Başarılı Kimseler Sahi Onlar Kimler?

Anlatmak istediklerimi düşününce sanırım konudan konuya atlayacağım biraz bugün. Öncelikle her şey çok güzel ama sen de biliyorsun ki güzel olan şeyler uğraş gerektiriyor. Oldukça yoğun, biraz yorucu, keyif dolu, yaratıcılığımı kullanabildiğim aslında “ben” dolu günlerim var fakat aynı zamanda bu dönemde aklımdaki birçok şeye de cevap arıyorum. Bu iki durum beni zaman zaman ufak bir bunalımın kıyısına getirse de kendimi çok fazla düşünürken yakaladığım an hemen dikkatimi bir başka şeye vermeye çalışıyorum çünkü şu dönemde ihtiyacım olmayan tek şey düşüncelerimin yapmam gerekenlerin önüne geçmesi. Ufak bir hatırlatmayla başlayayım; hala işsizim. İlk işten ayrıldığım zaman çeviri yapıp azıcık cep harçlığı çıkardım fakat baktım ki çok zamanımı alıyor ve yapmam gerekenlere engel oluyor ayrıca emeğimin karşılığını maddi ya da manevi hiçbir şekilde alamıyorum o sektörden koşarak uzaklaştım. Burada yanlış anlaşılmak istemem. Benim uzaklaştığım şey; çeviri değil serbest çevirmen olarak çeviri bürolarıyla çalışmak. İnternet ortamında istediğin işi istediğin koşullarda seçebileceğin bir “serbest çevirmen” statüsünden bahsetmiyorum. Neyse bu deneyimim bir başka sohbetimizin konusu olsun.

Hafta sonlarımı Akademi’de geçirdiğimi biliyorsun. Orada son birkaç haftadır benim için çok güzel şeyler oluyor. Sakm Ankara her Pazartesi “Sanat Günleri” kapsamında bir etkinlik düzenliyor ve bu etkinlik katılmak isteyen herkese açık ve ücretsiz yapılıyor. ( Yanılmıyorsam “Sanat Günleri” Sakm İstanbul’da da her Perşembe düzenleniyor.). Etkinlikler Sahne Çolpan İlhan’da yapılıyor. İlgin olsun ya da olmasın ve ne kadar yoğun çalışıyor olursan ol bence bir kere de olsa gidip sanat kokan o atmosferi içine çekmelisin. Sakm Ankara olarak şu an bir dans gösterisinin hazırlık aşamasındayız. Çok fazla detay veremem ama oldukça özel ve anlamlı bir işe imza attığımızdan emin olabilirsin. İnan Hoca’nın kanatları altında aksi de düşünülemez zaten. Harika bir insan kendisi; işinin ehli, disiplinli, anlayışlı, her şeyin on adım öncesini ve sonrasını görebilen müthiş bir gözlem yeteneğine sahip, sıradanlığı mükemmelleştirebilen ve her mükemmel olanın da her zaman işe yarar olmayabileceğini bize gösteren ve öğreten harika bir insan. Biz de ekip olarak Sakm’yi ve İnan Hoca’yı gururlandırmak adına elimizden geleni yapıyoruz. Gerçekten çok çalışıyoruz ve inan bana ne kadar yorucu olursa o kadar keyifli oluyor. Gösterimizin tarihi henüz belli değil belirlendiğinde zaten sana haber veririm ve gelirsen beni çok mutlu edersin.

 Tiyatro 1112 Garaj’dan da söz etmeden duramayacağım tabii ki… Şu an bir oyun üzerinde çalışıyorlar ( İzlemeni çok isterim. Gün ve saati mutlaka haber veririm.) ve oyunu muhteşem bir şekilde sahneye koyacaklar. O kadar istekli, yetenekli ve içten oyuncularla dolu bir yer ki; her provadan çıktığımda en az birkaç saat daha zihnim orada kalmaya devam ediyor. Biliyorsun orada şu an elimden geldiğince onlara yardımcı olmak ve kendimi geliştirmek için bulunuyorum. Bana ufak tefek işler veriyorlar ve yapılan her iş hakkında bir fikrim olmasını sağlıyorlar ( Çaktırmadan başlarına biraz bela olmuş olabilirim.) ve bir de sanırım Aylin Hoca’ya tapıyorum… Orada ve Aylin Hoca’nın yanında geçirdiğim her saniye yeni bir şey öğreniyorum ve inan bu öğrendiklerim tiyatro ya da sanatın çok ötesinde şeyler. Aslında sanırım kendimi keşfediyorum…

 

Peki ben tüm bunlardan bahsederken acaba sen ne düşünüyorsun merak etmiyor değilim. Çevremde aklına ve adaletine güvendiğim insanlara düşüncelerini açıkça soruyorum. Tepkiler tabii ki çok çeşitli oluyor fakat en sık işittiğim iki şey “ İnsanların 50 yaşına geldiğinde fark edip değiştirmeye çalıştıklarını bu yaşta farketmiş olman çok güzel.”  ve “ Bu tarz bir değişim için birazcık geç kaldığını düşünmüyor musun?”. Sen kendini bu iki gruptan birine dahil etmek istesen hangisine yakın olurdun? Sence ilki çok romantik ya da ikincisi çok mu karamsar? Ya da bunların bir orta yolu var mı? Sen olsan ne yapardın ya da şu an ne yapıyorsun? Cevabını merak ettiğim birçok soru var. Yaptığım şeyin doğruluğunu ya da yanlışlığını değil uygunluğunu sorguluyorum aslında ben. Mesela cevabını hala bulamadığım ve en çok merak ettiğim soru şu; “ Başarılı insan kimdir?”. Yaptığı işte iyi olan mı? İstediği işi yapan mı? İstediği işi yapan ve onda iyi olan insanın başarılı olduğu su götürmez bir gerçek mutlaka fakat herkes o kadar şanslı ya da yetenekli olmayabiliyor. Bunlardan sadece biri söz konusuyken hangisi için “başarılı” diyeceğiz? Örneğin; Mutluluğu bulduğu yerde olmaya çalışmak ve istediği işi yapmak için çabalamak beni başarılı bir insan mı yapıyor yoksa sırf bu mutluluk arayışından dolayı iyi olabileceği bir işi elinin tersiyle itmiş bir aptal mı?

30-12-2018