Büyüklere Oyunlar- Oyun 5: Sanal Gezi

 Açıklık bir alanda gökyüzüne hiç dikkatlice baktığınız oldu mu? Dünyanın düz olmadığını hissettiğiniz, dünyanın içerisindeyim dediğiniz o dakikalardan bahsediyorum.
Gökyüzü size daha derin, daha uçsuz bucaksız görünür. Koskocaman bir yay çizip sanki camdan bir fanus içerisindeyiz gibi hissettirir. Nerede yaşadığınızı, ne yaptığınızı unutursunuz o dakikalar...
Çimenlik bir arazide uzanmışsanız… Keyfiniz yerindeyse… Sessizce izlersiniz gökyüzündeki bulutların hareket geçişlerini... Bulutlar da aslında canlı dersiniz, ne kadar fark ettirmeden usul usul hareket ediyorlar.


 Dünyanın üzerindeyim şimdi. Acaba çok uzaklardan, çok uzaklardan ona baksaydım nasıl hissederdim? Birçok insanla paylaştığım bu dünya bana nasıl görünürdü? Etrafımda kimsenin olmadığı o an, nasıl bir boşluğun içinde olurdum?
Yaşadığımız gezegene dair bir göz zevki yaşayacağınız, tüm bu sorulara bir nebze cevaplar bulabileceğiniz, bir film o zaman gelsin benden size. Yer çekimi (Gravity).

 

Bir mekikle uzay yolculuğuna çıkan bir tıp mühendisi ve bir astronot ile macera başlıyor Yer çekimi filminde. Rutin bir keşif yürüyüşü sırasında bir felaket yaşanıyor ve mekik çarpan bir cisim sonucu paramparça oluyor. İki bilim insanı uzay boşluğunda yapayalnız kalıyorlar. Yeryüzü ile iletişimleri tamamen kopmuş ve sonsuz karanlıkla baş başalar. Şimdi korkunun yerini panik alıyor, üstelik var olan sınırlı oksijenleri de gitgide tükeniyor. İkili acaba dünyaya dönüş yolunu bulabilecek mi? diye filme dair yazdıklarımı heyecanla sonlandırıyorum. Ben sinemada izleyemesem de, film büyük bir ekranda izlenilmeyi hak ediyor. Uzay ve dünya görüntüleri çok etkileyici.
* Yer çekimi Fragman
  (https://www.youtube.com/watch?v=0BDtFPKP7OY)

Peki ya şimdi dünyanın üzerindeyken bir de derinlere çok derinlere inip dünyanın merkezine bir yolculuk yapsaydık nasıl olurdu?
Jules Verne’ nin romanından beyazperdeye uyarlanan “Dünyanın Merkezine Yolculuk” filmi ile fantastik bir maceranın içinde olurduk.
Alex, amcası ve onlara rehberlik eden Hannah ile birlikte sönmüş bir yanardağın içerisine yolculuk yapar, milyonlarca yıl öncesine ait çeşitli kalıntılarla, gizli güzellikler ile karşılaşır ve tehlikelerle dolu bambaşka bir dünyayı keşfederdik.
*Dünyanın Merkezine Yolculuk Fragman   
          (https://www.youtube.com/watch?v=w8_LrmGCdIw)
 
İki film ile dünyanın üstünü altına getirdik ama daha doğru bir ifadeyle altını üstüne getirdik. Farklı farklı kurguların içinde farklı farklı maceralarda gezindik. Filmlerin içerisinde olmak eğlenceliydi.
Şimdi gerçek hayattayız. Acı bir son.
Aynı yollardan gidip geliyoruz, çevremizdeki yerlerin dışında gezip göreceğimiz zaman dilimleri tatil zamanları oluyor sadece.
Zamanımız olsa paramız yok. Paramız olsa zamanımız yok. Bir işimiz, gücümüz var.
Kısır bir döngüde kendimizi çeşitlendirmeye çalışsak da acı gerçek bu.
Zaman, yapmak istediklerimizi karşılamakta zorlanıyor. Biz harekete geçsek, hızlı hızlı hareket etsek de yapmak istediklerimiz içindeki o katılmak istediğimiz gezilerin hızına yetişemiyoruz.
Ekran karşısında bir gezi programı izlerken buluyoruz kendimizi kimi zaman. İmrenmiş bakışlarla, onlar gezmişler bari onları izleyim diyoruz. Gördüklerimiz programı yapanların kamerasından olsa da biraz da olsa o yerleri görüyoruz, içimizi hafifletiyoruz.


 Kitapçıya her gittiğimizde gezi kitapları bölümüne gözünüz takılıyor. Bir iki dakika bile olsa gitmek istediğimiz yere dair bir şeyler bulmak için kitap sayfalarını karıştırıyoruz. Okuyoruz, resimlerine bakıyoruz, izliyoruz ama orada değiliz.
Gideceğimiz yerin sokaklarında gezemiyoruz. İnsanlarıyla konuşamıyoruz. Meşhur yemeklerini tadamıyoruz.
Yola çıkacağımız kişilerle gezerken birer birer oluşacak anılarımızı biriktiremiyoruz.
O yerin havasını, tenimize hafifçe dokunacak rüzgarını bile hissedemiyoruz.
Gezeceğimiz yeri gösteren süper çekimlerle oluşturulmuş bir kartpostal tutuyoruz sanki elimizde. Kendimiz gezip, görüp, hissedip tam da bu anın çekmeliyim diye isteyip çektiğimiz bir fotoğrafımız bile yok.
Bu olumsuzlukları küçük bir ölçüde de olsa ortadan kaldıracak bir fikrim var.
Sihirli bir değnek dokunuşu bizimle. Destekçilerimiz bilgisayar, internet ve hayal gücümüz.
Gitmek istediğiniz çoook yer vardır biliyorum benim de öyle.
Tamam, gidelim hadi.


