Bir bardak çay?

A+ A-

Çay dediğiniz de gerçekten kahvaltı da konulan çay mı gelir aklınıza? Benim mesela çay denilince aklıma demlenmek gelir, nasıl ki hayatta insanlar demlenir, hayatı görür, geçirir ki biz buna demlenmek deriz. Çay da öyle! Ne kadar çok beklerseniz öyle güzel demlenir. Çay bana huzur verir ...

Piknikte hemen daha mangalı yakmadan, çay koyarsınız. O ormana bakılıp yudumlanacak o çay. Göle veya denize  bakıp uzun uzuuuuun huzur yüklersiniz benliğe. Çay huzurdur huzur. Sevdiğiniz biri gelir evinize hemen çay koyarsınız o konuşulacaklar çaysız konuşulmaz. Yağmurlu günlerde koştura koştura çay konulur mesela... Uzaklara bakarken o camdaki su damlacığı çayımın sıcağı ile buharlaşacak o yağmur soğuğu, camı açıp suratıma çarptığında, o elimdeki çay ısıtacak beni. Aslında beni değil ruhumu...

İnsanlar huzuru sadece para da ararken bana çay bile huzur verebiliyor... 

Ha bir de nasıl çay sevdiğiniz de önemli, nasıl tuttuğunuz da ?

Az şekerli çay içiyorsanız bir kere keyifçi çaycısınız. Şekersiz içiyorsanız tiryaki, kupa da içiyorsanız olsa da olur olmasa da olurcusunuz. Fincanda içiyorsanız keyfi öylesine çay içiyorsunuzdur. Lakin küçük ince belli çay seveniyseniz, siz deli divane aşıksınızdır çaya ...

O ince bel tutulacak! Baş parmağı önde, orta parmağı ve yüzük parmağı bardağı kavramış... Serçe parmağı havada bakın altını çiziyorum serçe parmak havada! O huzurun temsili efenim, o huzur  o parmak kalkıyorsa, çekin ulan çekin huzurun resmini çekin, bakın bakın nasıl yoruldum ve çay ile o yorgunluğu atıyorum, bakın çayıma  mis missss tavşan kanı tavşan... İnce belli sevenler hayatın tadını çıkaranlardır. 

Çay bardaklarını koyarsınız ve çay kaşıklarını tek tek şıkır şıkır dizdiğinizde içeriye verilen sinyaldir o .

 Çaylar birazdan geliyor...

Esnaflar arasında çay barıştır ,  sabah uyku sersemi koşarsınız ekmek teknenize, açarsınız kilitleri, kaldırırsınız kepenkleri ve hikayeniz başlar. Hemen bir su koyarsınız süpürürsünüz dükkânı, sabahın sessizliğinde fokurdar o çaydanlık. Tıkır tıkır ses gelir içerden ,altı kaynamış demle beni diye sesleniyor. Hemen demlersiniz bir güzel. Yandaki berber abi simitleri almış yukardan, belli beraber bugün çay içilecek. Biri birinin elinden çay içiyorsa paylaşılacaklar birikmiştir. Herkesin dükkânında vardır çaydanlığı ama içiyorsa başka bardaktan konuşulacak konular vardır. Ekonomi konuşulur, işlerin nasıl gittiği konuşulur. Oturulur sabahın ilk saatlerinde soğuk dükkanlarının önüne, sıcaktan yararlanmak için o açık çay karıştırılıp yudumlanırken ekonomiye girerler esnaflar hiç bir zaman beynen iyi değillerdir. Hepsi daha ucuz almak isterler ve hayal ederler. Ne kadar işleri olursa olsun daha çok kazanmak isterler. Esnaflar ülkenin en tatlı küçük oyuncularıdır. Bize gelişi o fiyat sloganlarıyla akşama kadar paslaşırlar müşterilerle ...

Ama ellerindeki en değerli varlıkları çaydır.

Terzi müşterinin verdiği beş dakikada yapılacak pantolonu unutmuştur. Hemen bir çayımı iç deyip bitirir o elindeki paçası yapılacak pantolonu... Berber de sıra varsa ;

Mehmet amcama bir çay getir Mustafa deyip hızla kaçıracak müşteriyi bekletir on dakika içeride. Bir çayımı iç deyip üç dört saat o dükkanda zaman geçiren Mehmet amcalar tanıdım ben. Çay meselesi en uzun ve en şefkatli konudur. Demi ne kadar iyiyse, çay da o kadar güzeldir bu meselede.

Çay bizim ülkemizde uzun meseledir...

Bazen bir bardak çay huzur verir de insana, insan insana bir yudum veremez huzur.

Sahiden çay içerken hiç huzur bulmadınız mi? Ya da çay veren kişinin gözlerinde hiç huzur aramadınız mi ?

 

 

19-10-2020
Sümeyye Göktepe

Sümeyye Göktepe

Hayatın İçinden

Merhaba ben Sümeyye, kış mevsiminde dünyaya geldiğimden yada ilgimden bilmiyorum en sevdiğim mevsim kış fakat sonbahara tutkun bir insanımdır. Hayvanları çok severim ve doğaya bayılırım. Kendimi bildim bileli genellikle kendimle alakalı pek alakam olmaz ama bütün objelere amuda kalkarak bakmışlığım vardır. Kendimi bildim bileli yazıyorum ama dediğim gibi kendimi ne zaman bildiğim hakkında pek fikrim yok. İlk yazmaya başladığımda yedi sekiz yaşlarındaydım. Mezarlığım vardı çocukken, bütün ölen karıncalara bahçemizin bir kenarında mezarlık yapardım. Bir gün çok üzülüp ölen karınca gibiymişim gibi mektup yazmıştım. O zaman nasıl güzelbir şey olduğunu anlamıştım yazmanın, zihninizi kağıda döküyorsunuz kimse sorgulamıyor, günler sonra okuduğunuzda keyif alıyorsunuz. Lise de edebiyat öğretmenim sayesinde yazmaya devam ettim. Bir kaç kez okuluma başarı kazandırdım fakat daha sonra yazılarımı kimseye göstermedim. Şimdide tesadüfler üzerine tanıştığım Medya Çuvalı ve ailesi ile gönül bağı kurmaya karar verdim.Yarışmacı arkadaşlara başarılar diler, sevgilerimi sunarım. Bu arada en sevdiğim şey mısırdır. Evet evet yediğimiz koçanı olan.

 

sumeyyekarakis0810@gmail.com

https://www.instagram.com/sumeyyegok95/