Bu Dünyadan Bir Ara Güler Geçti

A+ A-

Ara Güler 16 Ağustos 1928 yılında İstanbul’da doğmuştur. Türk fotoğrafçılığında önemli bir yere sahip olan sanatçı “İstanbul’un gözü” olarak tanınmıştır.

Muhsin Ertuğrul’un yönetiminde olan tiyatro kurslarına katıldı.1950 yılında Yeni İstanbul Gazetesi’nde foto muhabiri olarak çalışmaya başladı. Daha sonraları Hürriyet Gazetesi’nde devam etmiştir.

            Bir Amerikan yayını olan Time Life Dergisi’nin ilk Yakın Doğu muhabiri olarak çalıştı. Kendisini sanatçı olarak görmedi ve foto muhabiri olarak tanımladı her zaman. Röportajlarında foto muhabirliğinin öğrenilmediğini insanın içinden gelmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ona göre iyi bir foto muhabiri araştıran, gözlemleyen ve keşfedendir. Zamanla insanlar, şehirler, fikirler zevkler değişmektedir. Foto muhabiri bu değişimleri takip edip saptamalıdır.

            Dünyanın tanınmış sanatçılarını politikacılarını fotoğrafladı. Sophia Loren, Salvador Dali, Alfred Hitchcock, Pablo Picasso, Winston Churchill, Indra Gandhi, John Berger bunlardan bazılarıydı. Çektiği portre fotoğraflarında fotoğrafı çekilen kişilerle kurduğu ilişki sonucu ortaya doğal fotoğraflar çıkmıştır.

                                                             
                                                                      Alfred Hitchcock

                                                                   Salvador Dali

            1950’li yıllardan itibaren birçok gazete, ajans ve dergilerde çalışmış bir fotoğrafçı olarak dünya fotoğrafçıları arasında yerini almıştır.

            Güler, çektiği fotoğraflarla İstanbul şehrinin tanıklığını yapmış, 1950-1995 yılları arasında İstanbul’un değişimini gözler önüne seren önemli fotoğraflar çekti. İstanbul’un yoksul bölgelerini gezerek tüccarları, işçileri ve çalışan insanları fotoğrafladı ve çektiği insanların ruhunu yansıtmaya çalıştı.

            İstanbul fotoğraflarında genellikle ana tema yoksulluktu. Özellikle kırdan göç etmiş insanları kent-kır ikiliğinden yararlanarak vurgulamaya çalışmıştır.

            Şehir fotoğraflarında, geleneksel ve yeni ikiliğini de ortaya koymaya çalışır. Yeni olanla geleneksel kol kola gezer. Fotoğrafın birinde şerbetçi, bir diğerinde salepçi bize geleneksel olanı hatırlatmak için çıkar karşımıza.

            Güler’in İstanbul fotoğraflarında Haliç, Eminönü, Balat, Beyoğlu gibi semtler vardır. Kentteki yaşamı yansıtırken yük taşıyan insanlar, seyyar satıcılar, balıkçılar baş roldedir. Bu insanların hayatla mücadelelerini hiçbir yapmacıklığa kapılmadan en doğal haliyle verir. İnsanların verdiği var olma mücadelesinin önünde eğilme hissi yaratır izleyicide. Sanatçının kadrajında yitip giden hayatlar vardır çoğu zaman.

 

       Hazzopulo Pasajı’nda köşe kahvesi Beyoğlu 1966    

Ara Güler’in en çok bilinen fotoğraflarından birisi olan bu fotoğraf, 1960 yıllardaki insanlar hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir. Ara Güler’in babasının eczanesi bu pasaj karşısında bulunmaktadır ve Ara Güler buraya sık sık gelmektedir. Bu mekan sanatçının bildiği bir mekan olması açısından da önemlidir.

                                 

                                    Kumkapı balıkçılarının limana dönüşü 1950

O yıllarda Kumkapı küçük bir balıkçı köyüdür. Buradaki balıkçıların gündelik yaşamlarını gözler önüne süren bir foto röportajdır. Ara Güler’in tanımıyla yaşam mücadelesinin verildiği bir köydür burası.