 Nasıl mı?

“Sanal Gezi” oyunu ile.
Hiç vakit kaybetmeden hemen başlayalım. Ne dersiniz?
Öncelikle rotanızı çizin.

Nereye gideceksiniz?
Hangi ulaşım araçlarıyla seyahat edeceksiniz? Tren, uçak, otobüs, gemi...

Tren için bir interrail rotası güzel olur.  
          *(http://www.tcddtasimacilik.gov.tr/interrail) ya da
          *(http://www.interrail.com/) web sitelerine bakabilirsiniz.

Seçiminiz uçak ise; skyscanner *(https://www.skyscanner.com.tr/) ya da Google uçuş arama *(https://www.google.com.tr/flights) gibi çok farklı sitelere bakıp rotanızı oluşturabilirsiniz.

Hangi zaman aralığında bu geziye çıkacaksınız? Ne kadar sürecek?

Hava durumu gideceğiniz yerde nasıl?
         * https://www.accuweather.com  belki size yardımcı olabilir.
Geziniz sanal da olsa düşünce gücünüzün yardımıyla bir bavul hazırlayacaksınız. Giderken yanınıza kalın mı yoksa ince mi bir şeyler alacaksınız. Bavul hazırlamak da ayrı bir yetenek. Olsun düşününce bu oyunla hop diye oluyor zaten. Bavulunuz hazır bile.

Gideceğiniz yerde hangi dil konuşuluyor? O dile ait birkaç kelime öğrenin. Günaydın, merhaba vb. gibi.

 

Gideceğiniz yere özgü meşhur tatlar neler? Çok da canınızı istettirmeden yemek içeriklerine, görüntülerine web sitelerinden bakabilirsiniz. *(https://www.lezzet.com.tr/yemek-tarifleri/dunya-mutfaklari)

Gideceğiniz yerde belli başlı gezilecek yerler neler?
Gideceğiniz yerin hangi kültür sanat aktiviteleri, festivalleri ve önemli günleri var?

Şimdi tüm bu düşündükleri bir kağıt kalem alın yazın.
İlk beş yerin listesini oluşturun.
Listede ilk sırada hangi ülke ya da şehir yer alıyor?
Gezinizde görmek istediğiniz tüm detayları yazın.

Hazır mısınız 360 derece sanal yolculuklara çıkmaya?

Gideceğiniz yerlerin caddelerinde dolaşmaya, kulelerinden kuş bakışı bakmaya, doğal güzelliklerini hissetmeye, şehrin, ülkenin kültürel dokusuna ait bir göz zevki yaşamaya...


 
İşte bu yerlere girmek için size yardımcı olabilecek web siteleri:

* https://www.google.com/earth/
* https://www.instantstreetview.com/
* https://www.360tr.com/
* http://www.airpano.com/
 
       “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere.” Albert Einstein


 
Bir gezginsiniz artık. Gideceğiniz yerlerin tadını çıkarın.
Haydi, rotanızı çizin ve sanal yolculuğunuzun içinde düşüncelerinizle, hayallerinizle beraber gitmek istediğiniz her yere gidin.
Tam zamanı geldiğinde belki de gerçekten gitmek istediğiniz o gezinin içindeki o gezgin siz olursunuz. Çünkü Pablo Picasso diyor ki: ”Hayal ettiğiniz her şey gerçektir.”
         
           Yeni yeni hayaller , yeni yeni anılar, yeni yeni güzellikler
 sizinle olsun.

 “Sanal Gezi” Oyunu ile ilgili düşüncelerinizi, oyunu oynarken oluşturduğunuz hayallerinizi, önerilerinizi bana mail olarak gönderebilirsiniz.
Haftaya başka bir eğlenceli oyunla tekrar görüşmek üzere.
Hoşça kalın :)
 
 
NOT: Peki, bu sanal turlar nasıl yapılıyor ? Ben meraklı bir kedi olarak bir web sitesinden baktım bile. Okumak, incelemek isteyenler için linkini paylaşıyorum.

360 Derece Sanal Tur Nasıl Yapılır?
*(https://fototeknik.wordpress.com/360-derece-sanal-tur-nasil-yapilir/)
 
 

08-05-2018
Buket Karabay

Bir Buket Hayalperest

Buket Karabay

Buket Karabay,1986 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji ve Bilgi ve Belge Yönetimi (çiftanadal) bölümlerinden mezun oldu.

Özel okullarda kütüphane öğretmeni olarak çalıştı. Kitaplar, bilgi okuryazarlığı ve kütüphane ile ilgili çeşitli etkinlikler düzenledi. TEGV'de eğitim gönüllüsü ve çeşitli etkinliklerle çocuklarla bir arada olmayı sürdürüyor.

Kütüphaneci olarak çalışmaya, araştırmaya, okumaya ve çeşit çeşit bilgiyi paylaşmaya devam ediyor.  Çocuklarla, doğayla, sporla, müzikle ve kültür sanatla iç içe olmayı seviyor.

 

buket@medyacuvali.com