Büyüklere Oyunlar- Oyun 6: İşler Güçler Meslekler 'Buket Karabay'

 
“Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuyla hepimiz karşılaşmışızdır. Öğretmen, doktor, mühendis, polis, hemşire, pilot… gibi farklı farklı yanıtlar gelmiştir kulağınıza.
Büyüyünce ise işler güçler değişir. Hayat bizi bir takım sınavların içerisinde dener. Ya taaa küçükken verdiğimiz yanıtların peşinden koşturur ya da çok değişik, belki de o zamana kadar tahmin edemeyeceğimiz yollarda buluruz kendimizi.

İsteklerimizin peşinden koştuklarımız, bize şans eseri gelenler, ilginç rastlantılar, hayatımıza sunulanlar ve bizim hayatımıza sunduklarımızla en çok zamanımızı harcadığımız işler güçler ile karşılaşırız.

Sabah-akşam, vardiyalı-vardiyasız, tam zamanlı- yarı zamanlı, masabaşında- arazide… Geçen zaman dilimleri… Gün ve gün ilerler… Yaptığımız işlerle birlikte hayatımızın büyük bir kısmını oluşturan bu uzun yolculuğa devam ederiz böylece.

Yeni bir yıl gelir. Takvimler, ajandalar elimize geçtiğinde yapılacak işler programlanmıştır. İşin en yoğun olduğu aylar, önemli günler, yıllık izinler hepsi teker teker işaretlenir. Bu hafta şu, bundan sonraki hafta da şu olacak… Şu iş bir bitse, bir ara verip kendime bir ödül vereceğim deyip, enerji depolarız. Sonrasında tekrar aynı zaman çarkını kovalamaya devam ederiz.


Söylenecek birçok şey bulsak da çoğumuz geçim derdiyle sıkı sıkıya bağlanıp kabulleniyoruz yaptığımız işleri. Bir yandan da aklımızın bir ucunda hep bir arayış içindeyiz. Hep bir yerlerden bize seslenenlere kulak vermeye çabalamaktayız.

Kendime yeni bir iş lazım diye ne yapabilirimleri yeniden ve yeniden düşünmekteyiz.

 Aslında yapacaklarımız çok basit bir sırayı takip ediyor. Bir istemek, iki harekete geçmek, üç uygulamak.

 Emeğinizi, enerjinizi, zamanınızı ve gülümsemenizi çaldırmayın. Sahip çıkın. Bu kelimeler kısa ama etkili bir cümle oluşturmuş değil mi? Bu cümleyi ara ara tekrarlayarak yıllar geçmeden kendimizi harekete geçirmeliyiz bir yandan da harekete geçenlere mi kulak vermeliyiz. Ne dersiniz?


Scott Dinsmore, “Sevdiğiniz işi nasıl bulursunuz?” adlı konuşmasında iş arayışını ve düşüncelerini nasıl uygulamaya başladığını bizlerle paylaşıyor. Evet harekete geçenlerden birini bulduk bile.

Scott, “İnsanların %80’i işinden zevk almıyor. Ortalamanın dışındaki %20 ise dünyayı değiştiren, işlerinde tutkulu olan ve her gün istekle uyananlardır.” diyor ve bu insanları bulmayı hedefleyerek "Kendi Çizgini Yaşa" hareketini başlatıyor.

İşte size bu konuşmasından küçük küçük kesitler:

İşin özü kendini adamaktan geçiyor.

“Şu an çalıştığın işi neden yapıyorsun?” sorusunu yöneltiyor bizlere.
Tutkulu çalışma yapısını ise üç adımda oluştabileceğimizi söylüyor:
1-      Kendimizi tanımak ve anlamak,
2-      Karar verilen yol ve hiyerarşimiz,
3-      Deneyimlerimiz.

“Ne aradığını bilmiyorsan onu asla bulamazsın.” sözü anahtar kelime niteliğinde. Hemen ışıltılarını saçıyor.

İstediğimiz şeyi yapmanın en iyi yolu çevrenizi hevesli insanlarla sarmaktır.
Herkes birileri yapana kadar imkansız olduğunu düşünür.

Kafamızda imkansız olarak düşündüğümüz şeyler genelde başarılmayı bekleyen kilometre taşlarıdır.

 
Kendimiz için önemli şeyi yapmak ve kendi etkimizi yaratmaktan bahsederken Gandhi’nin şu sözünü vurguluyor:

“Önce seni görmezden gelirler, sonra sana gülerler, sonra seninle dövüşürler ve sonra sen kazanırsın.”

Yapmadan duramayacağımız iş nedir? Onu keşfedin. Onu yaşayın.” diyerek ilgi çekici konuşmasını bitiriyor Scott Dinsmore.


Meslek, belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş olarak tanımlanıyor.

O kadar o kadar çok meslek var ki. A’dan Z’ye bakınca listenin sonu gelmiyor bir türlü. Aktar, Boyacı, Cerrah, Çiçekçi, Dövizci, Editör, Figüran, Galerici, Heykeltıraş, Işıkçı, İşportacı, Jeolog, Kuruyemişçi, Lehimci, Manifaturacı, Nalbur, Oyuncakçı, Öğretmen, Postacı, Rektör, Sigortacı, Şapkacı, Turşucu, Uzay Mühendisi, Ütücü, Vatman, Yargıç ve Zoolog. Her meslek kendi içinde özel. Sabır ve deneyimlerinin içinde insanları sınayarak, kendisiyle yüzleştiriyor adeta.

