Büyüklere Oyunlar- Oyun 10: Bakmak, Görmek ve Orada Olduğunu Bilmek

Doğa... Bizlere görmemiz gerekenleri çeşitlendire çeşitlendire her seferinde verdiği küçük haberlerle duyuruyor adeta. Mevsim geçişleri bu haberlerin en güzel örnekleri.

Sıcaklıklar düştükçe, gündüzler gitgide azaldıkça ve yerlerde teker teker düşen yaprakları gördükçe bu değişimin içindeyiz diyoruz.

Dışarıda geçirdiğimiz süreler azalıyor. Yağmurlar, şemsiyeler, hırkalar, montlar derken kapalı sıcacık ortamlara doğru yöneliyoruz.

Havanın sıcak olduğu zamanlar dışarıda yaptığımız aktivitelerinden özlem dolu ayrılıyoruz. Kapalı mekanlara doğru geçiş yaparken neler yapabiliriz eşimiz, dostumuz ve sevdiklerimizle diye düşünüyoruz.


Bir kafede oturup sohbet mi etsek ya da bir film mi izlesek? Bir tiyatroya, bir konsere mi gitsek? Ya da bir müzede, sanat galerisinde mi gezinsek? Neler yapabiliriz birer birer düşünüyoruz.

Hayatımızdaki boşlukları iyi değerlendirmek adına bulunduğumuz şehirdeki etkinliklere ay ay, gün gün bakmakta, incelemekte ve biletleri bitmeden bir yandan da indirimleri de yakalamak için uğraşmaktayız.

Hepsi yaşamımıza bir renk katma ve görme tutkumuzdan kaynaklanıyor. Farklı olanı görmek, izlemek, konuşmak ve paylaşmak istiyoruz.İçimizdeki dur durak bilmeyen bu coşkunluk ilerliyor, ilerliyor ve daha da yenileri ile büyüyor da büyüyor. Merak etmenin büyüsünü bir pelerin gibi takıp dolaşmak istiyoruz.


Bir nesneye doğru kafamızı çevirdik mi bakıyoruz. Bakıyoruz evet doğru. Ama gözümüzle o nesnenin varlığını algılayıp seçtiğimizde ise görüyoruz.

Varlığını algılamak… Seçmek… Görmek…

Tam da bu anda Leonardo Da Vinci şu cümleleriyle diyor ki:
“Görmeyi öğrenin. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu fark edeceksiniz.”


Gerçekten de öyle. Gördükçe bağlantılarımızı birbiri arkasına sıralıyoruz. Hayat deneyimlerimizle birleştiriyoruz, bir yerlerde karşıma çıkmıştı evet hatırlıyorum diyoruz. Bağlantıları listeledikçe düşüncelerimiz, kelimelerimiz bitmiyor, bitemiyor.

Aynı Milyoner (Slumdog Millionaire) filmindeki Jamal Malik’in bilgi yarışmasına katıldığında soruların ipuçlarını yaşamının her anında gizli olduğunu hatırlayıp görmesi gibi.


Merak ediyoruz, görüyoruz, gördüklerimizle bağlantılar kuruyoruz ve daha niceleri için yeni yeni yerlere yelken açıyoruz.

Bu merak etme ve görme çabamız çocukluktan başlayan bir serüven aslında. Bu serüvenimizi sanatla bir arada değerlendirdiğimizde ve bize neler neler katmış şaşırıyoruz doğrusu.

Tüm bu konu bağlantıları DüşünBil’de okuduğum “Sanatın Çocuklara Faydaları” başlıklı yazıyı hatırlattı. Görme çabamız, merakımız ve sanat... Tam da bu yazı ile ortak noktalarda kesişiyor.
Sanatla uğraşırken, sanatla iç içeyken ya da sadece etrafımızı, doğayı bir sanat olarak görürken:

Gözlem yapmayı, tanımlamayı, analiz etmeyi ve yorumlamayı,
Kelimelerle ya da kelimesiz duygularımızı ifade etmeyi,
Problem çözme, eleştirel düşünme becerilerini kazanmayı,
Birden fazla görüş, birden çok bakış açısı bulunduğunu keşfetmeyi,
Dünya kültürleriyle tanışmayı,
Empati kurmayı, farklılıkların güzelliğinin farkında olmayı öğrendiğimiz çok açık.


Görmek ve görmek istiyoruz. Sadece bu.
Bu isteğimiz, birçok isteğimizde de olduğu gibi zaman ve maddi engeller duvarlarıyla karşılaşıyor. Çoğu zaman şartlar tam da istediğimiz gibi olmasa da araştırarak buluyoruz ve görmek istediklerimizle kavuşuyoruz.

Nasıl mı? Tabiki “Bakmak, görmek ve orada olduğunu bilmek” oyunu ile.

“Bakmak, Görmek ve Orada Olduğunu Bilmek” Oyunu

Sanatsal açıdan gitmek ve görmek istediğimiz çok yer var. Bu yerler hakkında bilgiler okumak, görsellerini takip etmek ve hatta bu yerlerdeymişiz gibi içerisine girip gezmek istemez miydiniz?

