ELDİVENLER

A+ A-

----  1  -----

-          O adam baban mı?

-          Niçin soruyorsun?

-          Annenin yanında hep.

Söylemiyorsun artık. Yarın maç var. Kimsenin kalbini kırmamalısın. Onlar da senin kalbini kırmamalı. O adam baban değil. O adam Ayhan amca. İyi bir adam. Sana iyi davranıyor. Annene de iyi davranıyor. Babanı hatırlıyorsun. Futbol okuluna baban getirmişti seni. Seçmelere biraz geç kalmıştınız. Fethi hoca ‘Ellerini göster’ demişti. Ellerini uzatmıştın. O yıllarda tırnak kontrolü olurdu okullarda. Elinin sırtını göstermiştin. Bir tırnak kontrolü için uzattığını sanıyordun elini. Fethi hoca iki elini de tutup çevirmiş avuç içlerine bakmıştı. ‘Kaleciye ihtiyacım var’ demişti.

----    2    --- -

-          Karpuz mu var?

-          Ayhan amcan almış.

-          Öyle mi?

-          Öyle.

Bazen beraber koşuyordunuz takımla ama sonra yalnız çalışıyordun. Esneme hareketlerin farklıydı senin. Kaleciler için özel antrenmanlar vardı. Takım oyuncuları taktik çalışırken sen sürekli top tutma egzersizi yapardın. Baban, Cemil olmasını istemiş adının. Annen istememiş bu ismi. İsmin bu yüzden Turan olmuş. Cemil Turan hayranıymış baban. ‘Futbolu hız oyunu sanırlar ama değildir. Futbol zaman oyunudur’ derdi baban ‘doğru zamanda doğru yerde olma oyunudur’

----    3   -----

-          Bir sorunun mu var? Canını sıkan bir şey mesela…

-          Hayır, canımı sıkan bir şey yok.

-          Annen seninle konuşmamı istedi.

-          Sağ ol Ayhan amca ama ortada bir sorun yok.

-          Sevindim.

Topu tek hamlede kavramışlığın, tutmuşluğun enderdir. Sen doğru zamanda doğru yerde olmak için oynuyordun futbolu. Hızlı gelen topların yönünü değiştirmek için hamle yapardın. Yavaş topları da direk tutmaz yumuşatıp iki hamlede alırdın eline. Ellerini çok beğenmişti vaktiyle müzik öğretmenin. Her iki elini de kullanabiliyordun ve uzundu parmakların. Okul piyanosunda çalıştırmıştı seni.

----    4   -----

-          Ayhan’ a bir sorunun olmadığını söylemişsin.

-          Öyle.

-          Peki, bir sorunun yoksa neden somurtuyorsun sürekli.

-          Somurtmuyorum.

-          Ayhan’ la evleneceğiz. Boşanmasını bekliyoruz. Bu yüzden somurtuyorsan…

-          Somurtmuyorum dedim anne. Somurtmuyorum.

Penaltı verirdi bazen hakemler. Çizgi üzerinde yerini aldığında topu düşünmezdin. Penaltıyı kurtarmanı kimse beklemez zaten. Doğru tarafa yatman bile takdir edilir. Penaltı kararı olunca birileri gelir yanına ‘sola yat’ derler ya da ‘sağa yat’. Şans işidir penaltı. Penaltıyı kullanan futbolcunun topu ne tarafa atacağını tahmin etmektense henüz penaltı kararı verildiğinde uzanacağın tarafı seçmek daha iyidir. Penaltının kullanıldığı an görüntüyle ve zamanla ilgili değildir. Sesle ilgilidir. Kramponun topla temas sesi. Direğe çarpan top sesi.  Ağlara yakalanan top sesi.  Eldivene yakalanan top sesi. Hepsi ses. Futbolun, futbola en aykırı bölümleridir penaltılar.

----   5  -----

-          Maçlarınıza seyirci alınıyor mu?

-          Evet, seyirci oluyor.

-          Annenle ben gelmek isteriz. Senin için uygun olursa.

-          Ben kaleciyim. Yani pek izlenecek bir yanı yok oyunumun.

-          Yine de gelmek isteriz.

-          Ama zaten ben de çok oynuyor sayılmam. Daha çok izliyorum sayılır oynayanları.

-          Biz gelmek istiyoruz maça, iznin olursa.

En güçlü takımla oynuyordunuz. Fethi hoca uyarmıştı sizleri. Sahanın her yerinde rakibi zorlayan bir takımdı karşınızdaki. Kanat oyuncuları çok hızlıydı. Çok güçlü, iri yapılı futbolcuları vardı rakibin. Hep kazanıyorlardı ama 2-0, 3-0 falan değil 6-0, 10- 0 gibi skorlarla karşılarındaki takımları ezerek kazanıyorlardı. Fethi hoca, basit bir plan hazırlamıştı. Bütün hatlar birbirine yakın duracaktı ve asla ileri çıkmayacaktı takım. Bu basit planı fark etmişti karşı takım ve onlar da sizin yarı alanınıza yerleşmişti. Sana bir geri pas geldi ve sen topu sağ beke atmak istedin ama markaja alınmıştı arkadaşın. Dönmek istedin ama üzerine doğru koşan iki rakip futbolcu vardı. Sol ayakla kısa dokunuş ve ardından bir bale hareketi gibi ters dönüş. İki futbolcu da geride kalmıştı ve sen hala top atacak bir arkadaş bulamıyordun. Topu sürdün. İki adım sonra üç adım daha. Sol ayağınla vurdun ve peşinden koşarak sağdaki boşluğa kaçtın. Artık orta sahanın ortasındaydın. Bütün gücünü sağ ayağına odakladın. Sağ ayak dışıyla vurduğun topun aldığı falsoyu göremedin çünkü şut atar atmaz kendi kalene, görev yerine doğru koşmuştun. Arkadaşların anlatacaktı sonradan. Top bir füze gibi süzülmüş ve kale direğinin sol köşesine çarpıp auta çıkmıştı.

----   6  ----

-          Kaleci olmaktan mutlu musun?

-          Babamla seçmelere geldiğimizde söylemiştim Fethi hocam. Ben orta saha oyuncusu olmak için katılmıştım seçmelere.

-          Turan soruma cevap ver?

-          Kaleci olmak da iyi, orta sahada oynamak da…

-          Kaleci olmaktan mutlu musun? Bunu düşün. Bu hafta sonuna kadar düşün.

-          Ben pas verecek kimseyi bulamayınca çıktım ileri.

-          Biliyorum Turan. Sen özel yetenekli bir çocuksun. Futbol sahasının her yerinde oynayabilecek yetenektesin. Başka yeteneklerin de olabilir. Bu çok alanda yetenekli olmak iyi bir şey değil. Çünkü kafanı karıştırır her yeteneğin. Aynı anda hem kaleci olup hem orta sahada oynayamazsın. Bir karar ver ve artık arkana bakma.

Eve gittiğinde bir sürpriz bekliyordu seni. Baban, Danimarka’ dan bir paket göndermişti. ‘Danimarka’ da mıymış?’ diye sormuştun annene. ‘Şirket oraya göndermiş olmalı’ demişti Annen. Paketi birlikte açtınız. Kaleci eldiveni vardı paketin içinde.


Kaynakça

Kullanılan görsel KUTLU AKALIN tarafından çizilmiştir.

27-05-2021
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com

ankara psikolog