Antik Yunan Trajedilerinden İnsanlığa Dair Bazı Notlar

A+ A-

Çok sevgili okuyucular, bugün yıllar öncesine gidip şöyle bir kulak kabartacağız ve bugüne dair ne gibi dersler çıkaracağımıza bakacağız. Belki de aranızda ya o kadar da geriye gitmeye gerek var mı diye soranlar oluyordur. Var kardeşim, olmaz olur mu? Nitekim geriye dönüp baktığımızda bugüne dair bazı cevaplar bulabiliyorsak, teknolojiden bilimden ve hatta yıllarca kütüphanelerde tozlanan kitaplardan da bağımsız olarak insana dair temel şeyler varmış diyebiliriz. İşte tam da bu yüzden arada şöyle bir bakmak gereklidir diye düşünüyorum. 


Bizim için uzun, ama dünya için kısa bir süre, yani bundan iki bin yıl önce, insan kardeşlerimiz bahar gelince uyanan taşa toprağa bakarak, doğa uyanıyorsa biz niye uyuyalım diyerek baharı şenlikle kutlarlarmış. Bu kutlamaların en önemli etkinliklerinden biri de tiyatro. Tabi Antik Yunan’ın olmazsa olmazı yarışma da var işin içinde. Her yazar üç trajedi bir komedi yazarak yarışmaya katılır, ve arlarından en iyiler ödüllendirilirdi. Bizlere bu trajedilerin çok azı kalmasına rağmen aslında her biri modern edebiyatın özünü oluşturuyorlar. Nitekim trajedi bir çeşit felsefe yapma yolu olarak karşımıza çıkıyor.


Öncelikle her trajediye acı, keder ve ızdırap üçlüsü eşlik ediyor. Bir de mesaj var izleyiciye: “bak arkadaş! sınırını aşma, yoksa başına bunlar gelir”. Çünkü Antik Yunan insanı kendini evrenin merkezine koyduğu gibi aşırılıkları da sever. Bernard Lewis anlatıyor, Atinalılara göre doğulularda bilim var ama ruh yok, batılılarda ise ruh var bilim yok ancak Atinalılar da hepsi birden var. Kendilerini öyle özel görüyorlar ki Atinalı olunmaz Atinalı doğulur diye de tutturmuşlar gidiyor. Her ne kadar saygın olursanız olun Atinalı değilseniz yönetime de katılamazsınız. İşte bu yüzden belki de Yunanlılar Persleri yenince, Atinalılar da tüm şehirlere hükmetmek için kolları sıvıyor ve güç  her zamanki gibi sahibini zehirliyor. Ve sonra yine hüzün yine keder.


Güç teması hemen hemen her trajedide var. Hatta trajik kahraman olabilmesi için zaten gündelik hayattan olmayan bir karakter olması gerekiyor. Trajik kahramanlar da genelde kaderlerine razı gelmeyen, tanrılara da ya da otoriteye baş kaldıran insanlardan oluşuyor. Burada anlıyoruz ki her şeyin bir bedeli var, bu yüzden de cezalandırılıyorlar. Sakın yanlış anlamayın, herkes otursun ve kaderine razı olsun da demiyor trajediler.. Hatta insan olmanın getirdiği sorumluluğu biraz da bu aşırılıkta buluyorlar. Örneğin Prometheus her gün işkenceye maruz kalmasına rağmen pişman olmuyor çünkü kahramanlığın kitabında yazılı acı çekmek.


Ne dedik peki? Ne ders çıkarıyoruz buradan? Öncelikle anlamak gerekir ki, ne kadar güç o kadar sorumluluk demektir. Aynı zamanda, kahramanlık kendi içerisinde aşırılık barındırır. Ancak doğa bir şekilde o aşırılığı dengeler ve ne olursa olsun karşılığını ödetir. Bu yüzden karar alırken buna dikkat etmek gerekir. Ya aşırıya kaçmadan daha az acılı bir hayatı tercih edeceğiz, ya da kollarımızı sıvayarak daha iyisi için daha fazla zorluğu göze alacağız. 

 


Kaynakça

https://unsplash.com/photos/PkZo8mERNak

03-05-2021
Hüseyin Genç

Hüseyin Genç

Felsefe - Sinema

Odtü Felsefe mezunu, sinema edebiyat ve felsefe düşkünü birisi olarak hayatımı devam ettirmekteyim. Nezaket kurallarını aşmadan, her şekilde ve sürekli tartışmanın düşünceyi taşıyacağını düşünüyorum. Daha gencim, ama buna rağmen kendimden de eminim.

huseyinn.genc@gmail.com

www.youtube.com/c/iguananonproduction

ankara psikolog