistanıdır ve denek bundan habersizdir. Gruplara kart çiftleri gösterilir. Birinci kartta farklı uzunluklarda üç tane çizgi vardır. İkinci kartta ise sadece tek bir çizgi vardır ve bu çizgi birinci karttaki çizgilerden biriyle gözle görünür biçimde aynı uzunluktadır. Gruptaki kişilere ikinci karttaki çizginin, birinci karttaki çizgilerden hangisine daha çok benzediği sorulur. Denek sıranın en sonundadır ve cevap vermeden önce gruptaki diğer herkesin cevabını duyar. İlk birkaç soruda araştırmacının asistanları doğru cevaplar vererek deneğin güvenini kazanır fakat sonra yanlış cevaplar vermeye başlarlar. Bu araştırma sonucunda insanların azımsanmayacak bir kısmının diğerlerinin yanlış cevabından rahatsız olduğu ve mimikleriyle bu rahatsızlığı belli ettikleri halde sıra kendilerine geldiğinde apaçık gözleriyle görebildikleri doğru cevap yerine diğerlerinin yanlış kararına uyarak yanlış cevabı söyledikleri görülmüştür.

Bir insanın siber zorbalık yapmasının nedeni illa bunlardan biri olmak zorunda değildir. Her insan bambaşka bir yaşam serüveni içerisindedir ve aslında herkesin sergilediği davranışların altında yatan birçok neden vardır. Ancak kısaca bu örnekleri göz önüne alarak düşünürsek belki bir nebze farkındalığa ulaşabiliriz. Örneğin; siber zorbalığın özellikle ergenlik çağlarında sergilenmeye başlanan bir davranış olduğunu ve aile üyeleriyle yeterli iletişimi olmayan çocukların duygusal destek aramak için internete yönelebileceğini bilirsek daha tedbirli olabiliriz ya da siber zorbalığın, maruz kalan insanlar üzerinde intihara kadar varabilecek yıkıcı etkiler oluşturabileceğini bilirsek diğer insanlarla empati yapmamız kolaylaşabilir. Belki de negatif eleştiriler yapmamızın kendimizle ilgili farkında olmadığımız nedenleri vardır. Bunu bilirsek bir daha ki sefere diğer insanlar için belki de telafisi olmayan yıkıcı sonuçlar doğuran ama bizim için sadece birkaç saniyeden ibaret olan eleştiriler yapmadan önce kendimize birkaç saniye ayırıp neden böyle düşündüğümüzü sorgulamak için vakit yaratabiliriz.   

İlayda İlkyaz Topuz                                                                                   

Kaynakça

https://pixabay.com/tr/illustrations/a%C4%9Fa%C3%A7-yap%C4%B1s%C4%B1-a%C4%9Flar-internet-a%C4%9F-200795/

https://pixabay.com/tr/illustrations/bilgisayar-siber-zorbal%C4%B1k-adam-5777377/

23-04-2021
İlayda İlkyaz Topuz

İlayda İlkyaz Topuz

Psikolog

1995 yılında Ankara’da doğdum. 2018 yılında Ufuk Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Hayata dair bitmeyen bir merak ve onu takip eden bitmeyen bir öğrenme süreci döngüsünde yaşıyorum. Medya Çuvalı’nda mesleki bilgimi hayat görüşümle harmanlayarak bir şeyler karalayacağım. Benimle ilaydailkyaztopuz@gmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz. 

ilaydailkyaztopuz@gmail.com