Ara Güler’in en çok etkilendiği isim fotojurnalizmin de babası olan Henri Cartier  Bresson’dur. Magnum Photos’un da kurucularından olan Bresson’dan etkilenmiştir. Bir süre sonra Güler de Magnum Photos’a katılmıştır. İki fotoğrafçı da toplumsal olaylara yönelik bir bilinç oluşturarak farkındalık yaratmaya çalışmışlardır. İki fotoğrafçının da fotoğrafları toplumsal belge niteliği taşır ve insana ve hayata dair fotoğraflar çekerler.

Güler, fotojurnalizmin önemli temsilcilerindendir. Peki fotojurnalizm nedir? Gazetecilikle ilgili bir kavramdır. Haber niteliği taşıyan olayların fotoğraflar ve görseller yoluyla anlatılmasıdır. Fotoğrafçı, kamuoyunu aydınlatmak amacıyla birtakım fotoğraflar üretir ve üretilen fotoğraflar dergiler, gazeteler ve çeşitli kitle iletişim araçlarında yayınlanır. Bu nedenledir ki Ara Güler’de ürettiği fotoğraflarla kendisini bir fotoğrafçı değil her zaman bir foto muhabiri olarak görmektedir.

Güler, fotoğrafta kurguyu sevmez. Fotoğrafa karanlık odada kolaj yapılmasını ve fotoğrafın orijinalliğini bozacak hiçbir müdahaleyi kabul etmez. Türkiye’nin birçok yerini dolaşan fotoğrafçı, önce kendi memleketini tanıyan, bilen fotoğrafçının daha başarılı olabileceğini savunur.

Güler’in fotoğrafta en önem verdiği unsurlardan birisi kompozisyondur. Doğru fotoğrafı çekmek için saatlerce beklediği bile olmuştur. Daima aynı kompozisyondan birden fazla kare çekmiş, içlerinden teknik ve duygu olarak en iyisini seçmeye çalışmıştır.

Ara Güler bilinmezi keşfetmeyi sevmiştir. Kuran-ı Kerim’de ve İncil’de adı geçen Ağrı Dağı’ndaki Nuh’un Gemisi’nin siluetini ilk fotoğraflayan ve dünyaya duyuran fotoğrafçı olmuştur.

 

Nuh’un Gemisi

Aphrodisias Antik Kenti’ni keşfeden de odur. Yıl 1958’dir. Aydın’ın Geyre beldesinde bir baraj açılışı için bölgeye giden Güler, yolunu kaybeder. Köyden geçerken orada yer alan Roma dönemi eserleri dikkatini çeker ve renkli, siyah beyaz birçok fotoğraf çeker. İstanbul’a döndükten sonra bölgeyle ilgili araştırma yapar. Çektiği fotoğrafları Times’a gönderir. Dünya basınında da yer alan fotoğraflar büyük ses getirir. Amerikalı arkeologlar bölgeye giderek araştırma yaparlar. İsmini Afrodit’ten alan Aphrodisias Antik Kenti böylece keşfedilmiş olur.

                      

                                   

                                          Aphrodisias Antik Kenti

Ara Güler, doğru zamanda, doğru ışıkla mükemmel kompozisyonla sanatsal fotoğraflar üretmeyi başarmıştır. Ama ona göre bir sanatçı değil, iyi bir foto muhabiridir.

Kendi tarzı ve teknikleriyle sadece ülkemizde değil, uluslararası alanda da iyi bir fotoğrafçı olmayı başarmıştır. Kah fotoğraflarında İstanbul sokaklarında çalışan işçileri görürüz kah sokakta oyun oynayan çocukları. Beyoğlu’nda tramvay da ana konudur, boğazdan geçen vapurlarda.

Bu dünyadan bir Ara Güler geçti. İyi ki de geçti ve arkasında unutulmaz eserler bıraktı.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle fotoğrafla kalın.

 

 


Kaynakça

www.araguler.com.tr

26-03-2021
Gülnur Turgut

Gülnur Turgut

Fotoğraf

Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin Yeni Medya Bölümü’nde yüksek lisansını başarıyla tamamladı Fotoğrafa merakı üniversite yıllarında başladı. Üniversitede fotoğraf sanatçısı aynı zamanda hocası olan İbrahim Demirel’den dersler aldı. 2016 yılından beri fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır. Sokak fotoğrafçılığı alanına ilgi duymaktadır. Fotoğraf eğitimlerine ve grup sergilerine katılmakta ve fotoğraf üretmeye devam etmektedir.

gulnurturgut@hotmail.com