Bu Bir (ACI) Hatırlatmadır…

A+ A-

Tam üç ay olmuş ruhum tuşlara dokunmayalı. Benim için yeni iş, yeni bir süreç yaşatırken bu üç ay, ülkemiz de bir o kadar güç olaylara tanıklık etti.

Yeni iş sürecim gündemi daha yakından takip etmemi sağladı aslında. Bazen ruhsuzca haber girdim bazen de elim varmadı yaşananları yazmaya…

2020 ile başladı aslında tam olarak benim serüvenim. Yeni yıl, yeni umutlar getirecek derken yeni yeni tecrübeler, yeni yeni acılar yaşattı bana.

İlk haftadan başladı Dünya kazalara, depremlere, yangınlara, çatışmalara, insanları harcamaya…

*3 Ocak günü ABD’nin saldırısı üzerine İran Generali Kasım Süleymani’nin öldürüldüğü haberi gündeme bomba gibi düştü. Şubat ayının sonlarına kadar konuşulan sayılı isimlerden oldu Kasım Süleymani…

*Ukrayna Hava Yollarına ait uçak düştü 8 Ocak’ta. Tahran’dan Kiev’e gitmek üzere havalanan uçağın düşmesi üzerine 180 kişi hayatını kaybetti. Uçağın motordaki bir arızadan düştüğü açıklanırken yine cevaplanmayan sorular oluştu akıllarda…

*27 Aralık’ta Çin’in Wuhan kentinde ilk tanısı konulan Korona Virüsü (Covid-19) ise 2020’nin yaşanılan her gününde, her ülkede endişeye neden oldu. Virüs en çok sağlık ve ekonomi sektörünü etkiledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı son açıklamaya göre ise virüs; 55 ülkeye yayılırken iki ay içinde yaklaşık 80 bin kişiyi etkiledi. Bunların yüzde 10'u hastalığı ağır geçirdi ve toplam 2 bin 791 kişi yaşamını yitirdi. Çin dışındaki 49 ülkede hastalanan 4 bin 351 kişiden 67 kişi öldü.

*Eylül 2019’da başlayan Avustralya yangınında ölenler Ocak ayının başında gündeme gelmeye başladı. 20 Şubat’ta Avustralya Ulusal Üniversitesi (ANU) tarafından hazırlanan rapora göre; 33 kişi hayatını kaybetti ve 1,25 milyar hayvan yangın nedeniyle öldü.

*NBA takımlarından Los Angeles Lakers'ın formasını giymiş Amerikalı profesyonel basketbolcu Kobe Braynt’ın haberini ise 26 Ocak akşamında dışarıda keyifli bir sohbet sırasında aldım. Kobe Braynt ve kızının helikopter kazasında ölmesi Dünya gündeminde Ocak ayında en çok konuşulan olay oldu.

*Ve benim için habercilik deneyimim ilk ve en sancılı geçtiği Elazığ deprem süreci…

24 Ocak’ta saat 20.55’te düşen 6.8’lik deprem bilgisinin bu kadar acı vereceğini düşünmemiştim. O tarihlerde ekipte 5 kişiyiz. Herkes evde o saatte ama zaten akşam çalışmaya devam ediyoruz.

Haberi ‘‘SON DAKİKA’’ verdik. Binaların hasarlı olduğu bilgisi düşüyor. Görüntü yok. Böyle olağanüstü durumlarda görüntüyü ilk veren kazanırmış meğer…

Ne acı…

İlk görüntüyü ben verdim. Ev bildiğin eğri duruyor. İnsanları düşünüyorsun ama işi yapmak zorundasın…

İlk bir video düştü elime. Bir çocuk enkazın altında, eli yumruk şeklinde kalmış. Üstü başı toz içinde, yüzü gri. Unutamayacağım bir görüntü.

Hiç video girmemişiz o ana kadar. Versem bomba olacak. İşte orada o hep tartışılan habercilik mi insanlık mı münakaşasını yaşadım.

