Belgesel Önerisi- Hired Gun !

     Merhaba ! Bu yazımda sizlere, geç izlediğim için pişman olduğum, son bir aydır gördüğüm herkese tavsiye ettiğim ve iyi dönüşler aldığım bir belgeselden bahsetmek istiyorum. Hired Gun !

    Konumuz tabiki müzik.Başka türlüsü düşünülemezdi:)
 Özellikle rock müzisyenlerini, onların hikayelerini, röportajlarını, konser kesitlerini görebileceğiniz bu belgeselin beni bu kadar etkilemesinin bazı sebepleri var. Sizlere bunlardan bahsedeceğim. Öncelikle biraz belgesel hakkında genel bilgilerle başlayalım.

                
   
   
 
Belgeselimizin yönetmeni Fran Strine. Bu belgeselde
Alice Cooper, Rudy Sarzo, David Foster ve birçok ünlü grupla ilgili bilgilere, röportajlara rastlayacağız. Sürpriz isimler de mevcut.  Yazılarımı okumuş olanlar, genelde çoğu yazımda konuyu ismi bilinmeyen, arka planda kalmış ya da kalmak zorunda bırakılmış müzisyenlere bağladığımı bilirler. Bu belgeselin beni bu kadar etkilemesinin sebebi de tam olarak bu. İzleme zevkinizi kaçırmamak için detaylı bilgiler vermek istemiyorum.

Özet geçecek olursak, çılgınlarcasına yetenekli, algısı, müzisyenliği, bilgisi ve yaratıcılığı üst düzeyde olan, ismi daha az bilinen müzisyenlerin bu yolculukta yaşadıklarını bütün çıplaklığıyla izliyoruz. Bazı kısımlarda, yaşanan zorluklara, kimi zaman ölümlere, yarı yolda kalmışlıklara tanık oluyorsunuz. Kimisi ekibiyle artık çalamayacağını bir radyo programında öğrenirken, kimisi bazı ünlü müzisyenlerle aynı ekipte olmasına rağmen aynı uçakta yolculuk edemeyebiliyor. Birçok hikaye dinliyoruz aslında. Metallica’nın trajik ölümüyle boğazlarda yumru bırakan basçısı Cliff Burton’ı anarken, bir yandan başka bir yetenekli müzisyen Jason Newsted’in yaşadığı sıkıntılara tanık oluyoruz. Belgeselin asıl güzel yanı ise bu isimlerin yanında, ismini hiç duymadığımız farklı gruplarda çalan sezon müzisyenlerini bizlere tanıtması, hayatlarıyla ilgili çok şey öğrenmemizi sağlaması. Bu hikayeler, kendi süzgecinden geçirebilen izleyiciler için hem ilham kaynağı hem de tam anlamıyla bir tokat etkisi yaratıyor. Fakat belgeseli bitirdiğinizde, müzisyenlerin hayatına aşina olan birisiyseniz bile, bazı gerçekler boğazınızda yumru olarak kalıyor.  


           
 
     Daha izlemeyen okuyucuların izleme zevkini elinizden almamak için bu yazımda daha derine inmeden kendi gözlemlerimi anlatmak istiyorum. Fakat özellikle hepimizin bayıldığı Alice Cooper’a duyduğum saygının katlanarak arttığını da belirtmeden edemeyeceğim. Beni çok hayal kırıklığına uğratan olaylar ve kişiler de oldu. Billy Joel’u hayretler içinde izledim. Bakalım sizler neler hissedeceksiniz. Daha önce bilmediğim halde takibe aldığım bazı müzisyenlerle de bu belgesel sayesinde tanıştım. İlerleyen yazılarda onlarla ilgili de yazmayı düşünüyorum.

               
  

      Müzik en klişe fakat belki de en doğru haliyle zor bir yolculuk. Bu yolculukta tınılarımızı karakterimizle, duygularımızla, iyiniyetimiz ve en önemlisi samimiyetimizle ne kadar desteklersek, o kadar güzel olmaz mı? Olay müzisyenlik mi, yoksa iyi insan olabilmek mi? Bence her ikiside.

   Peki belgeselimizin adı neden 'Kiralık Silah' ? Bunu da izleyince anlıyoruz. Benim kendime sorduğum sorular ise şunlar oldu. Az bilinen fakat yetenekli müzisyenlerin, bir başka müzisyenin yedeği olarak sahne alması kolay mıdır? Çalıcılığın dışında bu tarz durumların psikolojik zorluğu nedir? Kiralık Silahlar, düşündüğünüz gibi müzisyenler. Kalıcı olmayanlar.. Bir hafta turnedeyken, diğer hafta başka bir iş yapıp hayatını geçindirmek zorunda olanlar..



           
 
   
      Sizleri etkileyecek, sarsacak ve en önemlisi düşündürecek, araştırmaya sevkedecek bir belgesel arayışındaysanız ben
Hired Gun'ı şiddete tavsiye ediyorum. Ben izlemeye geç kalanlardanım siz de izlemediyseniz kaçırmayın. İzlemiş olanların yorum ve gözlemlerini de oldukça merak ediyorum, bu konuyla ilgili maillerinizi bekliyorum.

      Sevgiyle kalın !


  

06-08-2018