Babam

A+ A-

Baba;

Bir O kadar yanında ama uzak…

Baba ya yakın olmak için, erkek gibi oluşlar,

Baba gücüne cesaretlenip kız başına, baba yokken baba olmaya çalışmalar

Baba gibi;

Elektrikler gittiğinde Titreyerek korkuyla içeri girse de yine de baba gibi ablayı koruyup mumu yakanlar

Nazlı kız çocuğuna özenerek bakıp babasıyla arkadaş olmaya çalışanlar, babanın yanında hiç canı yanmayanlar

Ablalar anneyle evde kalıp nazlanan tayfa,

Babanın yanında olan saçını alttan sıkı sıkı bağlayan.

Saçı taranıp örülen ‘evdedir’.

Babayla odun kırarken, kıymık girse dahi acımaz. Baba da fark etmez zaten, babanın bütün ayak işlerini yaparlar ama baba gibi yorulmazlar, kaldıramamak mı? Asla! Her şeyi sırtlanırlar.

Hep babayla, omuz omuz olup eve gittiğinde “ güzel kızım ” diye sevilen, saçı örülendir!

Babaya çok yakınken, çokça uzak olmak bunun adı.

Sonra işte kıymık acıtmaya acıtmaya, alınan yaralara umursamamak, görmemek güçlendiriyor.

Tabi büyüdükçe; baba yürekli oluyorsun nazlı, saçı örülü kız olamıyorsun! Çoktan sümüğünü koluna sürüp, saçlarını sıkı sıkı bağlayıp annenin önceden babaya verdiği görevleri halleden “ Güçlü Haylaz “ oluyorsun.

Eh Be Baba! Keşke odunları beraber taşıdıktan sonra omuzlarında eve götürseydin. Üstü kirlenmeyen ablama anlatsaydın. Elimdeki kıymığı ağlamadan nasıl çıkardığımızı...


Kaynakça

pexels.com

17-06-2021
Sümeyye Göktepe

Sümeyye Göktepe

Hayatın İçinden

Merhaba ben Sümeyye, kış mevsiminde dünyaya geldiğimden yada ilgimden bilmiyorum en sevdiğim mevsim kış fakat sonbahara tutkun bir insanımdır. Hayvanları çok severim ve doğaya bayılırım. Kendimi bildim bileli genellikle kendimle alakalı pek alakam olmaz ama bütün objelere amuda kalkarak bakmışlığım vardır. Kendimi bildim bileli yazıyorum ama dediğim gibi kendimi ne zaman bildiğim hakkında pek fikrim yok. İlk yazmaya başladığımda yedi sekiz yaşlarındaydım. Mezarlığım vardı çocukken, bütün ölen karıncalara bahçemizin bir kenarında mezarlık yapardım. Bir gün çok üzülüp ölen karınca gibiymişim gibi mektup yazmıştım. O zaman nasıl güzelbir şey olduğunu anlamıştım yazmanın, zihninizi kağıda döküyorsunuz kimse sorgulamıyor, günler sonra okuduğunuzda keyif alıyorsunuz. Lise de edebiyat öğretmenim sayesinde yazmaya devam ettim. Bir kaç kez okuluma başarı kazandırdım fakat daha sonra yazılarımı kimseye göstermedim. Şimdide tesadüfler üzerine tanıştığım Medya Çuvalı ve ailesi ile gönül bağı kurmaya karar verdim.Yarışmacı arkadaşlara başarılar diler, sevgilerimi sunarım. Bu arada en sevdiğim şey mısırdır. Evet evet yediğimiz koçanı olan.

 

sumeyyekarakis0810@gmail.com

https://www.instagram.com/sumeyyegok95/

ankara psikolog