Düşünen Hayvanın Anlatacakları

Aristo, insanı insan yapan yegane özelliğin ‘düşünebilirlik’ olduğunu söyler. İnsan, gelişmiş ön beyini sayesinde diğer hayvanlara oranla çok daha iyi bir karar mekanizmasına sahiptir.  Oysa ilkel çağlardan beri insanı hayvanlardan ayıran ilk somut şey ‘sanat’ olmuştur. İnsanın kendini ifade etme arzusu öyle güçlüdür ki ilk çağlarda mağara duvarlarına yapılan çizimlerde de görüldüğü gibi 65 bin yıl öncesinde bile insan kendini anlatma tutkusuyla yanar.

Yeri geldiğinde bağırarak, yeri geldiğinde sükunetle, bazen dans ederek, çığlıklar atarak, çizerek, bir kağıda akıtarak, yırtarak, birleştirerek, kazıyarak ya da boyayarak…

İçindekini seyreltmek için ya da filiz veren duyguları beslemek için, belki başkalarına dokunmak arzusuyla belki de yalnızlığın samimi kollarında uzanırcasına; insan, ruhunu doyurmak için sanat sofrasını kurmuştur. Ve öylesine iştah açıcı tabaklarla doludur ki bu sofra hangisinden tadacağınızı bilemez, hepsinin güzelliği karşısında büyülenir; hepsinden tadamayacağınız kadar çok tabak olduğunu bilirsiniz. Milyonlarca kişinin konuk olduğu bu sofrada her eser, sahibinin tuzu ve biberiyle lezzetlenmiştir. Sofradaki her yemek piştiği mutfağa, her mutlak başka bir eve, her ev başka bir insana ve her insan bambaşka bir hikayeye aittir.  

  

İşte sanatın güzel yanı budur; sanat, tek bir hikaye yaratma şansımız olan bu hayatta bambaşka hikayelerin de var olduğunu hatırlatır. Başkalarını anlamamızı sağladığı gibi başkalarının gözlerinden görmemizi sağlar dünyayı.

Ahmet Arif’in Leylası olmayı düşleyen kadın sayısı az mıdır?

Ya da Nazım’ın Pirayesi…

Hayatının aşkıyla bir resim sergisinde tanışan bir adam ya da

Gizle yaşanılan bir aşkın tutkulu aşığı olmayı

Hiç gelmeyen trenleri beklemenin hüzünlerini ilkbahara dek kucağında uyutmayı…

 

Ben de kendimi bildim bileli başkalarının gözünden aynı resmi farklı şekillerde görmenin bana verdiği hazla hem sanata sarılmış bir insanım hem de psikolojiye. Küçüklüğümden beri insanları anlamak ve onlara yardımcı olabilmek gibi bir isteğim olduğu için Psikoloji denizine düşen yolum, insanların ruhlarına dokunabilmekten geçen sanat yolundan hiçbir zaman ayrılmadı zaten :)

Bu iki yolun kesiştiği, özellikle de edebiyatın en sevdiğim alt dalı olan şiir ile  psikolojinin birbirine ışık tuttuğu yazılar yazmak için artık buradayım.

Biraz anlatmak,

Biraz hissettirmek,

Biraz da düşünen bir hayvanı ‘insan’ yapan yanımızı anımsatmak için.

 

Sanatla ve sağlıcakla kalın.

Ege.

 

22-10-2018
Ege Ötenen

Arşipel

Ege Ötenen

Arşipel

Merhabalar ben Ege, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisiyim. 1997 yılının Ağustos ayında aranıza katıldım. Ne sanatın her halinden ne insanın her halinden anlarım ama ikisini de tanımaya değer bulurum. Biraz duygusal, biraz mantıklı işte her şeyden biraz birazım.

egeotenen@medyacuvali.com