Akdeniz'in eşsiz köşesi : Kaş

Seyahatlerimizin amacı kaçmak olunca lokasyonlar da sakin olanlardan seçilir oldu. Şehirden, trafikten çoğu zaman rutinden kaçmak uzaklaşmak için Türkiye'de seçilebilecek çokça izole lokasyon var. Bu konuda şanslı olduğumuzu söylemek oldukça mümkün. Çoğu lokasyon güzellikleriyle cennetten bir köşe adeta.Bu köşelerden benim gözbebeğim kesinlikle Kaş. 

Datça tatilim sırasında Ekşi Sözlük'te okuduğum sıcacık bir yazıda tanıştım Kaş ile. Merakımı o kadar cezbetmesine rağmen ertelediğim keyiflerdendir Kaş yolculuğum. 

Dalaman Havalimanı'na yaklaşık iki saatlik mesafede bulunuyor. Yolları bir hayli meşakkatli ancak ulaştığınız güzellik için her türlü değiyor. Rezervasyonumuzu yaptırdığımız kamp alanındaki insanların samimiyetine bakarak bölgenin güzelliğine hoş gelmiştik. Çadır planıyla başlayan seçimimizin klimalı bungalovlara geçişi şehri üzerimden atamama adına üzücü olsa da doğasının güzelliği ve ortak alanlardaki güleryüz, doğallık teselli etti beni. Gecenin dördünde bungalovun küçük deliğinden yılan girebilir mi diye uyanırken çadır hayali nasıl kurabiliyorum apayrı bir mesele.



Kaş için en ideali araçla gezmek sanırım. Küçük minibüsler sıklıkla popüler yerlerine gitse de mesafeler uzak ve Akdeniz sıcağı malum. Akçagerme, Küçükçakıl, Büyükçakıl, İnceboğaz, Limanağzı, Patara ve Kaputaj gibi nefis plajları barındıran Kaş'ta ben ilk tercihimi Patara plajından yana kullandım. 

Kaş'a 42 km mesafede olan Patara Plajı Türkiye'deki en uzun plajlardan biri.(12km) Girişinde Patara antik kenti karşılıyor bizi. Bu kent Likya'nın en eski kentlerinden biri ve İki bin yıllık geçmişi olan dünyanın en eski fenerine de ev sahipliği yapıyor. Antik kentin devamı halka açık plaja çıkıyor ve biraz yürüme mesafesi olsa da incecik kumlar insanı yormuyor. Derinleşmeyen, durgun, nefis bir denize çıkıyor bu yürüyüş.



Aynı zamanda Caretta Caretta'ların üreme alanı bu plaj. Zaten bu konu da epey zevkliler malum onları takip ederek bile güzel plajları keşfedebiliriz. Günün sonunda Patara kum tepelerinde güneşin batışını seyretmek de kaçırılmaması gereken güzelliklerden sadece biri.  

Buraya kadar gelmişken 20 km mesafede olan Kalkan'da akşam yemeği iyi bir fikir olabilir. Son yıllarda özellikle villa kiralamanın popüler olduğu Kalkan, huzuruyla ve begonvilleriyle kesinlikle görülesi. 

Kampta kalabalık, keyifli ve sohbetli gecen kahvaltıdan sonra Kamp sahibi Can Bey'in hava şartları, dalga uyarılarına rağmen erkenden düştük Kaputaş yoluna. Kaş'tan 20 km mesafede bulunuyor. Son zamanlarda sosyal medyada sık rastladığımız tepeden müthiş manzarasının yanında uzun merdivenleri de varmış meğer.



