Çulsuz Mutluluğu

Tüm güzel insanlara Namaste!

Bildiğiniz üzere; mutluluğun birçok tanımı var. Yine bildiğiniz üzere; dünyada ne kadar insan varsa o kadar mutluluk tanımı var. Yani milyonlarca! Benim mutluluk tanımımdan bahsedeceğim size: "Çulsuz Mutluluğu"


     Değer verdiğimiz duyguların ve olayların kalıcı olabilmeleri için, soyut olmaları gerektiği kanısındayım. Çünkü eşyalar kırılıyor, günler geçip gidiyor. Hediyelik eşyalar, beş yıldızlı tatiller, birinci olduğumuz bir spor dalında kazanıp duvara astığımız madalya... Bunlar zamanın akışına direnemiyor. Ya kayboluyor ya süresi doluyor ya da kırılıp kullanılamaz hale geliyor. Oysa başardığımızı fark ettiğimiz o ilk an, güzel bir günün ardından rüzgarın bize getirdiği veya sevdiğimiz birine sarıldığımızda burnumuza kelebek gibi konan o koku, muhteşem bir yolculukta kalbimizde çırpınan özgürlük hissi hiç geçmiyor. Kaç yaşına gelirsek gelelim, bir yerlere saklansalar bile zamanı gelince ortaya çıkıp bize göz kırpıyorlar. 

          Mutlulukla paranın bir ilişkisi olmadığını da fark ettim. Yaşadığımız yılda, özellikle metropolde hayatımızı idare ettirmek için paramızın olması gerekiyor. Fakat satın aldığımız şeyin ismi "mutluluk" değil. 


     Bir işte çalıştığınızı düşünün ki "çok para" kazanıyorsunuz ama haftanın yedi günü bu işte çalışıyorsunuz. Proje üstüne proje yapıyorsunuz. Hedeflerinizi üçe, dörde, beşe katlıyorsunuz. Tüm bu yoğunluğun arasında tiyatroya, operaya, tatile, doğa yürüyüşüne gitmeye, sevdiklerinizle dolu dolu bir plan yapmaya vaktiniz kalacak mı? Yahut çok pahalı bir vazoya sahipsiniz. Salonun en güzel köşesinde yerini almış ve değerli taşlarla ışıl ışıl gülümsüyor size. Tam bu esnada kediniz salonda oynarken vazoya çarptı ve vazo parçalara ayrıldı? Ne hissedeceksiniz? Büyük olasılıkla, eğer bu yazıyı sesli okuyorsanız: "Ne olacak canım, elbette kedimin oyun oynaması, mutlu olması ve kırılan parçaların kedime zarar vermemesi önemli." diye cevap verirken, yazıyı içinizden okuyorsanız zihninizde canlanacak şey vazonun maliyeti ve parçaları yapıştırsanız bile birdaha eski ihtişamına kavuşamayacağı olacak. 

Bir nesneye para verirken, onun değerini de satın almış olmuyorsunuz. O değeri kendiniz yaratıyorsunuz. Bu "değer" öyle güzel bir şey ki, bir kuş gibi uçup ille de en pahalı olana değil, sizi en mutlu hissettirene, sizi heyecanlandırana ve enerjinizi yükseltene; sizin zihninizde oluşturduğunuz anlama konuyor.  Parayla mutluluk ilişkisi işte bu! Yoksa ben de elbette en sevdiğim rock grubunun konser biletine yüzlerce lira verip, gidip o anın ve ortamın keyfini çıkarmak isterim. "Hiçbir şey satın almayın." demiyorum.


   

        Kitaplarda ya da dizi ve filmlerde şöyle bir cümle duymuşsunudur: "Korkmuyorum çünkü kaybedecek bir şeyim yok." Bu klişe size ancak anlamını irdelediğinizde bir şeyler ifade edebilir. Mesela korkarsanız mutlu olamazsınız. Korkmamak için de kaybedecek pek bir şeyiniz olmaması gerekir. "Soyutluk" bu yüzden bu kadar önemlidir. Maddi olanın sonu vardır; sizin elinizde olmadan kaybolabilirler. Ancak zihninizden ve kalbinizden geçenler ancak siz izin verdiğiniz zaman yok olurlar. Mutluluğu da kaybetmemek için ona kredi değil, anlam yükeyin.


     Umarım mutluluğun bana ifade ettiği anlam size de bir şeyler ifade eder. Son olarak yazımın anlam ve önemine ithafen sevdiğim bir şarkıyı da sizinle paylaşmadan veda etmeyim. "Hepimiz rüzgardaki tozuz.”

Sevgiyle...

25-07-2018
Gizem Parıltı

Sırt Çantalı Yogini

Gizem Parıltı

Hepinize Namaste! Gizem Parıltı. İLEF mezunuyum. Mezuniyetten sonra Felsefe Bölümü okumaya başladım. Beni tamamlayan en önemli iki eylem yoga ve yolculuk. Yaşam ve felsefe konularıyla burada olacağım.

gizemparilti@medyacuvali.com