Ustalaşan, işinin ehli dediğimiz uzman kişiler yaptıkları işte nasıl da kendini gösteriyorlar. Onlara bir şeyler sorduğumuzda tereyağından kıl çeker gibi bir çırpıda bu işleri tamamlıyorlar ve basit bir dille bize aktarabiliyorlar. Einstein’ın şu sözünü hiç boşa çıkarmıyorlar. “Eğer basit bir şekilde anlatamıyorsan, o konuyu iyi anlamamışsın demektir.”

Hatta bu uzman kişiler internette birçoğumuzun sorularına cevaplar bulmamızı sağlayan videolarla bize yardımcı oluyorlar Uzman TVdeki gibi.


Para kazanmak, itibar, ego, güç…. gibi kelimeler yapabileceğimiz işler listesinde ilk sıraları kapabilmek için bizi o işe iteklese de bazen sadece içimizden gelenin hayatımızdaki yansıması olduğu için o işi seçiyoruz. İşte bu da “Yapmadan duramayacağımız iş nedir?” sorusuna karşılık geliyor belki de.


Peki farklı farklı mesleklerle kısa da olsa buluşmak, bana göre mi acaba diye deneyimlemek istemez miydiniz? Keşke, neden olmasın diye aklımdan geçirdim ben. Sizin yanıtlarınız bu doğrultudaysa merakla izleyeceğiniz bir program önerisi gelsin size o zaman. “Zor İşler”

 Zor İşler”, dışarıdan kolay görünen mesleklerin iç yüzünü anlatıyor. Dilara Gönder her bölümde kirli, tehlikeli, dikkat gerektiren bir işte çalışıyor.
Tabakhanede, denizaltında, kurbağa avlarken, tavuk çiftliğinde, döküm fabrikasında, sondaj yaparken, geri dönüşüm merkezinde ve kar temizleme makinesiyle yolları açarken mesleklere dair farklı, eğlenceli ve bir o kadar da zorlayıcı tecrübeleri meraklı gözlerle izleyen bizlerle paylaşıyor.

Son olarak bir de ilginç mesleklere değinmeden geçemeyeceğim.  Çin‘deki fal kurabiyesi yazarları, cenaze zamanı gidip ağlayan ve yas tutan profesyonel yas tutucular, karınca satıcıları, Asya’da fillere özel törenlerde rengarenk ve parlak şeyler giydiren fil giydiricileri, profesyonel deodorant koku testçileri, bilim insanlarının uyku bozuklukları ile ilgili problemleri anlamalarına yardımcı olan profesyonel uykucular.

Veee böylece oyunumuza adım adım geçiş yaptık.

Bu zamana kadar mesleklere dair bahsettiğimiz her bir cümle sizi küçük de olsa etkilemiş ve siz fark etmesenizse de farklı farklı neler neler düşünürmüştür.

Eee o zaman bir çırpıda cevaplar vereceğiniz sorularla “İşler Güçler Meslekler” oyuna başlayalım. Ne dersiniz?


“İşler Güçler Meslekler” Oyunu

Peki, hangi mesleği seçmek isterdiniz?
Girişimci ruhunuz şu anda bir yerlerden size göz kırpıyorsa, buldum diyorsunuzdur belki de.

Ezberleri bozup nasıl bir meslek oluşturdunuz kafanızda?
Ne yapıyorsunuz?
Bu mesleğin size kattığı yarar ne?
Sizin hangi özelliğinizi ortaya çıkarmanızı sağlıyor?
Bu meslek insanlara ne yarar sağlıyor?

Biraz da bu düşüncenizi gerçekleştirmek üzerine sorular gelsin.
Bu işle ne kadar süre sonra karşılaşacak ve yapmaya başlayacaksınız?
Yeni iş yerinizin ismini ne koydunuz?
Tek mi yoksa bir grupla mı yapacasınız bu işleri güçleri?
Bu işe bir grup insanla başlayacaksanız grubunuzda kimler yer alıyor?
Nerede çalışacaksınız peki?

 Bağlantılar, şemalar derken öbek öbek akıl haritalarınızı oluşturmuşsunuzdur bile. “İşler Güçler Meslekler” oyunuyla ilgili daha da detaylı sorular düşündükçe aklınıza gelecektir bence.

Bu bir oyun, oyunun içerisindeyim derken bu sizin tasarladığınız işler güçler sizi güzel bir projeye başlangıç yaptırmasın sakın. Aman dikkat edin projeyi uygulamak için şanslı bağlantılara da sürüklemesin sizi.


“İşler Güçler Meslekler” oyunu ile ilgili düşüncelerinizi, önerilerinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz.

“Bir Buket Hayalperest” köşesinde yeni bir oyunla yeniden buluşmak üzere.
          Hoşça kalın :)
 

23-05-2018
Konuk Blog Yazarları

Konuk Blog Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir