Aykırı Nostalji

İnsan her zaman geçmişi daha iyi hatırlamaya eğilimlidir. Daha güzel olduğunu düşünür geçmişteki anıların. Bu bilişsel yanılsamanın adı psikolojide ‘Rosy retrospection bias olarak geçiyor; kısacası geçmişi pespembe hatırlama yanılgısı da diyebiliriz. 

Bu o kadar uzun zamandır süregelen bir yanılgı olmalı ki Romalıların bile bir sözü var bunun için:

“memoria praeteritorum bonorum” yani “geçmiş daima güzel hatırlanır.”

Bizler de bu geçmişe olan hasretimizden dolayı bayılıyoruz eski anılarda dolaşmaya. Onları tekrar tekrar anımsamaya, her anımsamada tekrar şekillendirmeye, tekrar anımsamaya, tekrar şekillendirmeye ta ki gerçekten hayallerimizdeki haline benzeyene kadar.

 Geçmişi güzelleştiren onu anımsamamızdan başka bir şey değil yani. Her anımsama da anılarımızı yeniden inşa ediyoruz.

Orada kendimize yanıtlar ararken verdiğimiz yanıtları değiştiriyoruz sonra da o yanıtların ne kadar güzel olduğundan dert yanıyoruz.

 Şimdiye dokunmuyoruz çirkinliğinden ötürü geçmişe kıyasla. Geleceğin ise geçmiş daha güzel olmasını bekliyoruz.  Bu kör döngüye ayağımız takılıp da düştüysek eğer, bir hayal penceresinden sarkıp da içimize, umutsuzluk çiçeklerini suluyoruz.

Oysa gerçek çok daha güzeli.

Çünkü güzeli güzel yapandır ‘Kusur’

Ve insan unutur,

Anılarını hatırlarken bugününden baktığı için güzeldir geçmiş.


Nasıl hatırlanacağını söylemek bana düşmez anıların. Herkes kendi hayatının başrolü ve yazarıdır neticede. Tüm doğaçlamalar, sahne, metin sizde. Geçmişi nasıl anımsayacağınız da sizin yüreğinizde. İster deliler gibi özleyin, ister nefretle anın. İsterseniz hepsine aykırı yaşayın.

 Aykırı Yaşamaktır normal olan, aykırı dünya düzeninde.

 

‘Geriye bakarak yanıtlıyoruz birbirimizi

Bir destek aranır bir güç alırcasına

Dönerek ikide bir anıların ülkesine..

Alnımızı gererek konuşuyoruz, kaşlarımızı

Bir ince eğimle siper edip bakışlarımıza

Çok iyi bildiğimiz bir duyguyu

O biraz yenilgiye biraz ezikliğe benzer

Ortak yaşadığımız sızım sızım 

Saklamaya çalışıyoruz birbirimizden.

  

Uzun uzun susuyoruz sözün kıyılarında

Hangi kapıyı aralasak bir uzaklık esiyor

Hiçbir düşünceyi sonuna dek götüremiyoruz.

-  Böyle belirlenmiş sınırlar içinde

   Bir iç denetimle, bir dış denetimle

   Konuşmasak da eski tadını yitirdi -

Düşler kuruyoruz yeniden gelecek üzerine

Kaldırıp kirpiklerimizi ayak uçlarımızdan

Dağlara bakıyoruz, ufuklara, bulutlara

Ah, o insan yüreğinin değişmeyen tutkusu

 

Bir güncel sesle sonra, çirkin ve çiğ

Bir kirli görüntüyle hayata ilişkin

Dönüyoruz gerçeğin o kalın çizgisine..

Yeni yeni yaşamlar kuruyoruz ödünler vererek

Aklımızda yüzlerce geçerli açıklama:

"Yaşamak zorundayız nasılsa, iyidir

Hiç yoktan var olmak" adına

Karşı çıktığımız ne varsa yapıyoruz hepsini.

Bir kan pıhtısı gibi yarada kuruyan

Binlerce uyuşturucu merhemle donuyor kalbinizde

Anılar inançlar incelikler düşler..’

 

                                                                


Kaynakça

              Şükrü Erbaş-Aykırı Yaşamak (1953)

08-05-2019