BABA: İLK SEVGİLİ

A+ A-

Birçok kız çocuğu için böyledir; baba, gerçekten de ilk sevgilidir. İlk onunla tamamlandığını hisseder, küçük kız çocuğu. İlk onun varlığıyla kavrar, tüm benliğini. İlk onunla yaşar, aşkın en sıcak hallerini.

Baba, bir kız çocuğu için hakikaten ilk sevgili. Çünkü baba karşılıksız sevgiyi veren, yüreğinin sınırsızlığını seren, güveni gizlemeyen, hiç terk etmeyen, sevgisini esirgemeyen, gönlü en kuşatıcı olan... Baba, sahiden de ilk sevgili.

İmkansızlıkları kıran, sonsuz güven veren, yılmayan, özüyle utandırmayan, şefkati bol olan, uçurumları aşan, ilgisiyle mesafeleri yutan, düşüncesiyle iyileştiren... Evet, baba hakikaten de ilk sevgili. İlk seven, kuşatan, aşkı yaşatan, susuzluğu gideren, ferahlık veren, hüznü yıkayan... Daha nasıl diyeyim efendim, işte baba en sevgili.

Evet, evet. Baba en sevgili, en derin, en tarifsiz. Baba! Kimi zaman bir nefes, kimi zaman bir parça ekmek, kimi zaman bir yudum su. Allah’ım baba, ne çok şey ama sahiden, baba her şey.  Her yanıyla emek kokan, kudreti bol olan, gücün sembolü olan, sabrı geniş olan, bırakmayacak olan... Baba ne çok şey ve kelimeler ne yetersiz!


Yeniden başlayayım efendim; baba en temiz aşkın faili, en güzel cümlenin öznesi, en saf sevginin vericisi, en temiz güvenin simgesi… Dünya bir yana, o bir yana cümlesinin atfedileni… Baba siniri, kızgınlığı, kırgınlığı bile nefes olan tek adam. Saran, ruhumuzu en uçlarına kadar sarabilen tek insan.

Kelimelerim duygularıma yetmiyor efendim, tadını hiçbir yerde bulamadığım bir çeşmeye erişmişimde boyuna o akan sudan beslenmek istiyorum sanki. Bakışıyla ne çok şey anlatan, bir bakışıyla ne çok şey anlayan, baba; adeta bir sığınak, o bir yuva. Aman Allah’ım, baba sahiden de ne çok şey. Baba en güzel, en özel aşkın mimari. En zarif ilişkinin eyleyeni, en güzel sözün söyleyeni.

Varlığıyla çok şey, sayılamayacak kadar çok şeyin anlamı olan bu güzel insan, en güzel aşkın ve yine en güzel duyguların başlatıcısı olan bu yüce insan, yokluğuyla…

Baba, yokluğuyla sarsan, yürekleri yakan, en can acıtan, ruha acı çektiren, özü yoran, bozan, döken… Baba yokluğu nedir, diye sorsalar mesela, sanki her gün onu ararken yitip yitip aramaktan vazgeçmeyip en nihayetinde kaybolduğum bir kuyu, derim. Ama bu öyle bir kuyu ki derin ve susuz, yıkık ve çaresiz, köhnemiş ve direnmiş. Bu öyle bir kuyu ki içine düşen suya değil de köz ateşlere erişmiş, bulmayı umarken daha da eksilmiş, düştüğünü zannederken henüz yer ile birleşmemiş. Ya da mesela baba yokluğu için, yıkanıp yıkanıp arınmadığım bir akarsu, derim. Ama öyle bir akarsu ki… Demeye dilim bile varmıyor efendim. Anlıyorum ki daha söze başlamadan, babanın varlığı yokluğundan çok daha anlamlı, çok daha güzel, çok daha özel, çok daha görkemli ki… Hatta efendim asıl şimdi anlıyorum ki babanın varlığı gibi yokluğu da söze gelmiyor.

Sevgili okur, 14 Şubat mıdır hasıl olan bilmiyorum ama ben sevmek için gün beklemeyenlerdenim. Aynı zamanda sevgili gibi bir sözcüğü sığlaştırmayan, kelimenin kavramını daraltmayanlardanım. Şayet böyle yapılırsa kelimelerin acı çekeceğine inananlardanım. Sevgiliyi en yakınlarda arayan, gerçekten kendisinde köklendiğimiz ve kök saldığımız ilk sevgilinin “baba” olduğuna inananlardanım. Belki yanılıyorumdur sevgili okur, ama sahiden yanılıyorsam bundan öyle habersizim ki… Tıpkı 18 Ocak’ta kaybedeceğim sevgili babam için, 14 Şubat’ta bu yazıyı yazacağım gibi habersizim birçok şeyden. Hani hep denir ya, kaybedicince anlayacaksın, diye. Bu sözden bile öyle habersizmişim ki. Böyle habersizken sizlere haber veriyorum sevgili okur; “dünya bir yana, o bir yana” dediğiniz o sevgiliniz her kim ise ona sımsıkı sarılın; öyle bir sarılın ki, her an elinizden kayıpta gidecekmiş gibi sarın en sevgilinizi. Sana gelince sevgili babam, sen hep benim için, en derinlerde olansın, her daim beni en çok seven olarak kalacaksın, canımın en içi; sevginin ve sevgilinin en güzel öznesi, benim için hep sen kalacaksın.

LEYLA KORKMAZ


Kaynakça

Kullanılan Görsel:

https://unsplash.com/photos/vppMdk_GMo

14-02-2021
Leyla Korkmaz

Leyla Korkmaz

Uzman Sosyolog

Lisans ve yüksek lisans eğitimini ve öğretimini Erciyes Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü üzerine tamamlamıştır. Bu nedenle Kayseri ile derinden bir gönül bağı vardır. Şu an doktora eğitimine ve öğretimine Hacettepe Üniversitesi’nde yine Sosyoloji Bölümü’yle devam ederken aynı zamanda Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisidir. Okumayı, yazmayı, yaşamayı, hayat mücadelesini hakkıyla vermeyi sever; bu nedenle yaşamı bir yük gibi sırtlanmak yerine, onu bir lütuf gibi görür ve ona sıkı sıkı sarılır. Belki de bu yüzden bu hayatta hiç kimse ya da hiçbir şey ile bir küslüğü yoktur. Sonra bu hayatta “benim” dediği ne varsa bunların tümünü yazdıklarıyla elde ettiğini düşünür. Sadece sahip olduklarını değil sahip olacağı ne varsa yine yazarak elde edeceğine inanır. Aslına bakılırsa deli bir cesareti, çalışma azmi ve sonsuz bir inancından başka benim dediği bir şeyi de yoktur. Sitede yayımlanan ilk yazısı olan Beklemek yahut Çürümek yazısının son paragrafında okuyucusuna şöyle seslenir: Sizlerle tanışmak için daha fazla beklemek istemeyen ben; tüm beklemelerin güzel bir anlam kazanması dileğiyle ve “beklemenin kendisiyle” güzel bir başlangıç yapmak istedim; merhaba sevgili okur, merhaba.

k.leyla169@gmail.com

leylakorkmaz_

leylakrkmz_

ankara psikolog