Cevabınız evetse internet ile bu isteklerinizi gerçekleştirmeye çok yakınsınız.
O zaman içinde kaybolacağınız ve bu isteğinizi gerçekleştireceğiniz Google’un bir uygulaması sizlerle. Google Art and Culture.

İnternetinizin olduğu her yerden Google Art and Culture’a ulaştığınızda bir kültür şöleninin içinde oluyorsunuz. A’dan Z’ye sanatın birçok dalıyla birlikte sanatçılara, eserlere ve sanat akımlarına ait bilgi sayfalarını inceleyebiliyorsunuz. Sanal turlarla görme merakınızı da en üst noktalarda, oradaymışsınız gibi yaşayabiliyorsunuz. Hatta kendinize ait bir sanal koleksiyon bile oluşturabiliyorsunuz. Şehirler, ülkeler aşarak yer ve zaman sınırlamasını kendiniz belirleyeceğiz bir gezintiye çıkabiliyorsunuz böylece.

Bir de Türkiye’de sanat çevrelerinde neler olmuş kısa kısa videolarla izleyebilmek, müzelerde, sanat galerilerinde de gezinmek istiyorsanız Art TV tam size göre.

Peki, oyunumuz başlasın mı? Sorularla şekillensin mi ne dersiniz?
Oyunumuza Google Art and Culture ve Art TV web sitelerinin desteklerini alarak başlıyoruz tabiki.

Bilgisayarın başına oturdunuz ve bu sanat sayfalarından birinin linkine tıkladınız.

Evettt... Hazır mısınız?
Sayfada ilk sizi çağıran neydi? İlk incelediğiniz sanat dalı hangisi?
Nerede dolaşıyorsunuz?
Hangi ülkedesiniz şimdi?
Hangi müzede ya da sanat merkezinde geziniyorsunuz?
Hangi sanat eseri hakkında bilgileri inceliyorsunuz bakalım?

 
Gitmek istediğiniz yerdesiniz ve sanal turla tam da oradayım işte dediğinizde, nasıl hissediyorsunuz?

Gezindiğiniz yerleri kimlerle gezmeyi tercih ederdiniz? Gezinirken o kişi ya da kişilerle neler neler konuşurdunuz kim bilir?

Hatta bu oyuna sevdiklerinizle beraber oynayıp tam da oradaymışız gibi hissedebilirsiniz. Gördüğünüz yerleri tam da o anda birlikte kritik edebilirsiniz.

Gezdiğiniz yerlerin koleksiyonunu oluşturduğunuzda ise oyunun başından sonuna kadar nerelerde gezdiniz, araştırdınız, gördünüz bir geri bildirim verin kendinize. Düşünün. Bu sanat yolculuğunuzla ilgili neler hissediyorsunuz?

Görme isteğinizle sayfaları karıştırdıkça yenileri ve daha da yenileri eklenecektir. Çünkü bu sayfaların içerisine girdiğimde ben de kaybolduğumu itiraf edebilirim.

Farklı farklı kültürleri, düşünceleri, akımları yansıtan sanat eserlerini incelemek, görmek ve kendi çapımızda bir sanat yorumcusu gibi kritik yapmak eğlenceliydi değil mi sevgili hayalperest?

Bu görsel şöleni keşfettiniz ve aslında doğruyu söylemek gerekirse sanatın içine düştünüz değil mi?

Bu sanat siteleriyle çok değişik konulara merakınızın arttı, kendinizi, duygularınızı değerlendirdiniz ve ucu bucağı olmayan yorumlamalara başladınız değil mi? Tutamadınız kendinizi ve bu sanat denizinin bilinmeyen yerlerini keşfetmek için bir kaşif gibi ilerlediniz değil mi?

Çok hem de çok güzel bir yolcukluktu.

Görme merakımızla bir başlangıç yaptık. Bu merakımızın büyüsüyle hayatımıza kattıklarımız sonsuza kadar sürsün.

Oyunlarla, hayallerlerinizle ve sevdiklerinizle birlikte kalın.
         Hoşça kalın :)
 

23-11-2018
Buket Karabay

Bir Buket Hayalperest

Buket Karabay

Buket Karabay,1986 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji ve Bilgi ve Belge Yönetimi (çiftanadal) bölümlerinden mezun oldu.

Özel okullarda kütüphane öğretmeni olarak çalıştı. Kitaplar, bilgi okuryazarlığı ve kütüphane ile ilgili çeşitli etkinlikler düzenledi. TEGV'de eğitim gönüllüsü ve çeşitli etkinliklerle çocuklarla bir arada olmayı sürdürüyor.

Kütüphaneci olarak çalışmaya, araştırmaya, okumaya ve çeşit çeşit bilgiyi paylaşmaya devam ediyor.  Çocuklarla, doğayla, sporla, müzikle ve kültür sanatla iç içe olmayı seviyor.

 

buket@medyacuvali.com