Boş Zaman Algısına Sosyolojik Bir Bakış 'Gülden Eden'

A+ A-

Artık hepimizin gün içinde hiçbir şey yapmadan ya da keyif aldığımız şeyleri yaparak geçirdiği saatleri bulunmaktadır. Kendimize vakit ayırdığımız bu boş zamanlarda ne yaptığımız konusuyla sosyoloji ilgilenmektedir. Öncelikle boş zamanla ilgili ilk kavramsallaşma sürecini ve toplumlara ve zamana göre nasıl oluştuğunu ele alalım. Boş zaman kavramı ilk çağlardan günümüze kadar değişmiş ve dönüşmüştür. Zamana ve topluma göre değişkenlik göstermiştir.

Boş zaman kavramı algısını avcı ve toplayıcı toplum yapısına kadar götürebiliriz. Avcı ve toplayıcı toplumlarda boş zaman kavramı oluşmadığı gibi bizim algıladığımız gibi de bir çalışma anlayışları yoktu. Bu yüzden avcı ve toplayıcı toplumlarda çalışma ve boş zaman olarak keskin bir ayrım yapılmamış. Bu ayrımın yapıldığına yönelik ilk bulgular Antik Yunan’da ortaya çıkmıştır. Yunanlılar boş zaman kavramını çalışma halinin tersi olarak tanımladıkları gibi okul gibi zamanımızı yöneten ve şekillendiren kurumları inşa eden ilk medeniyettir. (BAHADIR, 2016) Peki neden Antik Yunan’da bu ayrım ortaya çıktı? Bunun cevabı Antik Yunan’da kölelik sisteminin var olmasıdır. Köleler tarafından günlük işlerin çoğu yapıldığı için özgür olan Yunan vatandaşlarının boş zamanı oluşmuş oldu. Böylece boş zaman üst sınıfa özgü bir kavram olarak ortaya çıkmıştı. Üst sınıf kendi fiziksel ve zihinsel gelişimi için vakit ayırabilirken halktan olan alt sınıf mensupları sadece çalışmak zorunda kalmıştır.

Boş zaman kavramı bugünkü anlamına en yakın olarak algılanması Roma döneminde olmuştur. Roma döneminde boş zaman sınıflara göre farklılık gösteren bir kavram olarak nitelendirilmemiştir. Bu dönemde boş zaman, çalışmayı destekleyen bir zaman dilimi olarak görülmüştür (BAHADIR, 2016). Ortaçağa geldiğimizde Hıristiyanlığın etkisi altında şekillenen boş zaman kavramı Tanrı’nın rızasını kazanmak için etkinliklerde bulunan zaman olarak algılanmıştır. Ancak Antik Yunan ile Ortaçağ arasındaki benzerlik boş zamanlarda insanın sadece fiziksel yanını geliştirmekle kalmayıp aynı zamanda da manevi, ruhsal yönünü de geliştirmek için kullanması ve belli bir sınıfa ait olmasıdır. Bu fiziksel ve ruhsal değişimin sağlanabilmesi için de insanlar gösteriş ve lüks tüketime yönelmişler bu yüzden de boş zaman soyluluğun bir göstergesi haline gelmiştir.

Aslında avcı ve toplayıcı toplumdan bu zamana gelene kadar toplumun belli pratikler çerçevesinde değişmesi ve dönüşmesi sonucunda boş zamana verilen anlam ve önem de değişmiştir. Öyle ki toplumu şekillendiren yapılar din, kültür, yaşam biçimi, sosyal statü gibi kavramlar boş zamanın nasıl değerlendirileceği hakkında da belirleyici olmuştur.

