Beklemek Yahut Çürümek

A+ A-

Kimi zaman bir otobüsü, bazen bir dostu, kesilen elektriğin gelmesini, kimi zaman büyümeyi, sevmeyi hatta sevilmeyi, çayın demlemesini, kahvenin köpürmesini, bebeğin sürünmesini, sonra yürümesini ne çok beklemişizdir. Geri döneceğine söz veren sevgiliyi, özlenen baharı, kabarması için bırakılan hamuru, çekilen hoşça kal mesajına gelecek cevabı, bir tahlil sonucunu, şarkının en çok sevdiğimiz yerinin gelmesini, zamanın geçmesini ne çok beklemişiz; beklemek için ne çok zaman geçirmişizdir.

Beklemek… Beklemek yahut çürümek. Beklemek yahut vazgeçmek. Beklemek yahut direnmek. Beklemek yahut silinmek yahu ama nedir ki bu beklemek? Beklemek kuşkusuz insanın içine en çok düştüğü durumlardan biridir. Beklemenin kendisine yüklenen anlamlar, bağlamına göre değişecek, özelleşecek ve nihayetinde beklemenin kendisibiricik bir anlam kazanacaktır. Beklemek kimi zaman insanı, bir dost gibi saracak, kimi zaman onu sarsacak, kimi zaman onun nefesini kesecek, kimi zaman ona adeta zulmedecektir. Beklemenin kazanacağı anlam ne olursa olsun, o bizi kuşatacak, halden hale koyacak, hiddetine göre çeşitli duygulanımlar yaşamamızı sağlayacaktır. Beklemek hem iyi hem kötü bir anlam kazanabilecek potansiyeldedir; onun kazanacağı anlamları tayin edenler ise yine bizzat insanın kendisiolacaktır.

Şimdi şöyle bir geri çekilelim, az biraz düşünelim, konu bu ya, biraz bekleyelim. Hatırlayalım, bakalım, en çok kimi bekledik, en çok neyin gerçekleşmesi için zaman geçirdik. Sahi en çok kim yahut ne için bekledik? Daha da önemlisi beklerken nasıl bir haldeydik, beklemek bize ne hissettirdi, beklerken bize hangi duygu eşlik etti? Beklemek bizi kasvetli bir belirsizliğe mi sürükledi, yoksa bizi sardı var olan yaralarımızı mı iyileştirdi? Hayır hayır, beklemenin sonucu değil, o nihai an değil, bekleme sürecinin kendisi bizleri nasıl etkiledi?

Soruların cevabını bulduğumuzda yüreğimiz kabarıyorsa, içimize bir hüzün çöküyorsa, beklenilen zaman uzunsa ve hele de beklemek gayesine hizmet etmeyi çoktan geçmişse, beklemek bizden çok şey götürmüş demektir. Hele beklerken durup yerimizde saydıysak, yan gelip yattıysak, bekleme anında gönlümüz ferahlamak yerine daraldıysa ve en kötüsü beklemenin bize iyi gelmediğini anladığımız andan itibaren de beklemeye devam ettiysek evet şayet bunları gerçekleştirdiysek sadece kendimize değil beklemenin kendisine de zulmetmişizdir. Amacını aşan ne varsa anlamından uzaklaşır, yabancılaşır, niteliğini değiştirir ya işte tam olarak öyle.

Bekleyeceksek şayet badem ağaçlarının çiçek açmasını, fırına verdiğimiz kurabiyenin pembeleşmesini, yaramızın iyileşmesini, istiyorsak şayet sabretmenin güzelliğine erişmeyi, sevdiğimiz bir filmin başlamasını, bize kavuşmayı dileyenlerinve bizlere kavuşmasını dilediğimiz kişilerin gelmesini bekleyelim. Elbette zaman gereken şeyler içinde bekleyelim ama beklemek bize zulmetmesin, içimizi kemirmesin, beklemek bizi çürütmesin. Beklemek eylemi güzel bir anlam kazansın, beklemek bizi bir dost gibi sarsın.

Sizlerle buluşmak için daha fazla beklemek istemeyen ben; tüm beklemelerin güzel bir anlam kazanması dileğiyle ve “beklemenin kendisiyle” güzel bir başlangıç yapmak istedim; merhaba sevgili okur, merhaba.

LEYLA KORKMAZ




Kaynakça

Kullanılan Görseller:

https://unsplash.com/photos/4AzDC_Qbo1U

https://unsplash.com/photos/trVNTg3VL5s

24-11-2020
Leyla Korkmaz

Leyla Korkmaz

Uzman Sosyolog

Lisans ve yüksek lisans eğitimini ve öğretimini Erciyes Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü üzerine tamamlamıştır. Bu nedenle Kayseri ile derinden bir gönül bağı vardır. Şu an doktora eğitimine ve öğretimine Hacettepe Üniversitesi’nde yine Sosyoloji Bölümü’yle devam ederken aynı zamanda Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir. Okumayı, yazmayı, yaşamayı, hayat mücadelesini hakkıyla vermeyi sever; bu nedenle yaşamı bir yük gibi sırtlanmak yerine, onu bir lütuf gibi görür ve ona sıkı sıkı sarılır. Belki de bu yüzden bu hayatta hiç kimse ya da hiçbir şey ile bir küslüğü yoktur. Sonra bu hayatta “benim” dediği ne varsa bunların tümünü yazdıklarıyla elde ettiğini düşünür. Sadece sahip olduklarını değil sahip olacağı ne varsa yine yazarak elde edeceğine inanır. Aslına bakılırsa deli bir cesareti, çalışma azmi ve sonsuz bir inancından başka benim dediği bir şeyi de yoktur. Sitede yayımlanan ilk yazısı olan Beklemek yahut Çürümek yazısının son paragrafında okuyucusuna şöyle seslenir: Sizlerle tanışmak için daha fazla beklemek istemeyen ben; tüm beklemelerin güzel bir anlam kazanması dileğiyle ve “beklemenin kendisiyle” güzel bir başlangıç yapmak istedim; merhaba sevgili okur, merhaba.

k.leyla169@gmail.com

leylakorkmaz_

leylakrkmz_

ankara psikolog