Dilekler Gerçekleşir, Sen Tut Yeter

A+ A-

Mayıs ayının sonları. Hem baharın neşesi hem de yazın sıcaklığı ve bereketi var. Meyveler çeşit çeşit, tezgahlar rengarenk. Pazartesi manav taze ürünler getiriyor. Manavcının halden dönen arabasını görür görmez koşuyorum. 3 gün önceden tembih ettim. Aman Napolyon kirazını unutma diye. 2 kilo kiraz aldım. Özenle yıkadım, güzel bir kaseye döktüm. Elimi atar atmaz annem seslendi içerden ‘’ Duanı et, dileğini tut, öyle başla yemeye.’’ Bizim buralarda adettir. O sezon ilk defa tadacağın meyveyi dilek tutmadan yemezsin. Karpuzu, portakalı, kavunu, eriği, kayısısı… Hepsi için birer dilek tutarsın. Kabul olsun ya da olmasın. Her sene aynı sevinçle gelenek tekrar eder. Çocukluğumdan bu yana hiç es geçmediğim bu adetin değerini şimdi daha iyi anlıyorum. Aslında ne kadar çok ihtiyacımız var dilek dilemeye ve umut etmeyi ne çok istiyoruz değil mi? Kocaman evler, son model arabalar, en iyi okullar, mutlu biten aşklar bir karpuz dilimiyle gerçek olur mu bilmiyorum. Ama umut etmenin insanı rahatlattığını, hayata bağladığını ve ayakta tuttuğunu biliyorum. Her sene usanmadan aynı imkansız dilekleri tuttuğum doğum günü pastamdan biliyorum. Gözlerimi kapatıyorum, günler öncesinden karar verdiğim dileğimi diliyorum. Mumlar söndükten sonra alkışlayan herkesin gözünde dileğime eşlik ettiklerini görüyorum. İki hafta sonra ne dilek dilediğimi bile unutuyorum ama dilek dilemenin verdiği huzuru unutmuyorum.

Yıldız kayıyor ve hepimiz dilek tutuyoruz. Aslında onun bir yıldız olmadığını, göktaşının hız kazanarak yanması sonucu ortaya çıktığını biliyoruz. Fakat biz, onun ölmekte olan bir yıldız olduğuna ve ölmeden önce yeryüzünde tutulan bir dileği gerçekleştireceğine inanıyoruz.

Bir mevsim bayramı olan Hıdırellez geliyor. Kimi dileğini yazıyor sayfalarca kimi hayallerini çizerek anlatıyor. Bir gül ağacının ya da mevsimin dileğimizi gerçekleştirmesini bekliyoruz. Mantıklı olması önemli değil, huzur vermesi önemli.

Sayısız dilek tutma sebebi sayılabilir. İnsan doğasının umut etmek ve iyiye odaklanmak üzere olduğunu düşünüyorum. Yeni gelen yaşı, canlanan doğayı, gökyüzü hareketlerini hatta aynı isimli iki insanın arasında durmayı dahi dilek tutmak için kullanıyoruz. İstediğimiz sonsuz ya da imkansız olsa da gerçekleşmesine dair inancımız hep sabit kalıyor. Bu inanç o dileklerin her zaman diri kalmasına ve belki de gerçekleşmesine sebep oluyor.

Kötülük ne kadar güçlü olursa olsun, sıkıntılar ne kadar üst üste gelirse gelsin kutlanan bir yaş günü, yaklaşan bir bahar varsa endişe duymaya gerek yok. Umut etmek en güzeli, hele bir de kiraz çıkmışsa.


Kaynakça

GÖRSEL: https://unsplash.com/photos/_g24zNhVIIQ

07-06-2020