                                

Bir diğer toplumsal dönüşmeyi sağlayan önemli gelişme ise sanayi devrimidir. Sanayi devrimi ile çalışma saatleri artmış ve kişisel ihtiyaçlar ve uğraşlar için ayrılan zamanın azalmaya başladığı bir dönem olmuştur. Kendilerine ayırabilecekleri zamanın az olmasında şikayetçi olan işçilerin ortaya çıkardığı işçi hareketi sonucu tekrar çalışma saatleri azalmaya başlamış ve boş zamana ayrılabilecek zaman artmıştır. Buradaki en önemli değişim artık boş zaman kişisel ve toplumsal gelişim olarak algılanmaktan çıkıp bir tüketim zamanı olarak hayatımızda yer almaya başlamasıdır. Bu değişimle birlikte sosyal dayanışmanın zayıflamaya başladığı, çalışma zamanından çok boş zamanın önem kazandığı yeni bir boş zaman algısı oluşmuştur. Bunun sebebi kişilerin çalışmayı bir zorunluluk ve maddi gelir olarak görerek esas mutlu oldukları ve keyif aldıkları şeyleri boş zamanlarında yapabilmesinden kaynaklanmaktadır. Gelişen teknoloji ile çalışma saatleri azalmış ve elde edilen gelir artmıştır. Bu durumun avantaj olarak görülmesi sonucu köyden kente göçler artmış, bu göçlerle gelen kişiler çalışma hayatına girmişler ve geri kalan zamanlarda şehirde yaşadıkları yabancılaşmadan dolayı “can sıkıntısı” ortaya çıkmıştır (BAHADIR, 2016). Böylece kentlerde deneyimlenen bu boş zaman olumsuz bir deneyim olarak yer edinmiştir. Endüstrileşmenin neden olduğu boş zamandaki can sıkıntısının olumsuz deneyime dönüşmesini değiştirmek için yine endüstri tekeli altında kişilerin eğlenceli vakit geçirebileceği alanlar yaratılmıştır. Bu amaç doğrultusunda sirkler, tiyatrolar, operalar, konserler yapılmış ve yoğun rağbet gören bu etkinlikler popüler bir eğlence anlayışının oluşmasına da zemin hazırlamıştır (Hervey, 2013). Kapitalizmle de birlikte bireyler kendilerini fiziksel ve ruhsal olarak geliştirmek için ve can sıkıntısını gidermek için yapmak istediği ne varsa para karşılığı satın almıştır. Bunun aksi olduğunda ise can sıkıntımız geçmiyor diye yakınmakla kalmaktayız.

Yukarıda da anlattığım gibi boş zaman tarihsel süreç içerisinde toplumsal düzen içinde değişime uğramıştır. Son gelinen noktada ise kapitalizm etkisi altına aldığı bizim boş zamanımızda bizi yöneten bir güç olmuştur. Boş zaman eşittir eğlenceli vakit geçirmek olarak bir algı yayılmış, kapitalizmin sunduğu o eğlence sektöründen birine ulaşamadığımızda kendimizi eğlenmemiş, boşluğa düşmüş ve canımız sıkkın bir halde bulmaktayız. Halbuki bu durum kapitalizmin etkinliğini sürdürebilmesi için ortaya çıkmış bir algıdır. Çoğumuzun evlerde olduğu, kısıtlı bir sosyal çevremizin ve neredeyse sosyal aktivitelerimizin yok denecek kadar az olduğu bu salgın döneminde hepimiz gördük ki boş zaman ne kadar çok eğlenebildiğimiz bir zaman değil ne kadar faydalı, verimli işler yaparak geçirdiğimiz bir zamandır.

Günümüzde kendimize ayırabileceğimiz çokça boş zamanımız mevcut. Aslında bizler boş zamanlarımızda ne ile ilgilendiğimize göre kendimizi, hayatımızı, çevremizi, bakış açımızı değiştirebilme yetkinliğine sahibiz. Kişiler gibi toplumların da boş zamanı değerlendirme alışkanlıkları vardır. Bireylerin boş zaman aktivitelerini belirleyen en önemli unsurlardan biri içinde yaşadıkları toplumdur. Bireyler toplumlarının pratiklerini kişisel alanlarına da yansıtırlar. Bugüne kadar inşa ettikleri kişilikleri ise boş zamanlarında yaptıkları aktivitelerin kendi kişilikleri üzerinden bir gösterimini bize sunmaktadır. Boş zamanlarımızı nasıl değerlendireceğimiz konusundaki karar elbette kişinin kendisine mahsus bir durumdur. İstersek boş zamanımızı televizyon izleyerek geçirelim istersek de spor yaparak geçirelim bu kişisel tercihler unutmayalım ki bizim yarınlarımızı şekillendirecek olan tercihlerdir. Boş zamanın bireyin fiziksel, kültürel açıdan gelişimi yönünde değerlendirilmesi halinde toplumun da gelişmesini sağlayacaktır.

