Düşünüyorum O Halde Varım

A+ A-

"Doğru bilgiye ulaşmak için her şeyden şüphe etmemiz gerekir. Bir şey hariç. Şüphe ettiğimden şüphe edemem. Eğer şüphe ediyorsam düşünen bir ben'e sahibim. Düşünen bir bene sahipsem o halde varım." Bu sözler ünlü Fransız filozof Rene Descartes'e ait. Descartes şüpheciliği doğru bilgiye ulaşmak için bir yöntem olarak gören ve bunu uygulayan ilk filozoftur. Oysa şüpheciliğin geçmişi Antik yunan'a kadar uzanır. 

MÖ 365 yılında doğan Piron isimli bir filozof çevresinde gördüğü her şeyden şüphe duymaya başladı. Ona göre doğanın, evrenin, çevresinde gördüğü canlı ve cansız varlıkların, tanrının, siyasetin, etiğin mutlaka bir açıklaması olmalıydı. O doğru bilginin peşindeydi. Yaşadığı birçok deneyimden sonra birşeyin farkına vardı. Doğru bilgiye asla ulaşılamaz. Bu deneyimlerini bir okul kurarak öğrencilerine aktardı. Felsefede septisizm olarak anılan bu felsefeye göre varlıkların ne olduğunu asla bilemeyiz, yalnızca duyularımız yoluyla bize nasıl göründüklerini bilebiliriz. Duyularımız değişken olduğundan dolayı kesin bilgiye asla ulaşamayız. Herşeyden şüphe etmek bizi kesin yargılarda bulunmaktan kaçındırır.

Descartes bu konuda şüphecilere katılmaz. O kesin ve doğru bilginin mümkün olduğunu ve bunu elde etmemiz için şüphe duymamız gerektiğini söyler. Descartes için şüphe bir amaç değil bir araçtır. Duyularım beni yanıltabilir. Hareket halinde giden bir gemiden karşı taraftaki kara parçasına baktığımda onu hareket ediyor gibi algılarım. Ya da uzaktan yakın bir arkadaşımın sesini duyup ona doğru yaklaştığımda bambaşka bir kişiyle karşılaşabilirim. Duyularıma güvenemem peki ya aklıma? Descartes'a göre hayır çünkü akılda insanları yanıltabilir. Ya şu anda içinde bulunduğumuz dünya, yaşadıklarımız, benim bu yazıyı yazıyor olmam, sabah evden işe ya da okula gitmemiz bunların hepsi kötü cin tarafından zihnime sokulmuş bir rüyadan ibaretse? Bunun böyle olmadığını kanıtlayabilirmiyiz? O halde aklıma da güvenemem ama bir şeyden eminim. Şu anda herşeyden şüphe ettiğime göre şüphe ettiğimden şüphe edemem o halde varım. Ünlü cogito ergo sum( Düşünüyorum o halde varım)'a Descartes sonunda ulaşmıştır. Var olduğumdan emin olduğuma göre artık doğru bilgiye ulaşmalıyım. Descartes'a göre bunun için iki şeye ihtiyaç vardır; açıklık ve seçiklik. Bir bilgi hem açık hem seçik olduğunda kesin olarak doğru bilgidir. Seçik olan her bilgi açıktır ama açık olan her bilgi seçik değildir. Örneğin; başımın ağrıması açık bir bilgidir, bunu hissederim ama seçik bir bilgi değildir çünkü niteliğine dair kesin bir bilgim yoktur. Yani onu diğer ağrılardan ayırt edebilecek herhangi bir bilgiye sahip değilim. Descartes'a göre bu doğru bir bilgi değildir. Descartes'ın herşeyden şüphe duyarak açık ve seçik olan doğru bilgiye ulaşmasının en belirgin sonucu, onun tanrı kanıtlamasında kendini gösterir. Descartes'a göre mükemmel bir tanrı fikri bütün insanların zihninde açık ve seçik olarak vardır. Tanrıya inanmayanların bile zihinlerinde bu bilgi mevcuttur çünkü birşeyin yokluğunu salt olarak kanıtlayamayız, yalnızca varlık üzerinden yola çıkarak yokluğuna inanırız. Size cebimde 10 milyon olmadığını kanıtlayın dersem ne yaparsınız? Elinizi cebime atar, karıştırır, havaya kaldırır ve yok olduğunu gösterirsiniz. Yokluk salt olarak tanımlanamaz, varlığın olmadığı duruma yokluk denir. Peki bu mükemmel tanrı fikri zihnimize nasıl girmiştir? İnsanlar tarafından olamaz çünkü insan mükemmel olmayan, eksik, kusurlu ve aldanan bir varlıktır. O halde bu kavram benim zihnime kendisi de mükemmel olan tanrı tarafından yüklenmiştir. Tanrının beni kötü cin gibi aldattığını da düşünemem çünkü mükemmel bir tanrı tanımıyla çelişkiye düşerim. Mükemmel tanrının beni aldatmayacağından emin olduğuma göre tanrının varlığından da eminim. Ontolojik tanrı kanıtlaması adı verilen bu yöntem ortaçağ'da St.Anselmus tarafından ortaya konmuştur. Descartes modern dönemin ilk büyük filozofudur. Onun fikirleri daha sonra çağdaşları tarafından çok tartışılmış ve eleştirilmiş olsa da günümüzde hala Descartes şüpheciliği felsefeye yeni bir yön kazandırması açısından oldukça önemlidir. 1650 yılında zaatüreden hayata gözlerini yuman Descartes'ın son sözleri akıllarımıza kazınmıştır.   " İşte böyle ruhum ayrılma zamanı geldi...". 
02-09-2019
Ahmet Küçükyurt

Ahmet Küçükyurt

Felsefe

1990 yılında Ankara'da doğdu. Gazi Üniversitesi Felsefe bölümünü bitirdi. Amacı burada yazılar yazarak, insanları bilgisi yettiği kadar aydınlatabilmek. Felsefenin toplumları ileri götürdüğüne olan inancını her zaman canlı tutar. Felsefenin yanında bilim, tarih ve hatıra kitaplarına merak duyar. Spor yapmayı, yabancı müzik dinlemeyi, film izlemeyi, seyahat etmeyi, en çok da gerçeğin peşinden gitmeyi sever:)

ahmetkucukyurt90@gmail.com