Videoyu izledim gözlerim dolu dolu…

10-15 dakika sonra ekipten başkası attı videoyu… Sosyal medyada paylaştık… Vicdani boyutu ayrı da etik de değildi bence…

Ekiptekiler teknik sorunlardan dolayı uyku moduna geçerken 4’e kadar ben takip ettim süreci. Girdiğim haberler, bakanların açıklaması çok acıydı.

Yaşadığım acının yanında 24 günün sonunda güvenip süreci bana bırakmalarının verdiği gurur vardı içimde. Haberde en acemileri bendim çünkü…

3 gün süren arama kurtarma çalışmalarından geriye gördüğümüz görüntüler, tutulan nefesler, silinen yaşlar kaldı.

Ve hayatını kaybeden 41 can, kurtulduğuna sevinmekle beraber kaybettikleri için acı çeken 45 nefes, yaralara rağmen yaraları sarmaya çalışan 1607 yürek…

*Bunca olay olurken yine susan, susturulan, ölen, öldürülen kadınlarımızı unuttuk. Haberini bile görmedik. Ama sadece Ocak ayında 27 kadının soluğunu kesti vicdansız bilmem kaç erkek…

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından paylaşılan rapora göre; öldürülen 27 kadından 7’si şüpheli bir şekilde ölü bulunurken, 22 kadının öldürülme nedeni tespit edilemedi. 5’i boşanmak istemesi, barışma isteğini reddetmesi, arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü.

*Daha depremin acısını, yaralarını saramamışken bu sefer 5 Şubat’ta Van’da düşen çığ can yaktı. Bahçesaray’da bir servisin üstüne düşen çığ nedeniyle olay yerine giden arama kurtarma ekipleri 5 cansız bedeni çıkarmıştı ki bu sefer ekibin üstüne düşen çığ sonucu ağırlıklı olarak asker ve jandarmadan oluşan 33 kişi hayatını kaybetti.

Yine kademe kademe açıklanan ölü sayılarını girerken daha fazlası olmaması için dua ettim içten içten. Önlemin, aklın, tekniğin yürütülmediği yerde Allah’a bırakıyoruz maalesef…

75 kişinin yaralandığı çığ gündemde en çok tartışılan konular arasında yer aldı.

*Yine aynı gün onca can verirken, gözler bir anda Sabiha Gökçen’de pistten çıkan Pagasus uçağına döndü. 3 kişinin öldüğü 180 kişinin ise yaralandığı kaza, ölü sayısının daha çok olduğu çığ olayından daha çok konuşuldu nedense…

*Şubat ayı boyunca İdlip’ten gelen şehit haberlerinin sayısı nedeniyle en çok dikkat çeken, 27 Şubat’taki bilgi oldu…

Bu sefer tek başıma yürütmek zorunda olduğum zorlu bir süreç oldu.  Haber aslında bana akşam 9 sularında geldi. 35 şehit var denildi ama teyit etmem gerekiyordu ve hiçbir yerde bilgi yoktu.

Bir de şöyle bir durum var bilgi net ve kesin ama yazamıyorsun…

Bekledim mecbur.

İlk açıklamada verilen 9 şehit bilgisi yaklaşık 4 saat sonra 33’e çıktı. 29 Şubat’ta açıklama yapan Cumhurbaşkanı ise şehit sayısını 36 olarak güncelledi.

Gece internete gelen kısıtlamadan haber de giremiyorum…

Sabah bilgileri güncelliyorum, sürekli son dakika geliyor, açıklamalar yapılıyor…

Ve şehitlerin isimleri açıklanıyor. Ateş düşen 33 evin adresi veriliyor…

Askerden, bir arkadaşımıza gelen ses kaydını dinliyoruz. ‘‘İşimiz Allah’a kaldı’’ diyor. Eller titriyor, gözler ağlamamak için direniyor. Tuvalete kaçıyorum…

Zor diyorum… Bu ülkenin derdi bitmez, bu ülkede gazeteci olmak zor diyorum…


Kaynakça

Gündem

01-03-2020