Büyüklere Oyunlar- Oyun 7: Küçük İnsanlar Büyük Hayaller

Bir adım bir adım daha ilerledikçe ilerliyoruz. Hop o engeli, bu engeli, hop şu engeli de aştık. Derken başka bir engel daha. Biraz bekleyip ben bunu da aşarım, bana vız gelir deyip kolları sıvıyoruz. 

 Daha da mı hırslandık ne? Şu işi bir yapsak. Eveeet başardım. Bir başarı ve bir başarı daha… Bizden güçlüsü yok. Yenilmeziz. Süperiz. Para, teknoloji, güç bizde artık.
Herkes bize gıptayla bakıyor. Bir yandan bilmiyorlar bu hale nasıl aşama aşama ilerleyerek geldiğimizi. İstediklerimize ulaşmak için tüm zorlukları bilerek, görerek, nasıl da çabalayarak ulaştığımızı bilmiyorlar. İşimize odaklanarak, etrafımızdakileri en ince ayrıntısına kadar inceleyerek, türlü türlü stratejiler geliştirerek geldiğimizi bilmiyorlar.

Buraya kadar tamam da. Neler, neler bekliyor bundan sonra bizi, biz bilebiliyor muyuz? Her seferinde bir adım, her seferinde bir adım daha büyüyoruz. Kendimizi, yükseleceğimlere, muhteşemimlere eriştirmek için çabalayıp çabalayıp duruyoruz.
Küçük dağları ben yarattım diye ortalıkta gezinip duruyoruz hayatımız boyunca. Kendimizi kocaman koskocaman görüyoruz da.

Doğada aslında ne kadar küçüğüz, ufacığız, mini minnacığız haberimiz yok.
Kendi çerçevemizde bir çaba, bir ulaşma arzusu bir birlerdeyiz.

Hiç doğa gezisine çıktınız mı? Kilometrelerce yol yürüyüp, çevrenizdekileri gördükçe tepeden tırnağa doğa ile iç içeyim diye hissedersiniz.

Zorlu parkurlarda tepeye daha da tepeye ulaştığınızda karşınıza bir vadi boylu boyunca uzanır. İşte o muhteşem manzaraya büyülenmiş bakışlarla bakarken düşünürsünüz.

Ne kadar büyük bir dünyanın içindeyim. Dağlar… Gökyüzü… Doğa… Uçsuz bucaksız... Ben ise ne kadar küçücük, mini minnacığım.

"Küçük dağları ben yarattım
Ağrı'yı babam yapmış
Dedem merhum ölünce
Everest yarım kalmış" diye söylenen sözler doğayla karşılaştığımızda ise puf olmuş uçmuş bile.


Everest mi geçti bu yukarıdaki söylenen sözde. Everest de pek de yarım kalmamış bence. Tırmanılmış, en zirve noktasına ulaşılmış ve keşfedilmiş. İlk tırmanan Türk dağcıyı Nasuh Mahruki de akıllara getirmiş.
(Konudan konuya daldan dala atlamış gibi görünmesin bu yazılanlar. Nasıl da bağlantı bağlantıyı çekecek bir bakın.)

 Nasuh Mahruki’nin yazdığı “Bir Dağcının Güncesi” ve “Kendi Everest'inize Tırmanın” kitapları nasıl da tamamlıyor bu geldiğimiz düşünce yolcuğumuzu.
İnsanların hep özgürlüğe düşkün, coşkulu ruhlarının üzerine kurulmuş keşfetme, bilme tutkusunu ve doğaya/kendine meydan okumanın dayanılmaz çekiciliğini Mahruki ‘nin 7000 metrelik Everest Dağı’na tırmanırken tuttuğu güncesinde, “Bir Dağcının Güncesi” kitabında okumaktayız.

“Kendi Everest’inize Tırmanın” kitabında ise yaşamımızı nasıl seçtiğimize dair ipuçlarını biriktiriyoruz. Doğan Cüceloğlu’nun kitabın önsözünde yazdığı yazısından hafiften yardım alıyoruz.

“Yaşanmamış yaşamlar dünyasındayız. Ya sen hayatı yaşarsın ya da hayat seni yaşar. İnsanların çoğu bunun farkında değil. Yani konu benim dağa tırmanmam değil, konu yaşamımın hakkını vererek yaşamam. Ve  bu dünyada  büyük  bir çoğunluğumuz yaşamadan ölüyoruz. Kitap yaşarken yaptığımız seçimlerle ilgili. Yaşadığımız yaşamı seçiyoruz; hepsi bu. İnsan kendi yaşamını yaşamayı nasıl seçer? Olabileceğinin en iyisi olma yolunu nasıl seçer? İlk adım farkına varmaktır, ilk adımı atmak isteyenler için bu kitap önemli bir kaynak.”

Düşüncelerimiz, ben şimdi büyük müyüm yoksa küçük müyüm diye boyutlandırmaların ötesine çoktan geçti bile.

Bu karmaşada Alice Harikalar diyarındayız sanki. Düşünüp, bir kek yiyip büyüyoruz. Sonra bir daha düşünüp, şişedeki sıvıyı içip küçülmeye başlıyoruz.

Çok mu düşündük. Tamam bir de eğlencenin içinde düşüp, düşünelim mi?
Bakın şu iki filme. Bu büyüme küçülme işi beyaz perde de çok rağbet görmüş.
Bir büyüyelim bir küçülelim yine.

