Çürüyoruz

A+ A-

Örtülüydü üstü şehrimin. Volkandan süzülen lavların çatlağıydın sen, aralıklardan görünüyordu ışıklarım. Hayallerim vardı benim. Ama öyle bir kapak ki şu üstümü örten, ne sen açabilirsin ne de ben açabilirim. Havasız kaldı içim.

Bir yakınımın sorusuyla, ironik bir durumu fark ettim;  ‘’Acaba oksijen bizi öldürüyor mu?’’. Oksijensiz yaşayamayız ama oksijene uzun süre maruz kalan cisimler çürüyor. Aslında tüm bu kargaşanın odak noktası buydu; çürüyoruz. 

Uzaktan bak, hayat ne kadar boş olduğunu yüzümüze öyle bir vuruyor ki; karanlıkta kapıya çarpmış gibi, geri geri giderken pat diye yere düşmüş gibi, verecek cevabımız olmayan bir cümle gibi…

Kaç kişi kaldık ki hala kâğıt kalem kullanan? Kaç kişiyiz ki teşekkür eden, gülümseyen, yarasını sarıp da köşesine çekilen? Kaç kişi hissedebiliyor artık ansiklopedi sayfalarını parmaklarında, kitap kokusunu ciğerlerinde? O zamanlar demlenen çaylar da başkaydı, başka kokardı. Daha bir sıcaktı, daha bir içilesi, daha bir muhabbetli…

Hep oksijen… İçimizi o çürüttü. En baştan başlamamak lazımdı bu merete, en baştan yaşamayacaktık.


Kaynakça

Fotoğraf: Müge Nur Öğütcü

21-08-2019
Müge Nur Öğütcü

Müge Nur Öğütcü

Deneme/Şiir/Hikaye

Ben bu kazağı örmeye ilkokul yıllarımda başladım, yaklaşık 15 yıl oldu. Yeni şeyler öğrendikçe elimdeki ilmeklerle oynamak çok daha keyifli hale geldi. Farklı materyalleri, yöntemleri, renkleri hiç yadırgamadım. İçimdeki müziğe kulağımı tıkamadım. Emek verdim, hissettim, düşündüm ve anlatıyorum... Kimi zaman ördüğümü söktüm, başa döndüm. Kimi zaman eksik ördüm, daha çok çabaladım. Şimdiyse en büyük dileğim; bu kazağı giyebilmek. İnsanlar ne zaman ki benim adımı anıyorlarsa, dileğim gerçekleşmiş demektir. Sevgilerimle…

m.ogutcu@hotmail.com.tr