BÖLÜM 2: DERİN KUYU

A+ A-

        Laleler hafif rüzgar eşliğinde dans ederken kendimi yine burada buldum. Bedenimin bana verdiği kuvvet kadar ilerleyebilmiştim lakin zor bir zanaattan hallice bu durum daha fazlasına izin verecek gibi durmuyordu. Her an bir karanlıkla iç içe kalma tehlikesi içerisinde idim. Ne olacağını kestirememek bu durumlara düşürmüştü işte...       Sonbaharın o muntazam eşiğinden yeni kurtuldum derken şimdi ise baharın çiçekleri yeryüzünü neşelendirme çabasında olmasına karşın, bu soğukluk ardında bırakılacak gibi bir hal değildi.  Sesler birbirine karışırcasına yükselirken doruğa, bu patikanın sonunu merak içerisinde, nereye gideceğine dair varsayımlarla yürüyordum. Biliyorum en sonunda ulaşacağım, bir yolun başlangıcında olmama rağmen biraz üzerimdeki titremiş hal takıntısını boş veremiyorum. Yürümek, yürümek ve yürümek… Neye ve nereye olduğunu bilmeden. Ağaçların sesi sanki kulaklarımı doldururken o sesin yinelendiğini rahatça fark edebiliyordum. Ne demek olduğunu hiç bilmezdim ağaçların, sadece geçer yanından giderdim. Ta ki bir gün fark edene kadar bakmakla görmenin eşdeğer olmadığını. Yıllarca geçtim şu yoldan lakin bilmem nerede neyin olduğunu. Şu yol kaç dakikadır, burada ne ağacı vardır. Şimdi görebiliyorum, duyabiliyorum. Derenin kenarından tilki, ağacın başından sincap çıkagelse şaşırmam. Yol yine devam eder, görürüm…

      Bahar ne de güzel yakışmış şakaklarına. Evvela dalların can bulmuş yapraklarınla. Sonra bir tür büyü olmalı, bir mucize bırakmışsın bir armağan. Mevsim sen olmuşsun, farkına varmadan. Bahar değil mi bu? Kendini sana katmış. Belki haberin bile olmadan…

       Artık soğuk değildi patika. Bir yolun sonuna doğru ilerlerken olabilecek hassasiyetlere karşı hazır gibi. Biraz daha ilerlerken buldum kendimi. Daha yavaştım artık. Bakmadan, görerek. Fısıltılar dört bir yanda idi. Ben her tarafta olabildiğimce olabilme çabası içinde. Yavaş yavaş ve emin adımlarla. Kimi zamanlarımız olmazmışçasına. Biraz daha yürüme çabası içine girdim bir süre. Bir kuşun sesini duymayalı ne kadar oldu sahi? Sanırım uzun bir vakitti. Biraz sonra ufuk çizgisinden kaybolmaya başlayan güneşle birlikte biraz hızlandım. Varmam gerekti artık ve biraz sonra oradaydım işte. Nefes alıyordu. Solgun gibiydi, biraz da kırgın. Ne olursa olsun artık buradaydı . Ve ben onun yanındaydım. Biraz daha yaklaştım ona. Onun fısıltılarına karşı ben de ses verdim sonunda:

“ MERHABA SÖĞÜT”


Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/acik-hava-agaclar-ahsap-bahce-775201/    

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/acik-hava-agaclar-alan-cevre-2927522/   

13-09-2019
Ceyda Yaman

Ceyda Yaman

Hikaye / Deneme

Adım Ceyda Yaman. 23 Temmuz 2000 tarihinde Muğla’da doğdum. İlköğrenim ve lise öğrenimimi Muğla’da tamamladım. Şu anda Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Yazarlık alanında kendimi geliştirmek istiyorum.

yamanceyda1905@gmail.com