“Guliver’in Gezileri”nde ilk olarak büyük insan “Gulliver” ile karşılaşıyoruz. Masaldan modern dünyaya uyarlanan bu filminde Cüceler Ülkesi Lilliput'ta küçük insanlarla birlikteyiz.
*(https://www.youtube.com/watch?v=CZHrcpc42ME)

Bir de küçülelim “Minik Kahramanlar” filmindeyiz şimdi. Lender ailesinin evinde yer döşemelerinin altında yaşıyoruz ve onlar evde olmadığı anlarda ortaya çıkan “Borrower” isimli minik insanlarız. Küçük biz olduğumuzda da yollarımız başka bir macera ile kesişiyor böylece.
*(https://www.youtube.com/watch?v=lgZQ8gyUlwI)


Heee heyyyy bir büyüdük bir küçüldük. Kafamız çorba oldu.
Bir de göz yanılsamaları gelsin. Bizim aklımızı karşıtırsın. Museum of Illusions’daki sandalye yanılsaması fotoğrafına bir bakalım da kafamız eğlenceli fikirlerle dolsun.


Boyut kavramımız daha da allak bullak oldu. Olsun.
Hayal gücümüzü sanatla birleşsin biraz da.

İtalyan sanatçı Lorenzo Quinn’in Venedik Bienali için yaptığı ellere bir bakın. Çok çok büyük ellerimizle binalara da dokunabiliyoruz işte.

Ya da günlük yaşamımıza Akiko Ida ve Pierre Javelle ‘nin çalışmalarındaki gibi devam ediyoruz. Daha da mı küçüldük acaba bilemedim.

Bir de küçük insanlarla birlikte vücudumuzu keşfe çıktığımız çok güzel bir çizgi film vardı. Hatırladınız mı? “Bir varmış bir yokmuş.” Onu da araya sıkıştıralım. Unutmayalım sakın.
*( https://www.youtube.com/watch?time_continue=10&v=P1Zs_W50EPQ )


Son olarak küçükcüğüz işte bir bakın. “Extra Extra Small” yarışmasındayız. Bizden yüz kat büyük dev eşyaların olduğu bir alanda ailelerle yarışarak nasıl da engelleri aşıyoruz.
Çeşitli büyümeli küçülmeli farklı farklı yerde gezindik, düşündük. Eğlenceliydi.
Bu eğlencemizi oyunumuzla da birleştirdik mi işte on numara beş yıldızız.


“Küçük İnsanlar Büyük Hayaller” Oyunu

Küçük mü yoksa büyük mü olarak oyuna başlayacaksınız?
Tabi oyunu iki kez oynarım bir büyür bir küçülürüm derseniz seçim sizin.
Heeeeey küçük insansınız artık. Küçücüksünüz. Sesim nasıl kocaman ve gürültülü geliyordur oralara...
Şimdiki boyutlarınızdan küçük çok daha küçük olduğunuzu düşündüğünüzde nereleri merak edip gezmek isterdiniz?
Karınca yuvasında mısınız yoksa daha da küçüksünüz de mikroskobik bir canlıyla sohbet mi ediyorsunuz?
Çevrenizde beraber yaşadığınız kimler var?
Neler yapıyorsunuz?

Bir de koskocamansınız. Jack ‘in sihirli fasulyesindeki dev gibi kocamansınız işte.

Şimdi nasıl bir yerdesiniz?

Gökdelen kadar büyükseniz gökdelenin son katındaki insanlar sizi ilk defa görünce neler yapmışlardır kimbilir? Yoksa daha da mı büyüksünüz gövdeniz dünya kadar eliniz kolunuz uzay boşluğunda mı kalmış?

Biraz düşünün. Hep büyümek istiyordunuz ya. Bakın isteğiniz gerçekleşti.
Etrafınızdakilere sesleniyorsunuz. İlk olarak ne söylemek isterdiniz?


Büyüklü küçüklü düşündük, düşündük düşündük...
Sanki yazı puntosu düzeltir gibi kendimizi bir arttırarak büyülttük bir eksilterek küçülttük. Biraz boyutlarımızı zorladık. Napalım biraz düşününce oyunun güzelliği, eğlencesi buradaydı ki.
Deve cüce oyunuyla da zaten böyle eğlenmiyor muyduk?
Biraz farklı biçimde de olsa “Küçük İnsanlar Büyük Hayaller” oyunu ile büyüyünce de kıyısından köşesinden, düşüncesinden hayalinden yakaladık bu eğlenceyi.

“Küçük İnsanlar Büyük Hayaller” Oyunu ile ilgili büyümeli küçülmeli düşüncelerinizi, önerilerinizi bana mail olarak gönderebilirsiniz.
Haftaya başka bir oyunla başka bir eğlence ile sizlerle buluşmak üzere.
Hoşça kalın :)
 

05-06-2018
Buket Karabay

Bir Buket Hayalperest

Buket Karabay

Buket Karabay,1986 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji ve Bilgi ve Belge Yönetimi (çiftanadal) bölümlerinden mezun oldu.

Özel okullarda kütüphane öğretmeni olarak çalıştı. Kitaplar, bilgi okuryazarlığı ve kütüphane ile ilgili çeşitli etkinlikler düzenledi. TEGV'de eğitim gönüllüsü ve çeşitli etkinliklerle çocuklarla bir arada olmayı sürdürüyor.

Kütüphaneci olarak çalışmaya, araştırmaya, okumaya ve çeşit çeşit bilgiyi paylaşmaya devam ediyor.  Çocuklarla, doğayla, sporla, müzikle ve kültür sanatla iç içe olmayı seviyor.

 

buket@medyacuvali.com