BÖLÜM 1: Kayıp İzler

A+ A-

         Vakti zaman önce bir ben varken yazmıştım şu üç bilemedin beş mektubu. Neler neler varmışta fark edememişim. Birer inci sayılırmış aslında tekrar tekrar üstüne gelebilecek bir mahiyette ve zamanı bilemezcesine.  Sanırım bundan yıllar öncesi idi, bu hatırıma mal olan birtakım olaylar… 

         Yaramazlık her zamanki gibi kanıma işlemişti o gün. Mevsimlerden sonbaharın kırıntılarını aratacak bir ayaz vardı. Ve ben tüm bunlara rağmen çocukluğun verdiği enerjiye dayanarak koştura koştura yol almaktaydım ve yahut ta yakalanma korkusunun verdiği gücü kullanıyordum. Her ne kadar ayaza karşı koyulamayacağını bilsem de. Ama hani olur ya bir şeylere karşı koyma gücü, bir anda ve tereddüt edilemezcesine. Sanki bu anı tetikleyen de böyle bir şeydi. Yavaş yavaş… Narin bir gün ortası aksağanı, bilinçsizliğin verdiği bir kelime çıkmazı. İşte böyle bir günde başladı her şey. Tıkır tıkır giden bir ses duydum önce. Etrafıma baktığımda sonbaharın esintisi bir yana, kattığı kasvet bir yanaydı. Sesi tam anlayabilmem biraz olanaksızlık dâhilinde olsa da biraz daha dinlemeye karar verdim, sessizlikteki bir seda adına. Biraz zaman karışınca araya, bir kez daha yankılandı ses “Tıkır tıkır…”. Buradayım der gibiydi. Acaba biraz ilerlesem mi tereddütleri içerisinde, ilerledim. Yavaştım ve korkunun verdiği bir sızı vardı, küçük bedenime. Sanki birazdan olacaklar mutlu koşuşturmalı günüme bir damga vuracaktı. Ya da ben zihnimde abartılı birkaç düşünceye sahiptim.

      Ayaz iyice artmıştı, hafiften üşümeye başlamıştım. Sesin geldiği yöne ilerliyordum fakat bu zor koşullar altında çok fazla dayanabileceğimi sanmıyordum. Ses iyice netleşmeye başlamıştı. Korkuyordum ama merak denilen o duygun daha ağır bastığını da biliyordum. Biraz sonra ayaklarım beni izbe bir yere getirdi.  Buradaki her yer harabeydi. Ve tekrar ses duyulduğunda harabenin içine girmeye karar vermiştim çoktan. Beni nelerin beklediğinden habersiz ayaklarım birer birer adımlarını atmaya devam etti. Etrafa iyice baktığımda eskiden bir ev olarak kullanılan yerin, şimdi böylesine terkedilmiş olması üzücü detaylar arasında yer alabilecek nitelikteydi.

     Kasvet ve toz bulutları arasında sıkışmış gibi bir his geldi birden. Ne yapacağımı bilemiyordum. Ama onu yapmadan da durabilecek gücü kendimde bulamıyordum. Harabenin içinde bir odaya doğru yol aldım. Sakindi fakat sessiz değildi. İşte yaklaşmıştım. Son birkaç adım daha ve bir kuytu köşede karşıma çıkan o. Tüm merakım, korkaklığım, tereddütlerim sanki bir anda kayboluvermişti. Bu ayazlı sonbahar gününde belki de içimi ısıtabilecek nadir şeylerden biri oldu. Ve ben tüm o gün ortası duygularından uzaklaşma şansı buldum kendi içimde. Biraz ilerledim, biraz daha ve biraz daha. Mahur bir ifade vardı yüzünde. Bir şeyler anlatmak ister gibi. Biraz da benim gibi. Korkak  ama meraklı. Ve ben tam yanındayken artık o tıkırtı sesleri kendini anlamlı bir sözcüğe bırakmıştı. Yani en azından şimdi daha anlaşılırdı. Ve bana tekrar seslendi.

           “Miyav”




Kaynakça

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/acik-acik-hava-adam-arac-827993/ 


https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/agaclar-akcaagac-bilgisayar-kagidi-doga-duvar-kagidi-1563356/ 

https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/bulaniklik-cok-sevimli-cok-tatli-ev-kedisi-208849/  

13-08-2019
Ceyda Yaman

Ceyda Yaman

Hikaye / Deneme

Adım Ceyda Yaman. 23 Temmuz 2000 tarihinde Muğla’da doğdum. İlköğrenim ve lise öğrenimimi Muğla’da tamamladım. Şu anda Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. Yazarlık alanında kendimi geliştirmek istiyorum.

yamanceyda1905@gmail.com