Birlikte İzleyelim

A+ A-

Herkese Merhaba

Uzunca bir süredir yazı yayımlayamadım. Aslında yazmak istedim hatta araştırmalar yaptım, konular bile buldum ama bir türlü içime sinmedi hiçbiri. O yüzden de yazamadım. Neredeyse son iki aydır da hepimizin içinde bulunduğu durum malum. Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız çoğumuz ya da şaşırmaktan ziyade tepkisiziz. Ama biliyoruz ki bir gün bu süreçte bitecek ve yaşadıklarımız sevdiklerimizle paylaşacağımız birer anı olarak kalacak. Tabi bu durum hayatımızda izler, alışkanlıklar bırakacaktır. Yeni kavramlar, yeni tanımlamalar, yeni yorumlar, yeni alışkanlıklar.

Şuanda dünya üzerindeki bütün insanlarla ortak endişeler, üzüntüler paylaşmak gibi mesela. Belki eskisi kadar bencil olmayacağız belki daha bencilleştirecek bu durum bizi. Kavramları yeniden tanımlayacağız belki de. Mesela “birlikte olmak”. Çoğunuzun aklına dışarıda sevdiklerinizle bir yerle oturup sohbet etmek ya da ailecek kalabalık bir yemek sofrasında toplanmak gelebilir. Daha çok fiziksel bir eylem olarak tanımlayabilirsiniz.  

Ama bu durumda fark ettim ki arkadaşlarınla, ailenle, sevdiklerinle uzakta da olsan. Aynı şeyleri hissetmek, sevildiğini, düşünüldüğünü hissetmek bile birlikte olmakmış. Mesafeler çok da önemli değilmiş aslında. O yüzden bende sizlerle daha önceden izlemek için not ettiğim filmleri paylaşmak istedim. Birlikte izleriz ve ortak hisler paylaşırız belki.

Hadi o zaman birlikte izleyelim.

 

1. Detachment (2011)

Öğrencileriyle birebir ilişki kurmakta çok başarılı olan ama “geçici öğretmenlik” yapan Henry Barthes’in bir devlet okuluna kadrolu bir öğretmen gelene kadar “yedek öğretmen” olarak atanmasını konu alır. Film bize hayata dair birçok yaşanmışlığı çarpıcı sözlerle anlatır. 

2. Trois Couleurs: Blue (1993)


Bir üçleme filminin ilkidir. Müzisyen olan kocasını ve çocuğunu kaybeden Julie ya geçmişte yaşayacaktır ya da yeni bir hayat kuracaktır. Yaşamaya tutunmayı tercih eden Julie özgürce yaşayabilmek için birçok şeyle yüzleşmek zorunda kalacaktır. 

3. Aidiyet (2019)


Gerçek bir hikâyeden uyarlanmıştır. İstanbul’da bir mahallede yaşayan 55 yaşındaki kadın 2003 yılında evinde bıçaklanarak öldürülür. Öldürülen kadının kızı ve onun sevgilisi cinayet zanlısı olarak görülmektedir. 2007’de sonuçlanan davada zanlılar müebbet hapis cezasına çarptırılır. Filmde zanlıların tanışmasından itibaren olay günü polise verdikleri ifadeye kadar geçen süreç anlatılır.

4.Te doy mis ojos/Gözlerimi de Al (2003)


Film aile içi şiddeti birçok yönüyle ele alır. Kocasının şiddet içerikli davranışlarına daha fazla dayanamayan Pilar oğlunu da alarak evden kaçar. Kocası Antonio, Pilar’ın kendisi için gün ışığı anlamına geldiğine inanır. Pilar ona bir anlamda gözlerini vermiştir. Tepkilere rağmen kocasını affetmek ister.   

5. Persepolis (2007)

Marjane Satrapi’nin aynı ismi taşıyan çizgi roman olarak yazılmış otobiyografisinin sinemaya uyarlanmış bir animasyon filmidir. Film 1970 yılında İran’da geçer. Şah iktidarının düşüşü karşısında çok mutlu olan Marjene’in ailesi için ve İran halkı için yeni umutlar filizlenmiştir. Demokratik bir yönetimin hayalini kuran İran halkı mollaların başa geçmesiyle başka bir zorlu döneme girerler. Film bize bu karanlık dönemleri Marjane’nin penceresinden anlatır.

 

Görüşmek üzere. Sağlıkla kalın

04.05.2020