Annelere Her gün Anneler Günü

A+ A-

Anneyim hem de ayakları üzerinde duran güçlü sağlam bir anneyim…

Siz hiç yalnız, çalışan hem evi mis gibi, çocuklarının üstü tertemiz olan, topuklu sesiyle ayaklarından değil ruhundan ses gelen anne gördünüz mü?

Mutlaka görmüşsünüzdür...

Bu arada ayaklarından ses gelmesi için topukluya gerek yoktur.

Onların güçleri, onların sesleri ruhtan gelir.

Kendine 5 dakika ayırıp, yüz maskesini yapamayacak kadar yoğun; yaz günü oğlunun çantasına ne olur ne olmaz diyip mont koyacak kadar işsizdir.

İşsizdir. Çünkü: yaz günü kar yağma ihtimali yüzde sıfırdır.

Aaa işsizdir derken, güçlü anneler işsizdir değil! İşsizdir işin ironisi.

İşsizdir demek aslında, birçok işi vardır. Ama o işlerin hepsini alın teriyle halledip, kendine gereksiz
(ama onun için çok gerekli) işler halleder demek.

Sürekli koşuşturmalı hayatın içinden, az koşturuyor gibi kendine işler bulan, kafaya takılmayacak şeyleri sorun edip dertlenip; hatta ufak çaplı bir arkadaşlarla tartışıp, ağlama seansları geçiren ANNELER,

Aslında mükemmel yapıdırlar.

Her dedikleri ilginç bir şekilde çıkar.

Ne derlerse doğrudur.

Kim hakkında ne söylerlerse, işin SONUNDA hep haklı çıkarlar. Bu haklılık belki bu zaman diliminde olmaz. Ama yıllar sonra, çocuğunu kucağına aldığında, şuna döner: vallahi pes haklıymış, ANNEM ne doğru söylemiş “anlayamamışıma(!) döner.

Bu şefkat dolu anneler, ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, narindirler aslında…

Başkasının annesine yan gözle güzel bakacak olmana bile küsebilirler, kırılabilirler. Hatta bir gün ekmek almaya kalkmadın diye:

“Doğru ben iyi bir anne olamadım ki gidesin bakkala” bile diyebilirler.

Oysa;bakkala gitmenin iyi bir anne olmayla ilginç bir şekilde alakası olmamasına rağmen.

İlginç yerlerde, ilginç tepkiler veren anneler aslında özel bir varlıklardır. Kaşıyla, gözüyle bile saygıyı öğretir. Ses tonuyla, “yemeğin altını kıs” diyebilir. Hadi kızım,” bize bir kahve yap” derken ortamdan uzaklaşmamız gerektiğini, nazik bir dille anlatabilir. Birde minik terbiye aleti vardır. Aslında onu gülümseten, kızdıran, utandıran minik sorunlara tek hamleyle ayağındaki terliği eline alabilen ve isabet yeteneği bir komando gibi olabilen annelerimiz,

Bizim her şeyimizdir. Karşılıksız ve sonsuz sever. Biz bunu görmesekte, onların sevgisi hiç bir zaman bitmeyecek kadar büyüktür.

Karnımızın ağrısından, okuldaki sorunumuzu; Arkadaşımızın başına gelen sorunları ona sorduğumuzda, asıl soruları kendimiz için sorduğumuzu anlar ve asla hissettirmez. Net bir şekilde cevap verir ve yine bizi üzmemeye,kırmamaya çalışır. Sorun çözüldüğünü anladığında,” arkadaşın ne yaptı,  halletti mi?” diye sorup minik bir gülümsemeyle,” olayın arkasındayım ve seni destekliyorum “ imajını esirgemez.

İşte bu anlattıklarımın ve daha saymak isteyip, sayamadığım üstün güçleri olan annelerimizin değerini sonuna kadar anlamalı ve kıymetlerini bilmeliyiz.

Ben anneyim ve annem gibi güçlü bir anneyim. Hem ütü yapıp aynı zamanda yemek yiyebiliyor ve yemek yerken yaptığım saçma aerobik hareketlerle mama sandalyesindeki duran oğlumu, gülümsetebiliyorum.

 Şimdi buradan; anası gibi güçlü olan, kasları olmadığı için görünüş olarak çelimsiz annelere ve ütü yaparken hem yemek yiyip hem de oğlunu değişik şakalarla kikirdeten, ANALARA selam olsun. Bizim günümüz sadece 9 Mayıs değil. Her sabah kahvaltı sofrasından kaldırdığımız boş, yani afiyetle yenmiş tabaklarla başlar.

06-05-2021
Sümeyye Göktepe

Sümeyye Göktepe

Hayatın İçinden

Merhaba ben Sümeyye, kış mevsiminde dünyaya geldiğimden yada ilgimden bilmiyorum en sevdiğim mevsim kış fakat sonbahara tutkun bir insanımdır. Hayvanları çok severim ve doğaya bayılırım. Kendimi bildim bileli genellikle kendimle alakalı pek alakam olmaz ama bütün objelere amuda kalkarak bakmışlığım vardır. Kendimi bildim bileli yazıyorum ama dediğim gibi kendimi ne zaman bildiğim hakkında pek fikrim yok. İlk yazmaya başladığımda yedi sekiz yaşlarındaydım. Mezarlığım vardı çocukken, bütün ölen karıncalara bahçemizin bir kenarında mezarlık yapardım. Bir gün çok üzülüp ölen karınca gibiymişim gibi mektup yazmıştım. O zaman nasıl güzelbir şey olduğunu anlamıştım yazmanın, zihninizi kağıda döküyorsunuz kimse sorgulamıyor, günler sonra okuduğunuzda keyif alıyorsunuz. Lise de edebiyat öğretmenim sayesinde yazmaya devam ettim. Bir kaç kez okuluma başarı kazandırdım fakat daha sonra yazılarımı kimseye göstermedim. Şimdide tesadüfler üzerine tanıştığım Medya Çuvalı ve ailesi ile gönül bağı kurmaya karar verdim.Yarışmacı arkadaşlara başarılar diler, sevgilerimi sunarım. Bu arada en sevdiğim şey mısırdır. Evet evet yediğimiz koçanı olan.

 

sumeyyekarakis0810@gmail.com

https://www.instagram.com/sumeyyegok95/

ankara psikolog