Estetik ve Sanatın Başkenti

"Avrupa'nın en güzel ülkesi İtalya'dır bence. Memleketimden ayrılmak, başka bir yerde yaşamak zorunda kalsaydım, İtalyanca bilmediğim halde, kuşkusuz orasını seçerdim. Gerçi İstanbul özlemiyle gene de yanıp tutuşurdum ama, bana öyle geliyor ki başka bir ülkede olacağımdan daha az mutsuz olurdum orada." Noktasından virgülüne katıldığım bu Mina Urgan sözlerini okuduğumda depreşti yine İtalya özlemim. En çok da Floransa için.

Bazı mekanları özlediğimde içimden geçen renkler, hissettirdiği duyguyu çok iyi betimliyor. Floransa'da bu renkler bildiğim tüm sıcak renklere tekabül ediyor. Dar sokak aralarında yürürken hissettiğim o sıcaklık, benimseyiş. 
Floransa yürüyerek gezilebilecek küçük toplu bir şehir. Duomo Katedralinin mimari ihtişamı görülmesi gereken turistik güzelliklerden. Şehrin en sevdiğim noktalarından olan Signoria meydanına da çok yakın mesafede. Signoria Meydanında bulunan Vecchio Sarayı önceleri Floransa şehir devleti yönetim binasıyken sonralarında şehirin hükümdarlarından olan Medici ailesinin yönetim binası olarak kullanılmış şık, devasa salonlardan oluşan bir yapı.


 


Aynı meydanda yer alan Uffuzi Müzesi sanata ilgi duyanlar için mutlaka ziyaret edilmesi gereken rotalardan. Botticelli, Tiziano, Michelangelo, Caravaggio, Raffaello eserlerini barındıran bu müze Medicine ailesinin sanat koleksiyonunu içeriyor.  

Signoria Meydanının benim için en görkemli bölümü  Loggio dei Lanzi  olarak geçen Michelangelo tarafından yapılan açık kemerlerin içerisinde konumlanan muazzam heykellerdir. Açık hava müzesi olan bu yerin hemen önünde replika Davud heykeli bulunuyor. Heykelin orjinali 400 yıl burada sergilendikten sonra Floransa Sanat Akademisine götürülmüştür. 




Şehirde bulunan ikinci Davud heykeli ise Michelangelo Meydanı'nda yer alıyor. Arno nehrinin üzerinde bulunan İkinci Dünya Savaşı'ndan sağ çıkan günümüzde üzerinde hediyelik eşyalar satılan alışveriş yerleri olan muhteşem renkli Ponte Vecchio köprüsü anlatılan güzellikte tarihi bir köprü.

   

Vecchio köprüsünü geçtiğimizde yaklaşık 15 dakikalık keyifli bir yürüyüşle Michalengelo Meydanına ulaşabiliriz. Yüksekte bulunan bu meydanda nefis Floransa manzarasıyla karşı karşıya geliriz. Renkleri, mimarisi ve mistik havasıyla bambaşka bir manzaraydı bu. 


                                


1817 yılında Floransa gezisi sırasında yazar Stendhal karşılaştığı yapılar ve sanat eserlerine duyduğu hayranlıkla kalp çarpıntısı ve halsizlik duymuş, sanat eserlerine duyulan hayranlıkla oluşan bu durum Stendhal Sendromu olarak literatüre geçmiş. Bu duruma sıklıkla Floransa'da karşılaşıldığından Floransa Sendromu olarak da geçiyor. Bu yönüyle de estetiğin ve ihtişamın başkenti  olduğunu kanıtlıyor bu muhteşem şehir. 
Leonardo Da Vinci, Michalengelo, Dante gibi sanatçıların gezdiği renkli Floransa sokaklarında yürürken; onların estetik dokunuşlarının izlerini gözlemleyebiliyoruz. Rönesans mimarisiyle bezenmiş bu şehir her yönüyle büyüleyici güzellikte. Kadınlar Meydanı olarak gecen Signoria Meydanındaki  şık bir cafede manzaraya karşı bir şeyler içerek de burada yaşadığınız güzellikleri pekiştirmek mümkün olabilir. 




Alıntı: Mina Urgan- Bir Dinazorun Gezileri kitabı.

07-03-2018