Ay'ın Karanlık Yüzü

A+ A-

Gökyüzü, evrenin varoluşundan itibaren insanoğlunun hayal gücünü şekillendiren en büyük unsur olmuştur. Ve yerkürenin tek doğal uydusu Ay, şüphesiz gökyüzündeki en ilham verici cisimdir. Kendi doğal ışığı olmayan, iç ısısını kaybetmiş bu gökcisminin, gecelerimizi güneşten aldığı ışıkla aydınlatıyor olması onun efsanevi güzelliğinden hiçbir şey eksiltmez. Öyle ki yüzyıllar boyunca şarkıların, filmlerin, kitapların ve efsanelerin başkahramanı olmuştur.

Ayın nasıl oluştuğunu henüz tam olarak bilemesek de aklımızdaki soruları en doğru şekliyle cevaplayan ve bilim insanlarının çoğunun kabul ettiği bir teori vardır. Bu teoriye göre yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Theia adında bir gezegen dünyamızla çarpışmış ve parçalanmıştır. Theia’nın parçalarından bazıları Dünya’ya yayılırken kalan kısım da kütle çekim kuvvetiyle bir araya gelerek Ay’ı oluşturmuştur. Theia Teorisi Ay’ın yüzeyiyle, yoğunluyla ve büyüklüğüyle ilgili birçok soruyu cevaplayabilir tutarlılıktadır. Bilimsel olarak en genel geçer teori kabul edilmesinin sebebi de budur ancak uydumuzun nasıl oluştuğunu halen ispatlanamıştır.



Ay, insanların üzerine iniş yaparak yürüdükleri tek gökcismidir. 1972 yılında, insanoğlu son kez Apollo 17’yle Ay’a ayak basmıştır. Ne yazık ki bu görevden sonra günümüz de dahil olmak üzere hiçbir insanlı ay görevi düzenlenmemiştir. Buna rağmen Ay, her zaman çekiciliğini korumuş ve birçok sanat eserine konu olmaya devam etmiştir.

Ay’a ayak basılmasından yaklaşık bir yıl sonra, 1973 yılında Pink Floyd’a ait “The Dark Side of the Moon” albümü yayınlandı.  Albüm, tüm zamanların en başarılı albümlerinden biridir ve istatistiklere göre her an, dünyanın herhangi bir yerinde, bu albüm dinlenilmektedir. Albümünün popülaritesinin de etkisiyle “Ay’ın karanlık yüzü” kavramı hayatlarımızda ciddi bir yer edinmiştir. Bu efsanevi albümün de teması olan Ay’ın karanlık yüzü, her ne kadar mistik, merak uyandırıcı ve çekici bir kavram da olsa aslında gerçek değildir.

Ay’ın karanlık bir yüzü yoktur çünkü Ay’ın kendisine ait bir ışığı yoktur. Işığını güneşten alan bir gökcismi olduğu için de herhangi bir tarafının karanlık olması söz konusu olamaz. İnsanoğlu göremediğini ve açıklayamadığını daima karanlık olarak adlandırmıştır. Ancak burada karanlık taraftan kastedilen, Ay’ın güneşten ışık almayan kısmı değil dünyamızdan görülemeyen kısmıdır. Dünya’dan Ay’ın hep aynı tarafının gözlenebilir olmasının nedeni Dünya ve Ay “kütle-çekim kilidi” (gelgit kilidi) ile bağlı olmalarıdır. Ayın oluşumdan sonra zamanla, Dünya çevresindeki yörünge periyodu ile kendi çevresindeki bir turu eş zamanlı hale gelip dengelenmiştir. Bu döngü yaklaşık 27 gündür ve bu sebeple Ay’ın yüzeyinin sadece %59’u gözlemlenebilir. Bütün bunların sonuncunda söyleyebiliriz ki Ay’ın karanlık yüzü yoktur ancak Dünya’dan gözlemleyemediğimiz bir arka yüzü, diğer bir deyişle uzak yüzü vardır. (far side of the moon)

Ay’ın arka yüzünde ne olduğuna dair hayal gücü geniş insanlar ve komplo teorisyenleri tarafından ortaya atılmış onlarca teori görebiliriz. Örneğin, bulunduğu konumda doğal yollarla var olması açıklanamadığından ve bulundurduğu öne sürülen Uranyum, Titanyum ve benzeri elementlerden yola çıkılarak Ay’ın uzaylılar tarafından inşa edilmiş olabileceği teorisi oldukça popülerdir. Diğer çok bilinen teoriler ise Ay’ın karanlık yüzünün aslında uzaylılar tarafından kullanılan bir uzay üssü ya da Ay’ın kendisinin dev bir uzay gemisi olduğudur. Tabi ki bu teorilerin hepsi asılsızdır. Ay’ın arka yüzü, 1959 Sovyetler Birliği uzay görevinde, uzay aracı Luna 3 tarafından fotoğraflanmış yani gizem kısmen de olsa çözülmüştür.



