dans dans dans

A+ A-

-          -               1     -

‘İbiş, senin gerçek adın mı?’

‘ Mine, senin gerçek adın mı?’

‘Tabii ki Mine gerçek adım’

‘İbiş de benim gerçek adım. Niye soruyorsun ki ‘’gerçek mi’’ diye?’

‘Ne bileyim, sahne adı gibi sanki de o yüzden sordum’

‘Hayat sahnesinde kullandığım gerçek ismim bu diyeyim o zaman da anla. Ben koridora çıkıyorum. Bunaldım burada’

İbiş, kompartımandan koridora çıkıp trenin tırmanmaya nazlandığı tepelere bakarak zirveleri düşündü. Rüzgarlı olurdu zirveler. Rüzgardan başkası seslenemezdi zirveye. Gülümsedi. Zirvedeydi ve yalnızdı. Aslında o hep yalnızdı.

İbiş’ in koridora çıkmasıyla beş kişi kalmışlardı kompartımanda. Şaziye, Mine’ ye direk bakmadan konuştu:

‘Keşke sormasaydın o soruyu’

‘Niye ki? İbiş diye bir isim duymamıştım daha önce. Başkasına soracağıma ona sordum. Ne var bunda?’

Selim de konuştu:

‘Üzüldü ama o. Bak dışarı çıktı’

‘Ona soracağıma sizden birine sorsaydım adının sahne ismi olup olmadığını daha mı doğru olurdu?’

Artık konuşmadılar zaten biraz sonra İbiş de geri döndü koltuğuna. Hepsi de heyecanlıydı. Sahne öncesi gerginlikler hep olur. Bunu biliyorlardı. Üstelik bu sefer sahne alacakları yer Adana’ daydı. Para alacaklardı ve alkış duymayı bekliyorlardı. Seyirciler arasında önemli bir yapımcının olacağını da öğrenmişlerdi. Kavuksuz, İbiş isminin aykırılığı kimsenin umurunda değildi. Mine’ nin bile.

-         -             2      -

Mine, uyandığında tren durmuştu. İlk aklına gelen provaydı. Molada prova yapacaklardı. Aynı kompartımanda gelip arkadaşlarına geç katılacak olması onu üzdü. Arkadaşları, onu uyandırmamışlardı. Buna öfkelendi. Yanlarına gittiğinde provaya başlamışlardı. Mine’ yi gördüler ama durmadılar. Trenin beklediği gar binasında dans ediyorlardı. Mine’ nin dans eşi Selimdi. Selim, Sebahat’ la dans ediyordu. Sebahat’ in dans eşi İbiş ayakta bekliyor dans eden ekibini izliyordu. Mine, İbiş’ e yaklaştı:

‘Beni uyandırmamışsınız’ dedi.

‘Uykunu iyi almalısın diye düşündüm. Çünkü artık benimle dans edeceksin. Beslenmene, uykuna dikkat edeceksin. Ekibin yıldızı olacaksın’ dedi İbiş.

-       -         3     -

‘Koreografinin bu ani değişiminden rahatsızım’ dedi Sebahat. Kompartımandaydılar. Altısı da oturuyordu. Tren nazlanarak iniyordu vadiye. Manzara eşsizdi.

‘İklim değişti’ dedi İbiş ‘bozkır ikliminden kurtulduk’

‘Ben de rahatsızım’ dedi Mine. İbiş, onu duymamış gibi sürdürdü konuşmasını:

‘Ne kadar yeşil buralar. Nem de var benim saçlar kıvırcık olur birazdan’

‘Ben de rahatsızım’ dedi Selim. İbiş, Selim’ e baktı. Cesaretini takdir ederdi başka zaman olsa. İbiş, ekibin diğer iki üyesini merak ediyordu. Şaziye ile Kenan’ a baktı. İbiş bakınca rahatsızlıklarını bildirenler de onlara baktı. Sorulmayan soruyu cevapladı Kenan:

‘Bizim için fark etmez’

‘Sizin için fark etmez tabii bu işi para için yapmıyorsunuz’ dedi Sebahat ‘Şu an bıraksanız dansı sizin için fark eden bir şey olmaz. Ama düşünsenize ilk defa büyük bir yerde sahne alacağız, bu sahneyi izlemeye önemli bir yapımcı gelecek ve bir günümüz bile kalmamışken gösteriye, koreografiyi değiştirmeye kalkıyoruz. Anlamıyorum bunu. Bir açıklama bekliyorum İbiş. Ne oldu? Niçin değişti planımız?’

