Avusturya'da Masal Köyü

Son zamanlarda sosyal medyanın mutlaka görmelisin önermelerinden olan Hallstatt köyüne daha gördüğüm ilk fotoğrafında aşık olmuştum. Bu aşkla Viyana rotamızın ikinci gününe planladık bu seyahati. Viyana tren istasyonundan yaklaşık 3 saat yolculukla ulaştık Hallstatt tren istasyonuna. Tren yolculuklarını çok severim. Bu güzergahta tren tercih ettiğime harika yol manzaralarını gördükçe daha da memnun oldum.


                                         


Hallstatt tren istasyonundan köye ulaşmak için çok kısa bir vapur yolculuğu gerekiyor. Karlı dağların arasında göl manzaralı masal köyü daha karşıdan gördüğümde büyülendim. Hava açık olduğundan manzara tüm güzelliğiyle karşımızdaydı.





Noel dönemine denk geldiğimiz için her yer cıvıl cıvıl hazırlanmıştı. Önce ünlü meydanı Market Square'e doğru köy gezisi yaptık. İnsanların ve köyün enerjisi o kadar yüksekti ki gezimiz boyunca 32 diş çevreye gülümsüyordum. Ortalama bir saatte bir ucundan diğer ucuna gezilebilecek bir köy. Sokak sokak arşınladık tabi her köşesini.


       

Ambiyansın sıcaklığından olsa gerek herhangi bir evin kapısını çalsak içeri giriverecekmişiz rahatlığında ortam. Bundan mütevellit pencerelere "Private" (Özel mülk) yazısı yazmayı ihtiyaç görmüş olabilirler. Köy sakinlerinin bu ambiyansı korumak için her yıl evlerini boyadıklarını da öğrendik. Bu sayede renkleriyle ve harika göl manzarasıyla rüyada hissedebiliyorsunuz kendinizi zamanın durduğu bu yerde.


      


Yemek yemek için küçük vapur iskelesinin sol tarafında kalan sahibi Türk olan büfeyi tercih ettik ve enerji depoladıktan sonra christmas marketin cıvıltısına katılıp renkli hediyelikler aldık. Müzikleri ve mutlu insanlarıyla ortam şahaneydi. Ara sokaklarda gezinirken Katolik kilisesine ve köyün mezarlığına ulaştık. Köyün tümüne sirayet eden şıklık mezarlara dahi yansımıştı. Burası fotoğraf çekmek için de tercih edilen, köyü yukarıdan gören bir noktaydı. Meydandan gelen müzik sesiyle de harika bir atmosfer oluştu.


     
 

Kahve içmek için bir yer ararken kahve kokusuyla içeri davet eden bir kapıdan girdik. Burası gönüllülerin ev yapımı pasta, kurabiye hazırlayıp kahve ikram ettikleri bir lokaldi. Kahve servisini bile elleriyle yapan sizi masanızdan kaldırmayan güler yüzlü insanların olduğu bu lokalde yanımızda oturan yaşlı adam bir anda "Dışarı bakın!" diyince irkildim. Lapa lapa kar yağıyordu. "Kahve, Noel ve kar daha ne kadar güzel olabilir? " dedi ve seyahat sever tatlı çiftle güzel sohbetimiz başladı. Dünyanın pek çok yerindeki keyifli anılarını anlatırlarken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.





O kadar güzel ve saygılı bir ortam ki düşünün dışarısı çok soğuk olduğu halde herkes kahvesini bitirdiği an masadan kalkıyor. Bu sebeble tatlı Avusturyalı çiftle sohbetimize doyamadan, tanıştığımıza gerçekten memnun olarak çıktık lokalden. Küçük bir alan olduğu için farklı kişiler de bu keyfi yaşayabilsinler diye.





Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Kahve ve sohbetin de etkisiyle mutluluktan gözlerimin yaşardığını hatırlıyorum. O kısacık zamanda sanki mevsim değişmiş, köyün şahane manzarası karla kaplanmıştı.





Bu yeni manzarasıyla da dolaştıktan sonra son trene yetişmek için yola koyulduk. Hayatımın en güzel gününü yaşadığım bu masal köyünün genel olarak Mayıs- Eylül ayları arasında gezilmesi öneriliyor. Karlı manzarasıyla büyülendiğim Hallstatt kış aylarında da nefis bir tercih olur diye düşünüyorum.

25-01-2018
Zeynep Yıldırım

Gezihanem

Zeynep Yıldırım

Dünya'ya karşı duyduğu merak duygusu ve yolda olmanın verdiği haz ile seyahat eden biri...

zeynep@medyacuvali.com