Bir Su Birikintisiyim...

A+ A-
Biraz ileride yemyeşil bir orman var. İçinde serin ve berrak bir dere. Ben bulanık bir su birikintisiyim. Benden yansıyanlarda bulanık, belli belirsiz görünüyor. Güneş kurutsa tamamen, gökyüzüne uçsam ve bulutlara ulaşsam. Sonra yağsam ormanın üzerine, yapraklardan süzülsem ve toprağa insem, derinlere. Ya da yağsa delice bir yağmur akıtsa beni dereye doğru, karışsam sularına, selamlasam çakıl taşlarını, yıkansam. Aksam bir okyanus kıyısına ve bir olsam enginlikle. 

Bazen sadece durursunuz bir su birikintisi gibi. Zaman etrafınızdan akıp gider, siz durursunuz. Güneş doğar, batar, mevsimler geçer, sert rüzgarlar eser yine de öyle durursunuz. Yağmur yağar, güneş açar, rüzgar eser, kar yağar üşürsünüz yine de öylece durursunuz. Bazen boş gözlerle anlamadan, bazen en derinde hissederek yaşar ve öğrenirsiniz. 


Çağımızın hastalığı depresyon diyorlar adına. Bence bu çağda bu hastalıkla tanışmayanımız yok. Öyle yorgun hissedersiniz ki bir köşe de sessiz, sakin kalmak isterseniz. Anlasınlar istersiniz, anlasınlar ve ben hiçbirşey yapmayayım. En yakınımızdaki dokunsun yüreğimize de hayat pembeleşsin isteriz. Yakınlarınız dokunur yüreğinize yorgunluktan farkedemezsiniz. Yalnızlıktır aslında karşılığı, en yakınınız bile uzaktır sizden, iyi şeyler yapmaya çalışır ama her seferinde dibe çakılır çıkamazsınız. Bazen öyle anlar olur ki beni yargılamadan dinleyecek biri olsun sadece dinlesin dersiniz. Ama olumlu düşünceler öylesine yok olmuştur ki bedeninizden yaşlanmış, ağırlaşmıştır hareketleriniz. Anlaşılmazsınız. Ne söylerseniz bir karşılığı vardır. Dört bir yönden saldırır hayat. Bir su birikintisi gibi hissedersiniz. Umudu kaybetmemeniz gerektiğini bilir fakat umut edecek güce erişemezsiniz.

Peki nedir bu çağın derdi böyle? Etrafınızda dönen duran ışıklı uyaranlar mı? Sizi iyi bir tüketici olmaya ikna eden her fırsatta karşınıza çıkarılan bitmek tükenmek bilmeyen reklamlar mı? Elinizle dokunamadığınız, sadece bir ekranda gördüğünüz ve hesaba girdiği anda her yere dağıttınız emeğiniz mi? Umudumuzu kaybedelim istiyorlar belki, daha iyi uyum sağlayalım diye. 

Umudu kaybetmemeliyiz. Dibe çakılınca yüzmeye devam etmeli her seferinde bir şeyleri dipte bırakarak yüzeye çıkmalıyız. Kötü bir insan değilim belki ama iyi de hissetmiyorum bu ara. Bunun farkına varma cesaretini gösterip yüzleşmek canınızı acıtır. Bir sorgulama çemberinde döner durursunuz. Doğrusu da budur aslında, sorgulayalım ki yolumuzu bulabilelim. Hepimiz güvenli bir çember isteriz. Ne kadar güvende hissedersiniz kaygı ve stresiniz o kadar azalır.  Kabul görmüş kavramlar, içine doğduğumuz ve sığındığımız yalanlar, sorgulanmaya ihtiyaç bile duymadığımız bir kültürün içinde güvende hissedebilmek mümkün mü? Doğrular iyi varsaydığımız şeylerin elinde eğriltiliyor. Yalan söylemenin,aldatmanın normalleştiği, her gün her yerden bilincimize yerleştirildiği bir çağdayız. Yalan ve yalanın türevlerini yaşıyoruz.

Hal böyle iken iyi ve kötüyü tanımlayabilir misiniz? Bu kavramları mutlak çizgilerle belirlemek çok mümkün görünmüyor. Bilincimizi bu kavramları tanımlayabilecek, yaptıklarımızın sonuçlarını fark edebilecek kadar umutla beslemeliyiz. Düşünmek için yaratılmış insanoğlu. İki yolu ayırabilmek, düşünceleriyle yaşamına yön verebilmek için. Sakinlik ve huzurun içindeki doğal kargaşayı idrak edebilmek, o kargaşanın yüklerini metanet ile karşılayarak yürüyebilmek belki de iyi ve kötünün çizgileri. 




Her güne yeni bir kelime, yeni bir duygu, yeni bir başlangıç ekleyin. Başlamak için hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Her an her yerde başlayabilirsiniz. Hedefiniz kendinizi bulmak olsun. Her zaman daha iyisini yapabilme şansınız vardır. İnsanın kendini farkedip, hatalarını fark edip yürekten özür dilemesi ile adet olsun diye özür dilemesi farkeder. Gönülden ve derinden dilenmelidir özür. Geçiştirmek için edilen özürler en çok iz bırakanlardır. Bir yolculuktur hayat ve bir sonu vardır. Maddi olan herşeyi kaldırdığınızda geride ne kalır yağan yağmurun ıslattığı topraktan başka?


Bir de buradan bakın hayata.Geçmişten kareler var aklımda. Güzel anıları düşünüp gülümsüyorum. Çocuklarımı, eşimi, arkadaşlarımı, annemi, varlığıyla hayatıma eşlik eden, beni şekillendiren herkesi. Seviyor ve dua ediyorum.Biraz bulutlardayım, biraz okyanusa akıyorum. Anların tadını çıkardıkça zaman yavaşlıyor sanki hayatın ritmini duyuyorum. Umuda sarılıyorum. 
 



Kaynakça

https://www.pexels.com/

30-09-2020