‘Ben bir dahiyim…’ diye başlamıştı ki sözüne, Şaziye, İbiş’ in sözünü kesti:

‘Bak Sebahat bizimle bu şekilde konuşamazsın’ dedi ‘Hepimiz aynı trendeyiz ve aynı tarafa gidiyoruz. Burada sorun para değil. Sen de biliyorsun. Sen ne kadar gerginsen biz de o kadar gerginiz’

‘Ben bir dahiyim..’ diye yeniden konuşmaya başlamıştı ki ‘Afedersin İbiş’ dedi Sebahat ‘sözünü kesiyorum ama bu önemli. Aramıza nasıl katıldığınızı unutmadım ben Şaziye abla. Kenan abiyle gelip karı koca olduğunuzu paraya ihtiyacınız olmadığını sadece dans etmek istediğinizi söylediniz. Nasıl aynı trende oluyoruz anlamadım.’

‘Ben …’ diyordu ki İbiş, Şaziye, sözünü kesti:

‘Selim’ in de paraya ihtiyacı olabilir ama mesela Mine’ nin de paraya ihtiyacı yok. Bu bizim suçumuz mu?’

‘Benim paraya ihtiyacım olduğunu nereden çıkardınız’ diye söze karışmıştı ki Selim’ in konuşması da yarım kaldı. Kompartımanın kapısı açıldı. İçeri giren görevli ‘Bir ihtiyacınız var mı diye sormaya geldim’ dedi.

‘Minnettarız’ dedi İbiş ‘Sizin sağladığınız imkan olmasa yarın ki gösteriye asla hazır olamazdık’

-         -          4     -

Trenle yolculuk İbiş’ in fikriydi. Yolculuk için gerekli yerlerle görüşen ise Kenandı. Adana’ ya yolcu treni yoktu. Yük treniyle gideceklerdi. Yük treninin vagonlarından birinde kompartıman vardı. Böyle özel misafirler için ayrılmıştı. Altı dansçı bu vagonda seyahat edecek, yol boyunca prova yapacaklardı. Hareket eden bir zeminde dans figürleri çalışmanın denge duyularını artıracağını düşünüyordu İbiş. İbiş’ e güveniyorlardı. Düğünlerde dans eden yirmi kişilik bir dans topluluğu kurmuşlardı ve aralarındaki en iyi dansçı oydu. Karşılarına bu gösteri fırsatı çıkınca tamamen kurayla belirlenmişti dansçılar. İbiş hariç. O ekibin doğal lideriydi. Topluluğun lideri İbiş’ le topluluğun en yeni üyesi Mine aynı ekipte böyle buluşmuş oluyorlardı. Yani kura sayesinde birlikteydiler.

-          -          5    -

‘Tekrar üzerinden geçiyorum’ dedi İbiş ‘Selim siz sahnenin solunda ama en solda dans edeceksiniz. Bu dans klasik olacak. Yeterince çalışamadığımız için Kenanlar da iyice sağda olacak. Vals olabilir. Müzik hakkında bilgimiz yok. Rahat olmanızı ve birbirinize bakmamanızı istiyorum. Sahnede birbirinize uzak durduğunuz için senkronize olmanızı beklemeyecekler. Rahat olun. Ne olursa olsun rahat olun’

‘Biz de ortada mı dans edeceğiz’ dedi Mine.

‘Hayır’ dedi İbiş ‘Senden yapmanı istediğimi gösteriden hemen önce söyleyeceğim’

-          -            6     -

‘On beş dakika sonra sahneye çıkacağız’ dedi Mine.

‘Evet, biliyorum’ dedi İbiş.

‘Ben, sahnede tam olarak ne yapacağımı hala bilmiyorum’

‘Anlatacağım ama önce başka bir şey anlatacağım’ dedi İbiş ‘Biliyor musun ortaoyununda Kavuklu ve Pişekar karakterleri var? Kavuklu okumuş efendi adamdır. Pişekar ise uyanık olmak zorundaki saf halktan biridir. İbiş ise Pişekar’ ın kukla sanatındaki iz düşümüdür. Yani benim taşıdığım isim çorbanın suyunun suyu gibi bir şey oluyor.  Benimki gibi düşük bütçeli bir adın varsa bir dans yarışmasında bile ödül bekleyemezsin. Pişekar bile değil ismim. Onun taklidi gibi bir şey. Ben bir ödül beklemiyorum. İsmim gibi düşük bütçeli birkaç alkış yeter bana.  Bu yüzden biraz sonra sahneye çıktığında sadece anın tadını çıkarmanı bekliyorum. Sadece anın tadını çıkar. Ben öyle yapacağım. Senin için akordiyon getirttim. Onu omzuna tak ve çalacakları müziğe uygun davran. Yani sen de çalıyormuşsun gibi yap. Ben artık giyinmeliyim…’