Zorlukları genelde göremiyoruz bu mutluluk alanlarında malum. Tatilde asla yorulmadığımdan ve şikayet etmediğimden pıt pıt indik tüm merdivenleri gayet tabi. Minicik taşlardan oluşuyor plaj ama asla rahatsız etmeyecek miniklikte taşlar var ve kirlenmediğinizden taş plaj sevenler için bire bir. Ancak tamda uyarıldığımız gibi yüksek dalgalarla savaşa girdik. Dalga boyu o kadar yükseldi ve sahile çarpıyordu ki insanları bir noktadan sonra yüzmeden ziyade oyuna dönüştü Kaputaş ile ilişkimiz. Doğanın kudretine de hayranız neticede. Suyu o günün havasının da etkisiyle Patara'ya göre yüksek ve dalgalı. Türkiye'nin en güzel koylarından biri Kaputaş. Bu yüzden biraz şiddet uygulasa da bizlere güzelliğiyle katlanılabilir bir oyundu. Küsmedik ama acıktığımızdan Kaş merkezin yolunu erken tuttuk. 

Sahil kasabalarının en sevdiğim yanıdır hediyelik eşya satan renkli dükkanlar, dondurmacılar ve cafe barlardan gelen yaz şarkıları. İçimizde de güzel şarkılar çalmasına sebep olan mutluluk detayları.




Kaş'ta bu güzellikleri yaşamak daha fazlasıyla mümkün çünkü diğer tatil yörelerine göre fiyatlar çok uygun. Aldığımız sudan, hediyeliklere, yemeklere kadar samimiyetini katlayan bir uygunluk söz konusuydu :) Ki öncesindeki okumalarımda insanların en çok çekindiği şeylerdendi popülerleşmesi ile birlikte samimiyetin ve fiyatların değişmesi. Şimdilik durumlar güzel. Kaş'ın renkli sokaklarını gezerken diğerlerine göre daha sakin olduğunu gözümüze kestirdiğimiz Bahçe Balık oldu tercihimiz. Nefis yemekleri ve samimi çalışanlarıyla çok özel bir akşamdı. Mevsimi olmadığı için kabak çiçeği dolması yoktu ama tazeliğine verdikleri önemi anlattıklarında ikna oldum haliyle. Meşhur Uzun Çarşı'sındaki bohem dükkanlarda kendimi kaybederek bitirdim günü.


Kaş- Kalkan bölgesi ziyaretini zenginleştirmek için iki güzel seçenek daha önerebilirim. Kaş'tan kalkan Meis Ada turu ve Kekova turu. Meis adası 12 adaların en küçüğü ve Kaş'a 20 dakika mesafede olan Yunan adası. Bu kadar yakınken pasaport istemesi üzücü olan yerlerden. Kaş'tan kalkan feribotlar ile gidilebiliyor ve schengen vizesi olmayanlar için kapı vizesi isteniyor. Ege ve Akdeniz'e giderken hep tembihlendiğim halde pasaportumu yanıma almadığımdan ertelenen minik bir yolculuk. Bu güzelliği perçinleyeyim kısa bir Yunan havası soluyayım diyenlere çok yakın mesafede. 

Kekova turu ise  Üçağızdan başlayarak, Akvaryum koyu'nda yüzme, Kekova batık kenti, Kaleköy (Simena), kral mezarları rotasını izliyor. Akvaryum' un berrak sularında yüzme ve Kaleköy'de taze meyvelerden yapılan dondurmasını tatmak için dahi tavsiye edilecek gezilerden. 

Özellikle bizim neslimizle birlikte insanların tüm tatillerini aynı tesiste geçirmek yerine daha çok yer keşfetme, farklı yerler deneyimleme isteği ne güzel. Keşfetmek, arşınlamak ya da sadece sakinliğinin tadını çıkarmak için Kaş mükemmel bir istikametti. Öyle ki dönüşümüzün Fethiye üzerinden olacağını söylediğimizde Can Bey Fethiye'nin Kaş'tan çok daha turistik ve farklı olduğu konusunda bizi uyardı. Biz zaten Kaş'ın eşsizliğini deneyimledikten sonra seçeneksizliğimizin çoktan farkındaydık tabi. Kaş Havalimanı'nın açılmasına da az kaldığı düşünülürse kitleler tüketmeden Kaş'ı Kaş haliyle yaşayın derim nacizane. 


28-06-2018