Aile ile Yaşamanın Üretkenliğe Etkisi

A+ A-

Yıllardır yalnız yaşayan biri olarak, pandemi döneminde ailem ile yaşamak benim için oldukça zorlayıcı oldu. Farklı bir düzende misafir gibi hissetmemin yanı sıra üretkenliğimin ve çalışma kapasitemin de azaldığını fark ettim.



Ergenlik döneminde çoğumuz olduğumuz yerden uzaklaşmak ve yeni bir düzen kurmak için bir içgüdü geliştirmeye başlıyoruz ve bu da var olan düzenle çatışmalara neden olabiliyor. Bu özellik kitlelerin yayılımını ve çeşitlenmelerini sağlamak açısından, evrimsel olarak yararlı bir durumdur.

Fakat günümüzde hayatta kalmak için uyumlu olmaya zorlayan bir sistem mevcut. Kurulu düzenin dışına çıkmadan mümkün olduğunca az sorun ile yaşamaya çalışıyoruz. Makineleşen düzen bize güvenli ve konforlu bir alan sağlar. Bu alanın içinde tüm ihtiyaçlarımız karşılanır ve farklı arayışlara eğilim göstermeyiz. İhtiyaçlarımızı sürekli olarak dışarıdan hazır olarak aldığımızda, bilişsel yeteneklerimizin çeşitlenmesine pek de gerek kalmaz. Kolaylaştırılmış hayatların içerisinde yani zorlanmadan, çıkış yolu arama mecburiyetine girmeyiz.



Kolektif bir yaşam tarzı, değişik görevleri yerine getirmek, yeni insanlarla tanışmak ya da farklı tecrübeler kazanmak konusunda cam bir duvar görevi görmekte. Konforlu düzenlerde otomatik davranmaya, davranışlarımız üzerine düşünmemeye başlarız ve yeni stratejiler geliştirmeyiz. Bu noktada aile evi gibi konfor alanı oluşturan düzenlerin, kişileri tembelleştirdiğini söyleyebiliriz.


Ayrıca ailelere de eleştiri getirmekte yarar var. Özellikle doğu kültürlerinde çocuklarını bir proje olarak gören bencil ve korumacı aileler, çocukların bireyselleşmesine imkân sağlamadığından, kurdukları düzenin bozulmaması için çabalamaktadır. Bu şekilde çocuklar da bir topluluğa bağımlı olarak yetiştirilmektedir. Yalnız yaşama ve bireysel bir hayat sürme fikrinin korkutuculuğu karşısında kalan aileler, bireyleri topluluklar arası bir alışveriş nesnesi olarak kullanmaktadır. ‘’Evlenene kadar bizimle yaşarsın.’’ Yani ancak başka bir kuruma bağlı olacağın zaman buradan ayrılabilirsin mantığı ile topluluklardan bağımsız bir hayat sürme fikri, her anlamda marjinal olarak kalmaktadır.


Bunun yanında kendi düzeninde, keşif ve deneyimlere açık olarak yaşayan bireyler, daha geniş bir vizyon ile kendini kalıplardan uzaklaştırıp yaratıcı olmaya itilmektedir. Çünkü birey, başka bir düzenin parçası olmadan kendi sistemini kurduğunda, verilen hazır kalıplara daha az maruz kalarak kendi bilişsel eşleşmelerin yapmaya başlamaktadır.


Yalnız kalabilmenin önemi bu durumda oldukça önemli bir yerdedir. Yalnız kalmak ile asosyallik değil kendimizle de kalabilmenin gerekliliğini vurguluyorum. Pandemi döneminde izole edilen hayatlarda gördük ki birçok kişi için yalnızlık can sıkıcı olduğu kadar korkutucu da bir durum. Bu yüzden yalnızlığı bir eziyet olarak değil günümüzde sahip olunması zor bir servet olarak görmek üretkenliğimiz ve psikolojik sağlığımız için de daha uygun olacaktır.


Kaynakça

http://www.andreabalt.com/5-things/

Görseller: pexels.com 

31-08-2020