           

Boş zamanın değerlendirilmesi kültüre, toplumun gelişme düzeyine göre değişmektedir. Boş zaman kullanımı gelişmiş toplumlarda bireyin gelişimine katkıda bulunacak, onun yaşam kalitesini arttıracak bir zaman dilimi olarak görülürken geri kalmış toplumlarda ise boş zaman dinlenmek için kullanılmaktadır. Bunun sebebi gündelik yaşamda maruz kalınan stres, geçim sıkıntısı gibi sorunlar yüzünden çalışmak zorunda oldukları için boş zamanını değerlendirecek maddi ve fiziksel gücü bulamamalarıdır. Her ne kadar farklı kültüre ve gelişmişlik düzeyine sahip olsalar bile çocukluk ve ergenlik dönemindeki boş zaman değerlendirilmesinin verimli aktiviteler ile kullanılması sonucunda bireylerin ileriki yaşamlarını belirleyen bir zaman olmuş olacak. Ergenlerin günlük yaşamının büyük bir vaktini oluşturan boş zaman iyi yönde değerlendirildiğinde bireye uyum sağlama, bağımsız olma, zamanını yönetme gibi yetkinlikler sağlamaktadır (Neşe ASLAN, 2012). Diğer taraftan ergenlerin boş zamanını kötü, verimsiz bir şekilde geçirdiği durumlarda ise kötü alışkanlıklara yönelim, zamanı verimsiz kullanma, fiziksel ve zihinsel gelişiminde sorunlar ortaya çıkmaktadır. Ergenlik döneminde boş zamanlar en çok da akran gruplarıyla geçirilmektedir. Bu akran grupları bireylerin iyi veya kötü alışkanlıklarının ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır. Gençlerin boş zaman tercihlerini etkileyen bir diğer önemli etken de ailedir. Bireyin sosyal ve kültürel aktivitelere katılımını ailenin ekonomik, kültürel ve sosyal sermayesi ve ailenin yapısının etkisi büyüktür. En nihayetinde gençler boş vakitlerini iyi bir şekilde değerlendirdiklerinde stres, kaygı ve günlük sıkıntılarından uzaklaşabilirken kötü bir şekilde değerlendirilen boş zaman gençlerin kendisine veya topluma zarar vermesine yol açacaktır. Bu durum sonucunda da bireyin psikolojik durumu olumsuz yönde etkilenmiş olacaktır (GÜÇLÜ, 2013).

Sonuç olarak bizim belki de önemsiz olarak gördüğümüz boş zamanlarımız bizi ve tolumu geliştiren, değiştiren ya da geri götüren birer etkinlik alanlarıdır. Yukarıda anlatılanlara bakılacak olursa hangi dönemde hangi yaşta olursa olsun boş zaman değerlendirmesi hem bireysel hem de toplumsal faydayı sağlayan bir etkiye sahiptir. Bu yüzden bir sonraki Ben’i tanımlamak ve gelecek toplum yapısını değiştirmek için boş zaman yönetimini iyi yapmamız gerekmektedir.


Kaynakça

Kaynakça

BAHADIR, M. (2016). Antikçağ'dan Günümüze Boş Zaman Üzerine Bir Değerlendirme. Sosyal BilimlerEnstitüsü Dergisi.

GÜÇLÜ, M. (2013). Gençlik Döneminde Boş Zaman Faaliyetlerinin Yeri Ve Önemi. Gençlik Araştırmaları Dergisi, 164-166.

Hervey, D. (2013). ,Paris, Modernitenin Başkenti(2.Baskı). İstanbul: sel yayıncılık.

Neşe ASLAN, B. A. (2012). Ergenlerin Boş Zaman Değerlendirme Algısı. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi , 23-35.

https://unsplash.com/photos/k6v6Oy2kmao

https://unsplash.com/photos/Bx667paaAiQ

04-03-2021
Konuk Blog Yazarları

Konuk Blog Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

ankara psikolog