Çok uzun zamandır Ay’a uzay görevi düzenlenmediğinden bahsetmiştik. Bunun en önemli nedeni ise bizim Dünya’dan Ay’ın arka yüzünü göremediğimiz gibi Ay’ın arka yüzünden de Dünya görülmemesidir. Ve ne yazık ki Ay’ın arka tarafındaki uzay araçlarıyla bağlantı kurmak mümkün değildir. Görev esnasında bir aksilik çıkması durumunda yönlendirici müdahalede şansı yoktur. Gelişen teknolojiyle bu problem kısmen ortadan kalkmış olsa da riskler hala sayılamayacak kadar fazla ve göze alınamayacak kadar büyüktür

Ay projelerine verilen uzun ara 2019 yılının Aralık ayında nihayet son buldu ve Çin, Ay’ın karalık yüzündeki havzaları, toprak yapısını ve diğer jeolojik oluşumları incelemek amacıyla insansız uzay aracı gönderdi. İletişim sağlayabilmek için de uzay aracından önce Dünya’dan binlerce kilometre uzağa bir iletişim uydusu gönderdiler.  Görevin henüz başında olduklarından elde edilen ve paylaşılan veri miktarı henüz çok fazla değil ancak yakın zamanda uzay aracından gönderilen bazı fotoğraflar halkla paylaşıldı.



Önümüzdeki yıllarda uzay görevlerinin özellikle ay projelerinin hızlanarak devam etmesi bekleniyor. Elon Musk, SpaceX şirketinin 2021 yılı için Ay’a insanlı bir görev düzenleyeceğini açıkladı. NASA, Japonya ve Avustralya’nın da desteklediği Artemis programı adıyla 10 yıllık bir Ay serüvenine başladı ve 2024 yılında Ay’a insanlı görev düzenleyeceklerini açıkladılar. Avrupa Uzay Ajansı da oldukça yüksek bütçeleriyle Ay’ı araştırmaya gideceklerini açıkladılar. Diğer bir uzay araştırmaları iş birliği de Rusya ve Çin ortaklığı olarak açıklandı.

Tüm bunlar bize, önümüzdeki yıllarda ciddi uzay yarışlarına hazırlıklı olmamızı söylüyor. Belki de sadece Ay’ın gizemi çözülmekle kalmayacak, uzayın henüz keşfedememiş olduğumuz onlarca gizemine tanıklık edeceğiz. Göremediklerimizi karanlık olarak adlandırmaktan vazgeçeceğiz. Nasıl Ay, kendi doğal ışığı olmamasına rağmen güneşten aldığı ışıkla gecelerimizi aydınlatıyorsa biz de bilimden ve teknolojiden aldığımız ışıkla geleceğimizi aydınlatacağız.

 

Gerçekten ayın karanlık tarafı yok. Aslına bakarsanız hepsi karanlık.”

("There is no dark side of the moon, really. Matter of fact it's all dark." Pink Floyd’un The Dark side of the Moon albümündeki Eclipse şarkısının ve albümün bitiş dizesi.)


Kaynakça

https://tr.wikipedia.org/wiki/Theia_(gezegen)

https://tr.wikipedia.org/wiki/The_Dark_Side_of_the_Moon

https://www.pexels.com/search/moon/

https://earthsky.org/space/whats-on-far-side-of-moon

09-04-2020
Melahat Ünal

Melahat Ünal

Bilim, Teknoloji, Evren

Evrenin özünün bilim olduğu hayatımızın her alında karşımıza çıkar. Yol göstericimiz, umut ışığımız olarak bilimi seçtiğimiz zaman asla yenilgiye ve yanılgıya uğramayız. Hepimiz yıldızlardan geldik... "Bizler, yalnızca yıldızlar hakkında düşünen yıldız tozlarıyız." Bedenimiz yok olsa da arkamızda bıraktıklarımızla ve enerjinin farklı bir formunda evrenin sonuna kadar var olmaya devam edeceğiz. Varlığınızla evrene değer katmanız dileğiyle... *camelopardalis Kutup Yıldızı’nın aşağısında, Büyük Ayı ile Cassiopeia (Kraliçe) takımyıldızları arasındaki sönmekte olan yıldızlardan oluşan bir takım yıldızıdır. Fark edilir derecede parlak yıldızlara sahip olmadığından uzun bir süre kimsenin ilgisini çekememiştir. Sönük bir takım yıldızı olması görülebilecek hiçbir şeye sahip olmadığı anlamına gelmez. Tıpkı çevremizdeki küçük detayların hayatımızı değiştirebilecek potansiyele sahip olması gibi...

melahatunal51@yandex.com