Bir İntihar Mektubu: Nocturnal Animals

A+ A-

        Film izlemeyi çok seven ve izlerken kendi içinden ilginç ilginç yorumlar yapan bir insan olarak hepinize merhaba. Sizlere bu yazımda, izledikten sonra ekrana bakıp helal olsun ama sanırım anlamadım dediğim bir filmden bahsetmek istiyorum. Filmimizin adı Nocturnal Animals. 1993 yılında Austin Wright ‘ın yazdığı kitaptan bir uyarlama. Hem de yönetmeni bir moda tasarımcısı!

       Açıkçası afişe ilk baktığım zaman klasik bir aşk filmidir ve en fazla ihanet vardır demiştim. Ama söylediklerim beni fazlasıyla pişman etti. Çünkü bu film bir başka. İnsanların hissettiği duygular bu kadar mı samimi bu kadar mı çarpıcı işlenir inanamıyorum sahiden (biraz abartıyor olabilirim). Haydi biraz spoiler kısmına geçelim. Filmde boşanmış bir çifti canlandıran Susan (Amy Adams) ve Edward (Jake Gyllenhaal)’ ın birbirleri hakkındaki acı gerçekleri öğrenmesini izliyoruz. Susan çok zengin bir hayat süren ünlü bir sanatçıdır. Bir gün kendisine eski eşi Edward’tan bir posta gelir. Edward yazmış olduğu kitabın taslağını eski eşine gönderir ve ona ithaf eder. 19 yıl aradan sonra gelen bu hamle Susan ‘ı şaşırtır. Kitabı açarken de parmağını keser. Susan kitabı okudukça ben de filmi izledikçe her karakterin, aslında ikisi arasında geçen olayları dolaylı bir şekilde anlattığını görüyorum. Bana kalırsa kelimenin tam anlamıyla film içinde film izliyoruz. Ve bu insanı sıkmıyor. Kitap Tony ve ailesinin uzun ve karanlık bir yolculuğa çıkışı ile başlıyor. Yolda giderken peşlerine takılan serserilerin saldırısına uğrayan aile, onlarla kavgaya tutuşuyor ve olaylar gelişiyor. Buradan sonrasını yazıyı okuyup kesin filmi izlemezsiniz diye anlatmıyorum affedin beni. Susan kitabı okudukça geçmişini daha da sorgulamaya başlıyor ve aslında ne yaptım ben diyecek noktaya geliyor. Film zekilikle kurgulanmış ve zaten açılış sahnesiyle radikal bir izlenim bırakmak istediği bariz ortada. Öyle sahneleri var ki bir tanesinde yerimden Susan ile ben de sıçradım.

        İşin biraz daha duygusal boyutuna bakarsak, bir insanı en çok incitecek olan durum sevdiği insanın ona inanmaması olabilir. Filmde ise ince ruhlu yazar erkeğimiz, karısının kendisine olan inancını kaybettiğini söylemesi ile yıkılıyor. Başarılı bir yazar olmadığını ve kitaplarında sürekli kendi hayatını anlattığından yakınıyor. E tabi bu ikisi ayrılıyor. Susan başarılı ve yakışıklı birini tercih ediyor.(Günümüz ilişkileri özeti gibi) Ama yıllar geçtikçe bunların hiçbiri yeterli gelmiyor onun için. Susan’ın kararsızlığı, ailesine dair burnu havada bulduğu şeylere razı oluşu ve hatta bunlara ihtiyacı oluşu. Yine de mutlu  olamaması ve hiç uyuyamaması. Aldığı her yanlış kararı, kitabı okurken fark etmesi. Filmi izlerken Amy Adams gibi siz de diken üstünde oturup geriliyorsunuz adeta. Birini dolaylı yoldan nasıl öldürebileceğimizi anlatıyor bize bu film. Hani bir film izlersiniz ardından kitabını okursunuz ama size fazla etkileyici gelmez. Çünkü hayalleriniz film ile sınırlı kalmıştır. Ama önce kitabı okursanız sınırsız hayal gücünüz size filme göre daha çok zevk verir. Kitabın içine girip onda kendinizden bir şeyler bulursanız da, benim gibi kitap bitirirken ağlayabilir ya da kitap ile kavga edebilirsiniz. Peki ya sizi terk eden kişiye hislerinizi anlatan bir kitap gönderseniz? Yaşadıklarınızı anlattığınız ve terk edildiğinizde ne hale geldiğinizi anlatan bir kitap. Anlatmaya çalıştığım da şu ; Susan da kendisine yazılmış bu kitabı okuduğunda nasıl bir hata yaptığını ve çok geç kalmış olduğunu anladı.

          Kitap, titizlikle yazılmış bir intihar mektubu. Film de bu mektubu insanın içine işleyen bir araç olmuş. Fragmanı ise oldukça etkileyici. Bilindiği üzere gerilim filmlerinin çoğu sırf müzikleri yüzünden gerer insanı. Ama ben tabi ki sizler için filmin bir kısmını sessiz izledim ve yine gerildim. Denendi onaylandı. Yorum sizin...

 

  

07-11-2019
Merve Aydemir

Merve Aydemir

Sinema-Dizi

İktisat okuyorum ama ekonomiyle alakam yok. İnsanları eleştiririm onlardan farkım yok. Dünyanın en çelişkili insanıyım.

Tek iyi yanım insanları güldürebilmem. Yazmayı okumayı sevdiğim için 12 yıldır da miyobum. Böyle trajikomik bir hayat....

merveescinm@gmail.com