Beden Dili ve Önemi

A+ A-

İletişim geçmişten günümüze varoluşumuzu sürdürmenin temel ihtiyacı oldu. Bazı araştırmalar iletişimin belli evrelerden geçerek sözcüklere dökülüp bugünkü anlamını kazandığını savunuyor. İletişimde her ne kadar bir şeyi ifade etmek için sözcüklere başvursak da o sözcükleri kullanırken geçmişten günümüze kadar aktarılan bir özelliğimizi yanımızdan ayırmıyoruz. Bu özellik insanlığın ilk çağlarından bize aktarılan beden dilidir.

İletişim bulunduğu ortama, yaşa, cinsiyete vb. oluşumlara çeşitlense bile beden dili genellikle bunlara karşı tek bir dil olma çabasına girmiştir. Böylelikle karşımızdaki kişiyle aynı oluşumlara sahip değilsek bile, beden dili ile kendimizi ifade edebilirdik.

Eski çağlarda bizler gibi duygu karmaşası içinde olan insanlık, derdini anlatmak için iletişimden nasibini almak istiyordu. Bizim gibi süslü kelimeleri yoktu. Belki ondan sonraki torunları derdini dağlara taşlara resmedecekti. Ama bizim meşhur homosapiensimiz üzülünce gözünden yaşlar akacak, burnunu çekecek, suratını büzüştürecekti. Bir başkası yanına gelince belirli sesler çıkartacak ve vücudunu şekilden şekle sokarak derdini anlatacaktı. Böylelikle o meşhur atamız iletişim temellerini beden diliyle bütünleştirip bizlere ulaştıracaktı. Ulaştırdı ulaştırmasına da biz o iletişimi aldık, taşa verdik, taştan aldık kağıda verdik, kağıttan aldık şimdi de kablolara verdik. O kablolar göremeyeceğimiz sinyallerle karşı taraf ile birbirimizi görmeden iletişimde olmamızı sağladı. Bizler her ne kadar görünmez olana güvensekde, o görünmezin kat ettiği yolda vücudumuzun aldığı şekil pek değişmedi. “Acaba mesajım gitti mi?”, derken ki telaşımız, “Görünce ne tepki vereceK?”, diye dudağımızı kemirmemiz, önemli bir mesaja gelecek cevabı beklerken ki dizlerimizin titremesi bir çoğumuz için benzer tepkilerdi.

Beden dilinde bir de kendimizi ifade ederkenvezir-rezil ilişkisi içinde oluruz. Gelin birlikte örnekler üzerinde bu ikili ilişkiyi inceleyelim;

İki kişi konuşuyor olsun, yoğun bir konuşma diyelim. Biri gözlerini kaçırıyor, ya da kendini rahat hissetmek için karşısındaki kişinin gözlerine bakmayıp, başka bir tarafa odaklanıyor. Hemen akıllarda cevaplar beliriyor: “O kesin yalan söylüyor. Yok artık bu kadar da kendini belli edemez”. Biraz daha işi büyütüp, “Konuşurken yüzüme bak! Gözlerimin içine bakarak söyle!”, tabirlerini de bu ifadelerden yola çıkarak ortaya atarız. Hele ki eller kollar nereye konacağını bilemezse, kişi ağzını, yüzünü kapatırsa, burnunu kaşırsa, o kişinin vay haline!

Bir başka biri kalabalık bir topluluğa konuşma yapacak olsun. Konu da “Sosyal Medya Ve Mahremiyet” olsun (çoğumuzun bildiği ama bir o kadar da çekmeceye kaldırmak istediği bir konu). Bu kişi belirli görsellerle sunumunu zenginleştirsin. Ses tonunu ortama göre ayarlasın, vücudunu belirli ölçülerde hareket ettirsin, topluluktan bir kesimleri göstererek reveransta bulunsun. Başkalarına söz vererek onları onaylıyormuşçasına başını sallasın. Salonun bir tarafından diğer tarafına gitsin. Ellerini ceplerinin içine koysun. Bu davranışlarıyla bütün gözleri üzerine alıp ve adeta görevini yerine getirmiş bir kanaat önderi olacak.

İlk örneğimizde kişinin hal ve hareketlerinden dolayı kendini ele verdiğini ve kendini rezil duruma düşürdüğünü ve rezil muamelesini, ikinci örnekte ise konuşmacı kişinin davranışlarıyla buralar benim izlenimi vermesiyle vezir muamelesi gördüğünü gördük.

Pek iyi…

Beden dilindeki davranışlar belli anlamlar ifade etse de bizler bazı genellemelerden çıkmalı, her olana vezir-rezil muamelesi yapmamalıyız. Çünkü beden dili bir olmak istese bile insanlar bir olmak istemez. Her insan kendini ifade etmek için kendine özgü bir beden dili oluşturur. Bunu yaparken de ne yaptığının pek farkında olmaz ve kendini genellemelerin kollarına bırakır.

Gelecek yazılarımızda kendine has olan beden dillerimizden de söz edip, geçen süre zarfında da birbirimizle iletişimde kalarak beden dilimizi ortaya çıkartalım ve yarınlarımıza bambaşka bir dil bırakalım.

 


Kaynakça

Görseller:

pexels.com/tr

unsplash.com

07-05-2021
Eylem Aktaş

Eylem Aktaş

Hayatın İçinden

Radyoloji ve Nükleer Tıp alanlarında eğitim almış öğrenmeye hevesli, gelişime açık, değişen dünyanın hızına yetişmeye çalışan ve karşılaştığı her bir bilgide, yeni yerler keşfeden bir gezginin hissettiği hayranlığı, ruhunda yaşayan biriyim.

aktas.eylemmm@gmail.com

aktaseylemmm

ankara psikolog