-          -         7    -

Sahne çok genişti. İbiş’ in planladığı gibi olabildiğince sağa ve olabildiğince sola açıldı çiftler. Bekledikleri gibi vals müziği çalınacaktı. Ama artık müziğin vals olmasından dolayı bir avantajları kalmamıştı çünkü İbiş gösteriye bir gün kala bütün planları değiştirmişti. Müzik başladı. Sahnedeki çiftler de son derece disiplinli adımlarla dans etmeye başladılar. Onların hareketiyle birlikte sahneye Mine çıktı. Mine, başı dik, keskin adımlarla sahnenin ortasına ilerledi. Seyircinin ilgisi tamamen Mine’ nin üzerindeydi. Kolları arasındaki akordiyon sinir bozucu bir uyumsuzluk sergiliyordu sahnedekilerle. Mine henüz sahnenin ortasına ulaşmıştı ki İbiş de göründü sahnede. Görünmek değil de uçmaktı onun sahneye girişini tanımlayacak doğru sözcük. İbiş bir üç adım atlamacısı gibi vals müziğine uyumla zıplaya sıçraya Mine’ ye yaklaştı ve sol ayağından aldığı güçle havaya bir adım attı. Mine’ nin uzun sayılabilecek boyunu aşan bir sıçrayışı başarıyla yere konarak kendini gösterdi. Bir jimnastikçi gibi girdiği sahnede, durmadan vals ritmiyle gezinerek dans yeteneğini göstermeye başladı.

Mine, başını yukarı kaldırmış sanki biraz önce başı üzerinden sıçrayan İbiş’ ten bir iz arar gibi şaşkın bakınıyordu. Selim’ le Sebahat valsi bırakmış, biraz önce izledikleri müthiş sıçrayışa hayretle dona kalmışlardı. İbiş onların yanına geldi. Yeniden onları dansa döndürürken Selim’ in ceket yakasındaki çiçeği aldı. Bu çiçeği seyirciye gösterdikten sonra tek adımda hız alıp yere attı kendini. Yerde kayarak Mine’ ye yaklaştı. Mine, İbiş’ in elindeki çiçeği alıp seyirciye gösterdiğinde İbiş hala kayıyordu. İbiş yerden hemen kalkmadı. Vals ritmine uygun her biri bir öncekinden geniş kavislerle yerinde yuvarlandı. Müziğin temposu yükseldikçe İbiş’ in temposu da yükseliyor, sokak danslarından figürlerle valsi onurlandırıyordu.

Seyirci, eşine bir daha rastlayamayacakları bu müthiş gösteriyi ağızları açık izliyor, İbiş’ in doğaçlama figürlerle dantela gibi işlediği sahnenin fonundaki Mine’ nin sevimli hallerine ve disiplinle dans eden iki çift dansçıya göz kaydıramıyorlardı.

-         -           8    -

İbiş, olağanüstü yeteneği nedeniyle sahnedeydi.

Sebahat, hakkını arayan, yılmayan, kavgacı karakteriyle sahnedeydi.

Selim, sisteme uyumuyla çıkmıştı sahneye.

Kenan’ la, Şaziye, varlıklıydı. Sahne bu yüzden açılmıştı onlara.

Mine, kendisiydi. Doğru bildiğini yapmaktan çekinmiyor, tek başına kalsa bile ne sesi ne yüreği titriyordu. Sahne, o kadar kirlenmişti ki yapmacık insanların gölgelerinden Mine, bir deniz feneri gibi parlıyordu her mesafeden.

-          -          9     -

‘Beni acemi dansçı olduğum için mi akordiyonla çıkardın sahmeye’ dedi Mine.

‘Hayır’ dedi Selim ‘Güzel olduğun için’

‘Uzun boylu olduğun için’ dedi Sebahat

İbiş gülümsedi: ‘Senden başkasına yakışmazdı akordiyon’ dedi.

Dönüyorlardı. Bu kez otobüsteydiler. Kafaları çok karışıktı ama mutluydular. Büyük ödülü alamamışlardı ama jüri onlar için özel ödül vermişti. Hatta yarışma görüntülerini yayınlayacak olan televizyon kanalından da çek almışlardı.

‘Peki ne zaman karar verdin bu koreografiye?’ diye sordu Kenan.

‘Biliyorsunuz ben bir dahiyim’ dedi İbiş ve sustu.

‘Eeee’ diye açıklama bekledi arkadaşları.

‘Koreografinin kafamda son halini alışı gösteriden yirmi dakika öncesine denk gelir. Mine’ ye her koşulda güvenilebileceğini biliyordum. Başkası olsa bu kadar hazırlıksız çıkmazdı sahneye. O bizi yalnız bırakmamak için çıktı. O sahnede doğal olmalıydı. Kendine has tepkilerini ancak doğal bir kaos ortamında görebilirdik ve bunun için sürprizler gerekiyordu…’

‘Gerçekten bu kadar ayrıntılı düşündün mü?’ diye sordu Şaziye.

‘Hayır’ dedi İbiş ‘ O anda aldığım kararın gerekçelerini şimdi düşünüyorum’

Otobüs, bozkıra doğru yol alırken nazlanmıyor kendini dağlara, tepelere iştahla vuruyordu.  

 


Kaynakça

Kullanılan görsel sanatçı Keremcan Tarhan' ın https://www.instagram.com/noxaeternae/ adresinden alınmıştır.

16-01-2021
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com