Altın Değerlidir

A+ A-

‘Yeni doktora güvenmiyorum’ dedi Mavi Melek.

‘Neden?’

‘Sürekli kim olduğumu soruyor’

‘Ne var ki bunda?’diye sordu İsa.

‘Eski doktor hiç sormazdı kim olduğumuzu. Zaten sorması aptalca değil mi? Adamın masasında dosyamız durmuyor mu? Kimliğimiz adresimiz dosyamızda değil mi? Öyleyse niçin soruyor?’

İsa, gözlerini iyice açıp Mavi Melek’ e baktı.

‘Niçin?’ dedi.

Mavi Melek gülümsedi.

‘Bence Zülkarneyn’ in bana kese getirdiğini biliyorlar. Kesede altın tozu olduğunu biliyorlar. Hafızamın yerine gelip gelmediğini kontrol ediyorlar’

‘Peki, geldi mi?’

‘Bunu sana söyleyemem’

‘Anlıyorum’ dedi İsa ve yere baktı.

‘Sana da bir tutam vereyim mi?’ diye sordu. İsa merak ediyordu kesedeki tozu. Başını salladı. Altın tozundan istiyordu. Mavi Melek, bir çimdik toz çıkardı keseden. Avucuna döktü ve İsa eğilip bu tozu burnuna çekti.

‘Sadece altın değil bu toz. Başka şeyler de karışık altın tozuna. Yarın çok şey hatırlayacaksın İsa’ dedi Mavi Melek ‘bu arada benim gerçek adım İsis’

 

İKİNCİ BÖLÜM

İsa, yemekhaneye geldiğinde biraz şaşırmış gibiydi. Mavi Melek, onu görüp yanına çağırdı.

 ‘Artık kadınlarla erkekler farklı salonlarda yemek yiyecekmiş’ dedi İsa.

‘Öyle mi?’

‘Evet öyleymiş’

‘Kim söyledi?’

‘Şu uzun boylu görevli var ya o söyledi.’

Mavi Melek, sol eliyle İsa’ nın elini tutup, tuttuğu elin avucunu açtı. Sağ elindekileri İsa’ nın avucuna bıraktı. İsa, avucundakilere bakıp çocuk gibi sevindi.

‘Sende miydi?’

‘Bendeydi’ dedi Mavi Melek.

İsa, avucundakilere baktı sürekli. Bunlar Deccal’ in kırdığı saatin akrep ve yelkovanıydı. Deccal, saati Zülkarneyn’ in kafasında kırmıştı.

‘O görevliye güvenmemelisin’ dedi Mavi Melek ‘saatin kırıldığını anlattığımızda bize ne demişti? Öyle bir saat burada hiç olmadı demişti değil mi? Ama bak kırık saatin kalıntıları burada’

‘Cebimden sen almış olmalısın o gece…’

‘Tatlım bunun bir önemi yok’

‘Saat çok ağırdı. Onu da sen kaldırmış olmalısın ortadan. Ne kadar kuvvetli olduğunu gördüm’

‘Tatlım…’

‘Niçin yaptın bunları Mavi Melek?’

‘Tatlım…’

‘Bana annem ‘’tatlım’’ derdi’

‘Ben senin annen değilim’

‘Biliyorum’ dedi İsa ‘biliyorum benim annemin adı…’

‘Nedir tatlım senin annenin adı?’

‘Benim annemin adı…’

‘Evet… nedir annenin adı?’

‘Benim annemin adı… Meryeeem’ diye bağırdı İsa. Bağırdıktan sonra ağlamaya başladı. Mavi Melek de ağlıyordu.


Kaynakça

Kullanılan görsel, ressam UĞUR AKALIN' a aittir.

27-02-2021
Osman Akalın

Osman Akalın

Öykü Yazarı

Bünyan doğumlu yazar Ankara'da yaşamaktadır. Turuncu ve yeşile gönül bağı vardır. Yıkanmış beton kokusunu ve leylak kokusunu önemser. Bu kokularda çocukluğunu ilk gençliğini muhafaza eder. Öfke, intikam duygusu yoktur. 'Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına' şarkısına müpteladır. Kızarmış patatesi ve beyaz peyniri çok sever. Hayal gücünün, sabrının ve hoşgörüsünün sınırları henüz kendisi için de muammadır. Asla pes etmez. Mucizelere inanır. Profil resmi Uğur Akalın' a aittir

osmanakalin38@gmail.com